Bir dostun davetiyle bir küçüğümün yerel bir spor kulübündeki futbol antrenmanını izleme fırsatı buldum. Çocukların heyecanı ve sporun birleştirdiği birlik, kardeşlik ve paylaşımın ruhlarına kattığı güzellikleri görünce hayran olmamak elimde değildi. Bir zaman sonra Akyolspor, Düğerekspor derken Saburhanespor’deki gençlerimizin bir iki programına şahitlik ederken çocukluğuma döndüm.
Çocukluğumun ve gençliğimin Muğlaspor’u nasıl da hayatımıza ayrı bir heyecan ve güzellik katardı. Muğlaspor sadece bir futbol kulübü değil gençliğin karakterindeki güzel hasletleri besleyen bir ocaktı adeta. Muğlaspor’un marşı dillerimize pelesenk olmuştu. Benim en sevdiğim mısralar, “Ruhlarında ahlak ve spor yaşar.” bölümüydü. Marşın söylerken ne zaman o mısralara sıra gelse stat girişindeki Atamızın sözleri aklıma gelir, ayrı bir heyecan ve gurur yaşardım: “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”
Muğlaspor benim için sadece bir spor kulübü değil Muğlalı olmanın tüm karakteristik özelliklerini de taşımak demekti. Ahlaklı, saygılı, hoşgörülü, ötekileştirmeyen, siyasallaştırmayan, her daim hep ileriye bakan, Atatürk’ün bakışında ufkun ötesine taşıyan bir ruhtu benim için.
Çocuklarımıza, gençlerimize gelecekte yürüyecekleri yolda nasıl bir ruhla yürümeleri gerektiğini ve o ruhun karakterlerini besleyecek en önemli kaynakların sporla, sanatla ve kültürle nasıl besleneceğini bizzat yaşayarak öğrenmeleri çok önemliydi. Aileden sonra okullarımızın bir çocuğun, bir gencin karakter ve akıl eğitiminde sahip oldukları yer hepimizin malumudur. Ama yerel bazda spor, sanat ve kültür kulüplerinin “Biz” bakışında bir çocuğun, bir gencin yaşamındaki yeri bariz bir şekilde kendini gösterir.
Karşımızdaki çocuk ayakları üzerinde dimdik durur çünkü kendine özgüveni vardır. Kendini ifade ederken saygılı, kendinden emin bir şekilde davranışlar gösterir. Paylaşıma açıktır. Sorgular, eleştirir yeri geldiğinde. Ona düşen görevi sorumluluk bilinciyle yerine getirecek düzeyde eğitim almıştır çünkü. Tabi bu süreci tamamlayan zincirin başını aile çeker.
Ve yerel sanat, spor ve kültür kulüplerini kuran, işletime ve çocukların, gençlerin hizmetine açan vatansever, fedakâr ve gönül ehli güzel insanlar. Planlamasından, örgütlenmesine her türlü kamu, özel kuruluşlarla bağlantılar kurarak hiç yorulmak bilmeden çalışan güzel insanlarımız. Bu güzel insanlarımız dur durak bilmeden nesiller boyu hizmet vermeye devam ediyor.
Bunlardan biri de sevgili öğrencim Mustafa Kara. Mustafa Kara çok okur, araştırır ve son zamanlarda da yazmaya heves etti. Elde ettiği birikimleri, kazanımları büyük heyecan ve idealizmle insanlarla da paylaşmak istiyor. Çevresinde aynı heyecan ve idealizmi yaşayan bir grup gönül güzeli arkadaşlarıyla köyünün temsilinde Yaraşspor Kulübü çatısı altında çalışmalara başladı. Bu kulübün kuruluş aşamasında ne yaşandıysa Mustafa’nın heyecanını birlikte yaşayarak an be an takip ettim. Önce ilkokul, ortaokul düzeyi yaşlarda çocuklar için bir futbol takımı kurdular. Futbolun yanında tenis vb dallarda da çalışmalar planladılar.
Yaraşspor Kulübünün etkinleri içerisinde beni en çok heyecanlandıran çocuklarımızı sporun güzellikleriyle sanatı ve kültürü de birleştirecek etkinliklere girişimde bulunulması oldu. Kulübün etkinlik faaliyetleri arasına bir okuma, sanat, kitap ve gezi de eklendi.
