Tahtakurusuna yenik düşen Muğla sağlıkta bir skandal daha...

BAŞKANLARA KARNE VERİLMEDİ

Bazı haberler, olaylar vardır bekleyemez...

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras bu yeni görevinde bir yılını 31 Mart 2025’de tamamlamış bulunuyor. Sadece Başkan Aras değil, tüm başkanlar bir yıllarını doldurmuş durumdalar.

Önceki günkü yazımda da vurguladım, yerel seçimlerin hemen ardından yaptığı açıklamada Cumhuriyet Halk Partisi’nin sandıktan birinci parti çıktığını ve yerel yönetimlerde ortaya konacak başarılı çalışmalarla ilk seçimde iktidara gelecekleri değerlendirmesini yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 ayda bir başkanlara karne vereceklerini ve ‘başarısız olanların gözünün yaşına bakmayacaklarını’ açıklamıştı.

İlk bir yıl doldu. ORC araştırma şirketinin arada bir yayınladığı anket sonuçları dışında ortada bir karne yok.

Başkan Aras, büyükşehir başkanı olduğundan mı ne gecikmeli de olsa Muğla’da ilk yılım ilk değerlendirmesini yapan başkan oldu.

 “1 Yılı Değerlendirme ve Bilgilendirme Toplantısı”na damgasını vuran Danışman Levent Arkan’dan henüz toplantıya gelemedik. Bugün de ara verdik... Bekleyebilir. Ancak “sağlığı iyice bozulan” Muğla sağlık kurumlarında yaşanan gelişmeler bekleyemez... Artık kangrenleşiyor...

+

TAHTAKURUSU SORUMLULARI RAHATSIZ ETMİYOR MU?

Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nde neredeyse bir yıldır bu “yapay zeka” çağında “tahtakurusu” ile mücadele yaşanıyor. Ne yaptılarsa ya da yapmadılarsa başarılı olamamışlar. “Ne yapmadılarsa” dediğim, temizlik, hijyen meselesi tabii... İnsan “Bir sağlık kurumunda nasıl olur?” diyor değil mi?

Oluyormuş... Hatta yayılmada gösteriyormuş.

Geçtiğimiz günlerde o “tahtakurusu istilasına uğrayan” Eğitim araştırma Hastanesinde mücadeleden başarılı sonuç alınamadığı gibi, tahtakurusunun buradan ilçelerdeki kamu hastanelerine de yayıldığı haberleri yapılmıştı. Ben de şaşkınlık içinde bu köşeden paylaşmıştım.

Vatandaşlar “Bu Muğla Sağlık Müdürü ile Eğitim Araştırma Hastanesi yöneticileri hala görevlerinde kim, kimler tarafından ve neden tutulduğunu” bize sormaya başlarlarken, Esma Turan arkadaşımız 5 Mayıs da “Muğla’da hastanede tahta kurusu istilası sürüyor” başlıklı haberini paylaştı. Şöyle:

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tahta kurusu sorunu devam ediyor. Hastane çalışanları ve vatandaşlar, böceklerin özellikle acil serviste sıkça görüldüğünü öne sürdü. Sağlık çalışanları, tahta kurularının çantalara ve kıyafetlere bulaşabileceği endişesiyle işe tedirgin geldiklerini ifade etti. Yapılan ilaçlamalara rağmen sorunun tamamen giderilemediği, kalıcı bir çözüm beklendiği bildirildi.

Gece saatlerinde böcek yoğunluğunun arttığı, bu durumun hastaneye gelen vatandaşları da rahatsız ettiği kaydedildi.

Garip olan şu.. Tahtakurusu özellikle geceleri yataklı hastaları ve yakınları ile hastaneye yolu düşenleri rahatsız etse de sanırım sorumluları, yetkilileri rahatsız etmiyor...

+

İYİ Kİ ABDULLAH GÜL VAR

Tabii sağlık sektöründe yaşanan sorunlara çözüm bulması gerekenler, ad vermeden bu konuda çıkan haberlerin sahiplerini üstü kapalı şekilde eleştirmeyi ve olup bitenleri de “sağlık kurumlarına yönelik bir kampanya” olarak değerlendirmeyi maalesef tercih edebiliyor.

