Birkaç gündür Bodrum merkezli olarak CHP'liler tarafından "YETER, SU MİLLETİNDİR!" başlığı ile şu duyuru yapılıyordu: "İl Başkanımız ve İlçe Başkanlarımızla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Örgütü olarak, 25 Ekim Çarşamba Günü, saat 15;00'de, DSİ Muğla İl Müdürlüğü önünde yapacağımız basın açıklamamıza tüm halkımızı davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Yeter Su Halkındır!
Tarih: 25.10.2023 - Çarşamba... Saat: 15.00... Yer: DSİ Muğla İl Müdürlüğü..."
Ne yalan söyleyeyim, "TRT'nin 'Yastayız' fetvası ile yarım yamalak da olsa Cumhuriyet'in 100. Yılı kutlanmaya çalışılırken bu eylemin sırası mı?" demekten kendimi alamadım.
Hem sorulması gereken o kadar çok soru var ki... Mesela;
Yaşanan sorunun muhatabı sadece Devlet Su İşleri (DSİ) mi?
xx xx xx
Dün saat 15.00 de Devlet Su İşleri (DSİ) Muğla İl Müdürlüğü önünde kimse yoktu. Çünkü CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın önceki gün akşam saatlerinde sosyal medya hesabından bir açıklama yaparak, "Muğla Valisi İdris Akbıyık'ın, CHP İl Başkanı Zekican Balcı'yı makamına davet ederek Bodrum'un hayati sorunu haline gelen su sorunu ile ilgili yaptıkları görüşmede, köklü ve kalıcı bir çözüm için birlikte hareket edilmesi yönünde bir mutabakata varıldığını" bildirdi.
Nasıl bir sonuç alınır kestiremiyorum, ama bu çok gecikmiş anlaşma iyi olmuş...
Malum Bodrum Yarımadası'nda Muğla il merkezi dahil ilçelerimizin çoğunda yaz aylarında su kesintileri yaşandı... Bodrum'da DSİ İsale Hattında 3 binin üzerinde patlama ve buna bağlı olarak çok ciddi su israfı yaşanırken, topladıkları suyun önemli bölümü termik santraller tarafından tüketilen Mumcular ve Geyik Barajlarında deyim gayet yerinde "deniz bitti, kara göründü"...
Su yok... Sadece Bodrum'da değil, Milas'ta da yok... Menteşe de var mI*
xx xx xx
"Petrol kaynaklı savaşlar bitti, artık sıra su savaşlarında..."
Bu sözleri 20. yüzyılın ortalarından beri duyarız... Aslında petrol kaynaklı savaşların sona erdiğini de söylemek zor... Su savaşları ise oldukça yakınımızda, kapımızı çalmaya başladı. Ki 20. yüzyılın son çeyreği su kaynaklarının ticarileştirildiği bir dönem oldu.
Muğla'da bile pek çok su kaynağımızdan "damacana su" satışı yapılıyor.
"Ama su savaşı çıkmadı" diyen varsa, çıktı... 1964 de Arap Birliği İsrail'in Galile Gölü'nü besleyen, Lübnan ve Suriye'den doğan bazı nehirlerin suyunu çevirme kararı alınca İsrail 1965'te Suriye'ye saldırmıştı. Sonunda Haziran 1967'de Altı Gün Savaşları başlamış ve İsrail savaş sonucunda topraklarını 3,5 katı büyütürken bu topraklar arasında Batı Şeria ve Golan Tepeleri gibi yüzey ve yer altı suyu kaynaklarına sahip bölgeler de vardı. İsrail ayrıca 1982 de Güney Lübnan'ı işgal etti ve Litani Nehri sularını bir tünelle Hasbani koluna katarak yılda 500 milyon metreküplük suyu 2000 yılına kadar gasp etti...
xx xx xx
Su paylaşımına yönelik anlaşmazlıkların en eskisi 4 bin 500 yıl öncesine dayanıyor. O dönemde, iki Sümer kent devleti Lagash ve Umma sulamada kullanılacak suların paylaşımında sorun yaşayarak bilinen ilk su savaşının tarafları oluyorlar. Ancak o günden bugüne, tarih "su savaşı"ndan çok su anlaşmalarına sahne oldu.
Muğla'da en büyük su anlaşmazlığı Yatağan'a bağlı Bozüyük'te (Güzelköy) yaşandı. Çok değil 10 yıl kadar önce mülga Muğla Belediyesi yine aynı dertlerden burada artezyen kuyusu açmak istemiş, Bozüyüklü kadınlar ile Jandarma karşı karşıya getirilmiş, gerilim yaşanmıştı... Yaralanan da oldu muydu bilmiyorum, unuttum.
