Son Raddeye Geldik Mi?

Abone Ol

Gün geçmiyor ki bir gariplik ile karşılaşmayalım. Her seferinde bu da olmaz ki diyoruz ama oluyor. İnsanoğlu modern dönem boşluğundan mı kaynaklı yoksa ruh hali mi değişti bilinmez bir şekilde gariplik sergilemeyi beceriyor.

Bu gariplikler de sanal medya yoluyla veya geleneksel medya yoluyla önümüze düşüyor veya düşürülmesi için çaba harcanıyor. Sanki çaba harcanıyor kısmı daha baskın gibi. Çünkü görünme arzusu üst seviyeye çıkmış durumda. Görünmek, beğenilmek veya ilginç bulunulmak isteği içimizdeki arzuyu kamçılıyor. Garipliklerin sirayet ettiği alan bir iki değil artık. Hayatın her alanı gariplik sergileme noktası oldu. Örneğin çiş partisi, diş partisi aşamaları zaman içinde geride kaldı. Artık onu gariplik sayan bile yok ama bir şekilde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onun da alıcısı var. Yeni yeni dikkate değer gariplik örnekleri de var. Umre kınası mevzusu da çoğaldı. İnsan bin kez düşünür bir kez yapar.

Umre, insanı tefekküre ve kalbi daha iyi şekilde Allah’a döndürmeye niyet eden insanların kutsal topraklardaki geçirdiği zamandır. Ne yazık ki öncesiyle sonrasıyla garip garip işlerin döndüğü bir şey oldu. Telefonla görünme sevdası, umre kınası, tiktok videosu derken manevi iklim yara almaya başladı. Bir başka debdebe de sünnet etkinlikleri. İslamiyet’in emri olarak erkeklere uygulanan bir cemiyet olması gerekirken hatta dualarla anılması gereken bir etkinlik iken merkeze ailesi veya birkaç gösteriş meraklısı eş dostun gariplik alanına dönen süreç haline geldi. Eşini bir kenara itip bunu ben doğurdum dercesine sahneye fırlayan annenin çocuğunun kollarına yapışıp dans için sürüklenmesi. Çocuk nasılsa sünnet oluyor, bir kez olacak deyip saçıp savrulan paralar, süse boğulmuş ebeveynler, davulcuya savrulan paralar derken sünnet merasimi çocuk hariç birçok kişinin ön plana çıktığı bir etkinliğe dönüştü. Üzülerek söylemek gerekirse ilerleyen dönemde sünnet mevzusu üzerine hiçbir şey bilmeyen ama saatlerce büyüklerinin sahne performansını izlediği kuru ve anlamsız bir şey ortaya çıkacak.

Bitti mi derseniz bitmedi. Şimdilerde ise kamuoyuna yansıyan LGS annesi adlı saçmalık türedi. Her yıl yüz binlerce kişinin sınava girdiği ortamda biricikliği kimselere kaptırmayan anne çocuğunun 365 gününde inanılmaz emek vermişçesine ve sanki kendisi olmazsa çocuğun sınava girme hakkı olmayacakmışçasına sergilediği tavır ibretlik. Belinden boynuna doladığı LGS annesi etiketi ile yüzleri gülücük saçan kadın aslında neyin meselesini yürüttüğünü de bilmiyor. Belki de bu kadar eleştiriyi ünlü oldum diyerek çoktan normalleştirmiş olabilir. Daha kötüsü ise etrafındaki insanlara telkinlerle yeni müridler kazanma derdinde olabilir. Bir yıl boyunca emek verip hazırlanan çocuk iken sefasını süren ve bunu bir gariplik çerçevesinde yapan annedir.

Manzara bütünüyle gözümüzün önüne geldiğinde üzülmemek elde değil. Hayatın anlam arayışında sürekli başka yerlerde durmaya çalışan insan acaba daha ne gibi gariplikler sergileyecek? Bazıları bu sondur herhalde bundan ötesi olmaz, der gibi. Çok emin olmayın her yeni güne kendimiz yerine başkasının hayatı ile uyanan bizim için asıl soru şu: Son raddeye geldik mi?