Muğla Hoca Mustafa Efendi İl Halk Kütüphanesinin ev sahipliğinde geçtiğimiz cumartesi ilk buluşmada kulübün sporcu çocukları ve velileri bir araya geldiler. Programın adı “Niçin Okumalıyız?”dı. Açılış konuşmasında Yaraşspor Kulübü Başkanı Mustafa Kara çocuklar adına yapılan her hizmetin aslında ülkemizin geleceğine yapılan bir hizmet olacağını vurguladı. Artık kültürel kimlik değerlerinin kaybolmaya yüz tuttuğu dünyamızda çocuklarımızı kültürel belleğimizin yaşatılması için her türlü donanımla beslenmesi gerektiğinin altını çizdi. O zaman çocuklarımız hem eğlenmeli hem de kültürel kaynaklarımızla beslenmeli diye devam ederek kulübün gelecekte yapacağı planlamaları aktardı.
Programın açılış konuşmalarından birini de Hoca Mustafa Efendi İl Halk Kütüphanesi Müdürü M. Pınar Dengiz yaptı. Pınar Dengiz, “Bakın çocuklar artık asırlık tarihi bir binada kitapların yuvasındasınız. Okuduğunuz her kitap geleceğinizi aydınlatacak birer rehber olacak. Gerçek kimliğinizi kitapların arasında bulabilirsiniz. Kütüphaneler sizlerin varlığıyla anlam kazanıyor. Sizin kütüphane yolunda attığınız her adım o kadar değerli ki. Sizlerle burada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.” dedi.
Programın yürütücülüğünü üstlendiğim için çocuklarla yaptığım sohbette şunu fark ettim. Ne kadar mutlu ve heyecanlı yürekler, ışıl ışıl bakan gözler. Konuşmamın her saniyesinde bir an bile gözleriyle beni takip ettiklerini hissettiğimde “dinlemenin” iletişimde istediğimiz hedeflere ulaşmada ne kadar önemli olduğunu bir kere daha tespit ettim. Onlara sorduğum soruları o kadar samimi ve güzel ifadelerle yanıtladılar. Çocukların kendini ifade etmesi onların kişisel gelişiminde ne kadar etkili olduğunu bizzat görmelisiniz. Sıra velilere geldiğinde bu güzel çocukların kimlerin eseri olduğu bütün güzelliğiyle ortaya çıkıyordu. Bir yerde, “Kitap okumayı seviyor musunuz?” sorusuna; “Hiç sevmiyorum.” diyen bir çocuğumuz konuşma sırası annesine geldiğince “O da sevmiyor kitap okumayı!” deyince beni de epey güldürdü.
Söz asıl sahibine verildiğinde yaşananlar ise anlatılmaz sadece yaşanır denir türdendi. Yazar aynı zaman eğitmen Ali Can çocuklarla karşılıklı sohbete dayalı bir eğitim verdi. Niçin Okumalıyız başlığından yola çıkarak, okuma yolları, kitapların hayatımızdaki yeri ve önemi, kelimelerle yaşadığımız maceralar, kendi sesini ve kelimelerini bulmada okuma yolculuğu ve son olarak kendine ait kitabı nasıl buluruz diyerek adım adım sohbeti ilerletti. Yaklaşık elli dakikalık sohbette çocukların dikkati, sohbete katılımı, yaşadıkları heyecan ve mutluluk bütün yorgunluklara ve fedakârlıklara değeceğini gösterdi bizlere.
Sohbetin ara ara büyüklere kaydığında çocukların onları da nasıl şevkle dinlediklerini görmek ayrı ve tamamlayıcı bir güzellikti. Söz alan veliler, Sanatseverler Derneği Başkanı Sadettin Özbek, Dr Alper Gökbel, Eğitimci Ziya Karabulut da aynı çocuklar gibi şen ve heyecanlıydı.
Programın sonunda kütüphane müdiremiz Pınar Dengiz ve kütüphane çalışanları kütüphaneyi gezdirdiler çocuklarımıza. Çocuklar yine aynı heyecanla geziyi tamamladılar. Program sonunda Yaraşspor Kulübünün ve Kütüphanenin ikramları verildi. Yaraşspor Kulübü Başkanı Mustafa Kara spor aktivitelerinin yanında on beş günlük periyotlar halinde kültür ve sanat eğitimlerine devam edileceğini söyledi ve Gelecek okumalarda yazarlar Ali Can, İdris Özler ve Fatma Özsoy’un kitaplarıyla çocuklarımızın buluşup yepyeni okumalar planladıklarını ifade etti.
Kapanışta kütüphane girişinde toplu halde çekilen fotoğrafa baktığımda çocukların yüzlerine yansıyan an’a siz de bakıp çocuklarımız ve gençlerimiz yapılan kamu, özel, yerel bazda yapılan etkinliği ne kadar büyük önemi olduğunu sizler de fark edeceksiniz.