Muğla'nın (il merkezi) su sorununu çözdüklerine dair ne zaman açıklama yaptıysa, "50 yıl su surunu yaşanmayacak" diyen Osman Gürün cazibesiyle su getirilebilen ve elin yabancı sermayesinin gelip damacana su ürettiği Sandras su kaynaklarına bile sırtını çevirip, çözümü hep yer altı kaynaklarında buldu... Muğlalıya ülkenin en pahalı suyunu içirdi, içiriyor... Güney Ege'de en çok Muğla'da ve Muğla'nın Bodrumunda görülen "Sarnıçlar" için "Bunlar bize ne söylüyor" demediği gibi, Fethiye Kayaköy'deki Rum Evlerinin çatısından akan suların bahçede yeraltında bir haznede toplanmasından da ders çıkarmadı...
Şimdi Bodrum'un sorununun palyatif çözümü için de Güllük taraflarında artezyen açacak! Ya yöre halkı karşı çıkarsa?
xx xx xx
Evet, İsrail'in yukarıda söz ettiğimiz bitmez tükenmez ırkçı saldırganlığının ürünü, yayılmacılığının bahanesi olmuş "su savaşını" saymazsak yüz yılımızda ne dünya, ne ülkemiz su savaşına sahne olmadı, ama çatışmalar gerilimler yaşadık... En son Milas'ta çatışmanın gerilimin eşiğine gelindi. Milas'ın Türbe bölgesindeki Olukbaşı, Çamlıyurt ve Çallı mahallelerinin sakinleri 12 Ekim'de kapatıldığı açıklanan Geyik Barajı'ndan Bodrum'a su verebilmek için MUSKİ tarafından çalışmalar yapıldığını iddia edip, kendi köylerinin de susuz olduğunu belirterek su eylemi düzenledi. Baraj alanında "Buraya boruları koydular. İş makineleri çalışıyor. Boruları döşeyecekler, kalan 1 avuç suyu da bitirecekler. MUSKİ'ye suyumuzu vermeyeceğiz" diye protestoda bulundu.
MUSKİ'ye seslenen vatandaşlar, "Bu borular buradan alınmadığı ve bu iş makineleri de barajdan ayrılmadığı sürece biz de burada bekleyeceğiz. Gerekirse günlerce nöbet de tutarız. Burada kalmış azıcık suyu Bodrum'a vermek için uğraşacaklarına bazı mahallelerde boşa akan patlak şebekeleri onarsınlar. Kazdırdığımız kuyuları yapsınlar." diyerek çağrıda bulundular...
xx xx xx
Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün ve MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen'in adı neredeyse "Kuyucu"ya çıkmak üzereyken, CHP Muğla İl Başkanlığı ile ilçe başkanlıkları DSİ Muğla İl Müdürlüğü önünde protestoya kalkıştılar... Dün CHP İl Başkanlığının karşı kavşağındaki DSİ İl Müdürlüğü önünde yapılacak protestonun ertelendiğini önceki gün sosyal medya paylaşımı ile açıklayan CHP Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın şu ifadelerde bulundu:
"Yeter Su Milletindir, başlığı ile duyurduğumuz, il başkanı ve 13 ilçe başkanımızla birlikte yapacağımız basın açıklamamızı konuyla ilgili olumlu bulduğumuz gelişmeler neticesinde daha sonraki günlerde yeniden değerlendirmek üzere ertelemiş bulunuyoruz. Muğla Valimiz Sayın İdris Akbıyık'ın, İl Başkanımız Zekican Balcı'yı makamına davet ederek Bodrum'un hayati sorunu haline gelen ve en acil şekilde çözüm bekleyen su sorunumuzla ilgili yaptıkları görüşmede, ilgili bakanlığımız ve büyükşehir belediyemizin valimizin koordinasyonunda bir araya gelerek konunun ciddiyetle ele alınması, köklü ve kalıcı bir çözüm için birlikte hareket edilmesi yönünde bir mutabakata varıldığı tarafımıza bildirilmiştir.