Oysa siyaset sağlık kurumlarından elini çekse bu skandallar son bulabiilir.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’da “1 Yılı Değerlendirme ve Bilgilendirme Toplantısı”nda bir soru üzerine Reklamcı Danışman Levent Arkan’ı anlatırken arş-ı alaya çıkarırken, ona yönelik iddiaların aslında kendisine yönelik bir “kumpas” olduğunu savunuyordu.

Bu “kumpas” meselesini yarın masaya yatırırız. Bugün “sağlığı bozulmuş sağlığımıza” bakıyoruz...

Bu gidişle Birlik Sağlık-Sen Muğla İl Temsilcisi Abdullah Gül için “İyi ki varsın” diye ya yazı kaleme alacağız ya da pankart açacağız.

Menteşe Devlet Hastanesi ile ilgili bakanlık nezdinde girişimleri, basını iyi kullanması ve verdiği hukuk mücadelesi sonucu Menteşe Devlet Hastanesi bugün AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin de Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile görüşmesi sonucu yenilenme ile karşı karşıyadır...

Abdullah Gül ise bu defa da “radyasyon skandalı” peşinde...

+

CUMHURİYET SAVCILIĞINA SUÇ DUYURUSU

Yok hayır, Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ortaya çıkan skandaldan söz edilmiyor.. Buradaki skandal ile ilgili ne yapıldı, ne yapılıyor bir belirsizlik yaşanırken, bir radyasyon skandalı da Köyceğiz de ortaya çıktı.

Basında yer aldığı gibi, Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde sağlık çalışanları rahatsızlanınca Röntgen Çekim Odası’nın duvarına bitişik Kan Alma Bölümünün bulunduğu odada radyasyon ölçümü yapıldı ve şaşkınlık yaratan acı gerçek ortaya çıktı. Hastalar ve çalışanların son 2 yıl boyunca yüksek doz radyasyona maruz bırakıldığı anlaşıldı.

Yani Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde özel şirketin işlettiği Nükleer Tıp Merkezi’nde teknisyenlerin, tiroid sintigrafisi çekerken hastalara çok yüksek dozda radyoaktif madde verdiği skandalından sonra ikinci “Radyasyon skandalı” Köyceğiz de ortaya çıkmış bulunuyor.

Allah üçüncüsünden korusun demekten kendimi alamıyorum ve bir başka yerde bir başka skandal çıkarsa da kesinlikle şaşırmayacağım.

Birlik Sağlık-Sen Muğla İl Temsilcisi Abdullah Gül, Köyceğiz’desağlık çalışanları ve hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu...

+

Gül, 2020 yılında lisanslı olarak hizmete giren röntgen odasının yanına 2023’te izinsiz olarak Kan Alma Birimi inşa edildiğini, ama gerekli yerlere zorunlu olmasına rağmen bildirilmediğini ve gerekli önlemlerin alınmadığını şöyle anlattı:

Yapısal değişiklikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na yeni adıyla Nükleer Denetleme Kurumu’na (NDK) bildirilmemiş, ilgili kurumlardan izin alınmamıştır. Skandal sadece bununla da sınırlı değil. 2023 Mart ayında kan almada görevli tekniker tarafından verilen dilekçe görmezden gelindiği gibi önlem konusunda da adım atılmadı.

Aklım almıyor. Bu işler özel hastanelerde olur diye kanıksamıştık... Şimdi kimse “kampanya” filan demesin, bu işler meğer kamu hastanelerinde de olurmuş. Ben söylemiyorum, bir sağlık sendikacısı söylüyor. Gül, “Yapısal değişiklikler Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na yeni adıyla Nükleer Denetleme Kurumu’na (NDK) bildirilmemiş, ilgili kurumlardan izin alınmamıştır. Skandal sadece bununla da sınırlı değil. 2023 Mart ayında kan almada görevli tekniker tarafından verilen dilekçe görmezden gelindiği gibi önlem konusunda da adım atılmadı” ifadesinde bulunuyor.

