Geldiğimiz zamanda,
Siyasetin;
Ayrıştırıcı,
Yozlaştırıcı,
Düşman edici dilini bir tarafa bırakıp,
Birleştirici,
Bütünleştirici,
Yüceltici değerler ile,
Birlik olup,
Anadolu'ya Kuva-yi Milliye bayrağını açmalıyız.
Kuva-yi Milliye'den sonrada
Hakimiyeti Milliye'yi,
Bunları düşünüyorum hep.
Aklımdan kovalasam da koşup tekrar geri geliyor.
Gecenin içindeyim,
Gözlerimi tavanda,
Sırtım yerde,
Dalmışım,
Bir film,
Dünyanın kalbi bir ülkenin filmini izliyorum,
Filmde,
Küresel bir çete var,
Bu çetedeki karakterler iş bölümü yapmışlar.
Olay 2002 de geçiyor.
1000 yılının intikamı dedikleri,
Bir tatbikat yapılıyor.
Millennium Challenge 2002 tatbikatı.
Ve bu tatbikatta çok ilginç bilgileri seyrediyorum.
Senaryosu enteresan derecede,
Tanıdık gelecek bir tatbikat.
Bu filmde yani,
Bu tatbikatta;
Akdeniz'de bir ada ülkesi ile sorun yaşayan,
Ve birçok azınlık barındıran bir ülke var.
Bu ülke stratejik açıdan,
İki KITAYI birbirinden ayıran,
Bir su yolunun ve iki kıtada birden toprağı olan ülke.
Bu ülkede çok büyük bir deprem oluyor.
Sivil hükümet depremle mücadele edemez durumda.
Kaos durumunda ordu duruma el koyar.
Ve uluslararası yardım çağrısı yapılır.
BM yardım amaçlı deprem olan ülkenin topraklarına girer.
Avrupa'nın deccali ülkeler de girmiş,
Ve başka ülkeler de,
Özellikle;
Okyanus ötesi NATO ülkesi de sürmüş gelmiş gemilerini bu ülke için.
Ağzının suyu akıyor.
Hepsinin de ağızlarının suyu akıyor.
Güya depremle zarar gören ülkeye destek olacaklar.
Ülkeyi işgal edip,
Paylaşmak istiyorlar.
Kendileri yapay bir deprem yaratıp,
Kurguladıkları oyunu oynuyorlar.
Ülke içine girmek için yarattıkları senaryoyu oynuyorlar.
Yardımlarının kendi askerleri tarafından yapılmasını da,
Bu yüzden şart koşuyorlar.
Hedef ülke;
Ülkeye girmekte olan iblisin askerlerinin miktarı,
Ve faaliyetlerinden kuşkulanıyor,
Hedef ülkenin ordusuyla iblislerin orduları arasında
Savaş çıkar,
Ve ülke 96 saat içinde işgal edilir.
Yani BİN YILLIK intikam alınır.
Terleyerek uyandım.
Aklıma vatanım geldi.
Güzel Anadolu'm geldi.
Misak-i Milli topraklarımız geldi.
Yaşadıklarımın,
Seyrettiklerimin,
Kabus olmasını diledim.
Bu senaryo bizim içindi.
Şimdilerde oynanan küresel oyunları düşündüm.
Anadolu'nun Türksüzleştirilmesi,
Mülteci deposu haline getirilmesi,
Araplaştırılarak adım adım,
Milletimin yok edilişini görmek,
Gözlerimi doldurdu.
Düşündüm neler yapabiliriz.
Hatay bizim için çok önemli.
Kara Kuvvetlerinin çok önemli bir kısmı burada olmalı
Özellikle Samandağ,
Yayla Dağ ve Top Boğazı düşmana geçiş vermemeli.
Denizde de çok önemli birliklerimiz burada olmalı.
İskenderun limanı çok çok önemli
Kıbrıs yavru vatan;
Anavatandan vatanın aslı unsurları vatandaşlarımızdan
Kıbrıs'a göç sağlamalıyız.
Toprak, konut vererek vatandaş sayımızı arttırmalıyız.
Burada da hava ve deniz kuvvetlerimizi güçlü tutmalıyız.
Özellikle Trakya çok dikkat etmemiz gereken alanlar.
Burada da kara kuvvetlerimiz çok güçlü olmalı.
Yunan Adalarının silahsızlaştırılması için,
Gereğini de yapmak zorundayız.
Karada, deniz de, havada düşmana geçit vermeyeceğiz.
İstanbul, Hatay, İzmir, Antalya için teyakkuzda kalmalıyız.
BM (Birleşmiş Milletleri) ve İblislerin ordularını vatanımıza sokmayacağız.
Savunma Bakanlığımız var ama
TAARUZ BAKANLIĞI'da kurmak zorundayız.
Savunmak bir eyleme karşı,
Taarruz ise aktif bir şekilde istediğim an kaplanım demektir.
Yaşadığım hayalle gerçek arası senaryo,
Toplumsal ve siyasi uyanışı yaratmam konusunda,
Bir vazifem olduğunu hatırlattı.
İnsanlığın kolektif vicdanı ve bilincinin değişimi için uğraşıyorum.
Suni deprem ve sonrasındaki senaryo denince aklıma,
CENGİZ HAN'ın kedileri geldi aklıma.
Cengiz Han 1207 yılında Tangutların,
Vulahay şehrini kuşatmıştı.
Surları bir türlü aşamadı.
Bunun üzerine barış elçilerini gönderdi Tangutlara.
Kuşatmayı bırakacağını ama
Barış için,
Tüm kedi ve kuşlarını istediğini iletir.
Tangutlar bunu kabul ederler
Ve 1000 kadar kedi ve kuşu Cengiz Han'a verirler.
Cengiz Han'ın merhamet duygusu gelişmemiş bir liderdir.
Acımasızdır.
Moğollar,
Aldıkları bu kedi ve kuşların ayaklarına,
Pamuk ipliklerini bağlayıp,
Bu pamuk ipliklerini ateşe verip,
Hayvanları yanar durumda salarlar.
Can acısı ile bu zavallı hayvanlar,
Yuvalarına yaşadıkları yerlere koşarlar.
Bir anda tüm şehir tutuşur ve alev alır.
Halk ne olduğunu anlayamaz
Şehirde KAOS oluşur,
Cengiz Han istediği kaosu oluşturmuştur.
Moğol askerleri oluşan kaosla,
Şehre saldırırlar ve
Şehri teslim alırlar.
Kıssadan Hisse.
Yapay bir depremle,
Anadolu içinde bir kaos yaratmak,
Bu kaosla birlikte,
Karmaşada,
Cengiz Han gibi saldırıp,
Anadolu'yu teslim almaktır.
Uyanacağız.
Bir olup diri duracağız.
Taarruz Bakanlığını kuracağız.
Her daim teyakkuz da olacağız.
Armegadon dedikleri insanlığı kıyamet savaşına sürüklüyorlar.
Melhame-i Kübra'yı kazanacağız,
Zalimlere dur diyecek olan insanlığın kolektif şuuru ve vicdanı,
Son hükmü verecek olan da Mahkeme-i Kübra'dır.