Bu görüşmeyi ve Muğla Valimiz Sayın İdris Akbıyık'ın bu yaklaşımını çözüme yönelik samimi bir adım olarak değerlendiriyor ve sorunun herhangi bir nedenle daha fazla geciktirilmeden nihayete erdirilmesine bir fırsat tanımak adına CHP İlçe Başkanlığı olarak sorumluluk alıyoruz. Halkımızın ihtiyaçları ve menfaatleri doğrultusunda her konuda olacağı gibi yaşamsal önemde olan su meselesinin bir an önce sorun olmaktan çıkarılmasının en yakın takipçisi olacağımızı ifade ediyor, Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Başkanı ve İlçe Başkanlarımıza gösterdikleri duyarlılık nedeniyle teşekkür ediyoruz."
xx xx xx
Muğla Valisi İdris Akbıyık ve CHP Muğla İl Başkanı Zekican Balcı'ya duyarlılıkları ve sorumlu davranışları için biz de teşekkür ederiz. Ancak CHP'li dostlara "Neden DSİ İl Müdürlüğü'nün önü?" diye de sormadan edemeyeceğim... Hiç çimentocu Bahattin'i protesto eden CHP'li de olmadı da!
Evet DSİ'nin bir müteahhide yaptırdığı ve test etmeden yerel yönetime teslim ettiği Bodrum İçme Suyu İsale Hattı sorunludur. Burada bir soruşturma açılmasında "kamu yararı" vardır. Bugüne kadar 3 binin üzerinde patlama yaşanan bu hattan bu susuzlukta milyonlarca ton su caddelerde boşuna akmış, sellenmelere bile neden olmuştur... Bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır.
Ancak, diyelim ki bu isale hattında patlama olmadı, Bodrum susuz kalmayacak mıydı? Şu anda yaşanan sorun bu sene yaşanmazdı, seneye yaşanırdı...
Allah aşkına başta Bodrum olmak üzere onca akarsuya sahip Muğla'nın susuzlukla karşı karşıya kalacağını bilmiyor muyduk. Bizim bildiğimizi elbette bilen MUSKİ Genel Müdürü Ülgen ve Başkanı Gürün bilmiyor muydu? Her fırsatta "Hükümet Su Master Planı Yapmalı" diye akıl veren Başkan Gürün neredeyse 24 yıldır oturduğu koltukta niye bir "Muğla Su Master Planı" yaptırmadı?
xx xx xx
Yukarıda da belirttiğim gibi soru çok...
Allah aşkına siz merak etmiyor musunuz, o neredeyse iki günde bir patlayan Bodrum İsale Hattı'nın onarımı için MUSKİ bugüne kadar kaç para harcamıştır? O para ile acaba kaç yeni isale hattı yapılırdı?
Orada Geyik ve Mumcular Barajlarının tarımda ve içme suyunda kullanılmak üzere yapıldığı söylenmekle birlikte asıl termik santrallerinin soğutmasında kullanılmak üzere yapıldığını bilmeyen yoktur. Ki orada bir üçüncü barajın temelleri duruyor. Çünkü havzada kömür için dinamit patlatılması ve hafriyat sonucu barajı dolduracak kaynaklar yok oldu. Ortadan kaldırılan Akbelen Ormanı alanı altında da Bodrum'u, Milas'ı besleyen su kaynakları var. Şimdi orada da dinamit patlatılacak ve o kaynaklar da yok olacak...!
CHP örgütleri neden orada eylem yapıp, oraya kazma vurulmasını engellemiyorlar? Neden termik santrallerin soğutmada denizden arıtılmış su kullanmalarını istemiyorsunuz?
DSİ Muğla'da siyasilerin kifayetsizliğine rağmen doğru işler yapmıştır. Geyik ve Mumcular Barajı ile Bayır, Bayır/Akgedik, Dalaman/Akköprü, Fethiye/Eşen 1 ve 2, Girme, Boğalar Seki barajları ve çok sayı da gölet, taşkın önleme ve sulama projeleri uyguladılar. Bir tek olumsuzlukları oldu, o da Bodrum İsale hattı.. Bir de Marmaris Atatürk Barajı var. Bir "ilçe belediye başkanı" rahmetli İsmet Karadinç yaptı...Osman Gürün ne yaptı? Barajlı Marmarisliyi susuz bıraktı...
xx xx xx
Şimdi yerel seçimler yaklaşırken hedef saptırmayalım... Su meselesinde AK Parti MKYK Üyesi Yelda Erol Gökcan'ın da günahı var... Herkesin faturası önüne konsun...
Ha bu arada, Türkiye'nin en fazla yağış alan ikinci ili konumundaki Muğla, son verilere göre dördüncü sıraya geriledi. Son 5 yılda 168 kuyu kuruyarak önemli büyüklükte su kaynağı kaybı yaşandı.
------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Hatalı olduğunu anlamak ve özür dilemek, sadece beynini kullanabilen insanlara özgüdür. --Sigmund Freud