+

RADYASYON ALANLARIN HALİ NE OLACAK?

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Birlik Sağlık-Sen Muğla İl Temsilcisi Abdullah Gül, olup biteni şöyle anlattı:

2024 Mayıs ayında Radyasyon Koruma Sorumlusu (RKS)nun değişmesi ile personelin sağlık sorunları dile getirilmesi üzerine 6 Haziran 2024 de yönetim toplantısı yapıldı. Toplantıda alınan karar ile personel Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesine sağlık kontrolüne sevk edildi. Yalnız diğer alınan karar olan NDK’dan denetleme talep yazısı yaklaşık dört ay sonra 23.09.2024’te yazıldı. 6 Aralık 2024 de NDK tarafından yapılan denetimde ortamda olduğundan çok daha fazla miktarda radyasyon tespit edildi. 2024 yılı Aralık ayında NDK tarafından yapılan denetimlerde, röntgen cihazının ışınlama alanına çok yakın olan ve yalnızca 1 mm kalınlığında kurşun ile kaplanan duvarın, gerekli olan 2.2 mm zırhlama şartlarını sağlamadığı ortaya konmuştur. Bu durum, duvarın hemen arkasındaki Kan Alma Birimi’nde görev yapan sağlık çalışanları ile kan veren hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığını ortaya koymuştur. Denetim sırasında radyasyon düzeyinin yasal sınırların çok üstünde olduğu tespit edilmiş, hastalar ve çalışanlar içerideyken acilen cihaz kapatılmış ve röntgen odası ile kan alma biriminin faaliyeti durdurulmuştur. 16 Aralık 2024 itibariyle cihaz lisansı iptal edilmiştir.

İyi de Muğla Eğitim Araştırma Hastanesinde gereğinden fazla radyasyon alanlar ile Köyceğiz’de radyasyona maruz kalan ve bunun sonucu “olumsuzluklar” yaşayanların hali ne olacak?

+

Bu süreçte hastane yönetimi tarafından hiçbir işlem yapılmadığını öne süren ve “Tüm bu süreçte hastane yönetimi, çalışanlar tarafından yapılan uyarılara ve yazılı başvurulara rağmen hiçbir işlem yapmamış, bu ihmal zinciri sonucunda halk sağlığı açık şekilde tehlikeye atılmıştır.” diyen Abdullah Gül şöyle devam ediyor:

Bu nedenle yaptığımız suç duyurusunda, sorumlu kamu görevlileri hakkında ‘radyasyon yayma suçu’ ve ‘görevi kötüye kullanma’ kapsamında cezai işlem başlatılması talep edilmiştir. Ayrıca 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4, 5 ve 6. maddelerine aykırı davranıldığı da dosyada belirtilmiştir. Halkın sağlığını korumak ile çalışan personelin kaliteli bir ortamda hizmet vermesi için kendilerine verilen makamlarda, insanlarımızın sağlığının hiçe sayılması asla kabul edilmez bir durumdur. Bu tür olaylar insanlarımızın sağlığına kavuşması için fedakarca çalışan sağlık çalışanı arkadaşlarımızın emeğini gölgelemektedir

Peki gerekenler yapılır mı? Bilemiyorum... Bildiğim, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki radyasyon skandalı ile ilgili süren soruşturmada, şüphelilere, kamu kurum ve kuruluşuna karşı dolandırıcılık, radyasyon yayma, edimin ifasına fesat karıştırma, görevi kötüye kullanma suçları yöneltilmekle birlikte skandalın ortaya çıkmasının üzerinden haftalar geçmesine karşın Sağlık Bakanlığı müfettişinin incelemelere başlamamış olmasıdır. Başlatıldıysa da kamuoyu bilgilendirilmedi...

Geçtiğimiz günlerde Muğla’da Sağlık Bakanlığı’nın müfettişleri vardı. Geldiler ilçeleri de ziyaret ettiler, bakalım ne çıkar...

İzliyoruz...

---------------                           --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Düşmanıma dahi Akıl Sağlığı ve Vicdan Zenginliği diliyorum..!