Suyu Yönetemeyenler

Her yağmurda,

Sokaklara,

Derelere,

Hatta denize akıp giden suya,

‘Bedava’muamelesi yapıyoruz.

Oysa ki elimizden akıp giden,

Türkiye’nin en stratejik sermayelerinden birisi ‘Su’ dur..

Günümüzde artık yağmur romantik bir doğa olayı değil,

Doğru yönetilmezse risk,

Doğru yönetilirse ekonomik fırsattır.

Oysa yağmur suyu hasadı,

Tarımdan sanayiye,

Belediye bütçelerinden,

Hane ekonomisine kadar,

Geniş bir etki alanına sahiptir.

Çatılarda toplanan yağmur suyu,

Basit filtre sistemleriyle,

Bahçe sulamasında,

Park bakımında kullanılabilinir.

Lakin kullanmıyoruz.

Sistem geliştirmemişiz.

Her yağmur yağdığında,

Sokaklarımızı su basıyor,

Dereler taşıyor,

Altyapılar çökerken,

Milyonlarca lira zarara uğruyoruz.

Sonra da doğanın gazabı diyoruz.

Oysa mesele doğa değil;

Yanlış yönetim,

Yanlış şehirleşme,

Yanlış su politikasıdır.

Ülkemiz su zengini bir ülke değil.

Buna rağmen akıllanamadık.

Yağmuru bertaraf edilmesi gereken,

Bir sorun olarak görüyoruz,

Ve sorun olarak yönetiyoruz.

Barajlara milyonlarca para harcıyoruz,

Fakat gökten bedava gelen suyu toparlayamıyoruz.

Bu plansızlığın,

Bu yanlış şehirleşmenin,

Bu ciddiyetsizliğin bir göstergesidir.

Çin’e bakıyorum,

Kaynakları korumak,

Üretebilmek için,

Ay’a merdiven kuracak.

Tüm işleri,

Milletinin hak ve menfaatleri için yapıyor.

Adamlara hayran olmamak imkansız.

Biz ise atalete yenilmişiz.

Bu kadar mı bu illetin içinde kalabiliriz.

Yağmuru stratejik bir kaynak olarak değil de,

Bertaraf edilmesi gereken bir sorun olarak gördükçe,

Betonlaşmış şehirlerimizde betonlaşma yaratıp

Yağmur suyu hasadı yapamıyoruz ?

Yapmıyoruz.

O bilinçte değiliz.

O sorumlulukta değiliz.

O vatan sevgisinde değiliz.

Yağmur suyu hasadı,

’Çevreci hobi ‘değil,

Ulusal güvenlik meselesidir.

Su krizi kapımızdayken,

Tarımı yer altı suyuna mahküm eden politikalar,

Sürdürülebilir değildir.

Çiftçi kuraklıkta kaderine terk edilirken,

Beton yığını kentlerden yağmur suları,

Denizlere ya da kanalizasyonlara akmakta.

Yağmur suyunun kanalizasyona akması,

Kanalizasyon yükünü arttırmakta.

İşleri zorlaştırmakta.

Bunlar yanlış önceliklerin sonuçları.

Belediyeler bütçelerinin büyük bir kısmını,

Arıtmaya ve alt yapı tamirine harcarken,

Bilinç yapılan yatırımlarla,

Bunları hafifletebiliriz.

Oysa her yeni bina için,

Zorunlu yağmur toplama sistemi olsa,

Tüm park ve bahçeler için de,

Yer altı depoları olsa,

Şehir içinde su göletleri yapılsa,

Bu su göletlerinin etrafı da yemyeşil parklar olsa.

Yağmur sularını rantabl kullanabiliriz.

Bu projeleri hayata geçirebilmek için,

Ranta kurban edilmemiş,

Şehirler gerekli.

Biz vatan sever miyiz ?

Çok sorguluyorum.

Adama bir koltuk veriyorsun,

Koltuğunun sağladığı gücü,

Para pul ve rüşvet olarak,

Kendisine devşiriyor.

Verdiği ihalelerden rüşvet alıyor.

Belediye İmar komisyonunda oluyor,

İmara açılacak bölgeden,

Arsaları topluyor.

Kimsenin haberi olmadan,

O’nun haberi olduğu için,

Yapıyor yapacağını.

Açıkgöz yahu.

Hırsızlıklar teknik.

Bir de halkın karşısına çıkıp,

Kamusal hizmetten konuşuyorlar.

Halkına ve milletine,

Bu kadar kötülüğü nasıl yapabiliyorlar ki?

Yapıyorlar,

Yapmaya da devam ediyorlar.

Hem de gözlerimizin içine baka baka.

Şehirlerin yanlış imarlaşmasının,

Aç gözlü siyasetçileri oluyorlar.

Sonuçta da,

Kısa vadeli rant politikaları,

Uzun vadeli su politikalarını yok ediyor.

Görüldüğü gibi,

Sorun teknik değil siyasidir.

Sorun;

Ranta dayalı imardır.

Sorun;

Beton merkezli şehirleşmedir.

Sorun,

Su yönetiminde merkeziyetçiliktir.

Sorun;

Yerel yönetimleri küçümseyen zihniyettir.

Sorun;

Yerel yönetimlerin ciddiyetsizliğidir.

Yağmur suyunu ekonomiye kazandırmak demek;

Daha az enerji tüketimi,

Daha az dışa bağımlılık,

Daha güçlü tarım,

Daha güvenli şehirler demektir.

Bu bir tercih melesidir.

Ya yağmuru betonun altına gömeceğiz.

Ya da ulusal bir su politikasının temelini atacağız.

Şunu da açık söylemek gerekir ki,

Bir ülke gökten gelen serveti bile yönetemiyorsa,

Yer altındaki serveti ile övünmesinin anlamı yoktur.

O kaynaklarını da yönetemiyordur.

O kaynaklarını da başkalarına yediriyordur.

Su, siyaset üstü değildir.

Yağmur,

Politika dışı değildir.

Susuzluk ise,

En acı sonuçtur.