Özcan Özgür
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı’nın iptali ve yetkili kurullarının görevden alınması talebiyle açılan davalar, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirilmişti.
26 Mayıs’ta görülen duruşmada mahkeme, davacılar tarafından talep edilen ihtiyati tedbiri reddetti. Tutanakta “mutlak butlan, kurultayın iptali, Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesi” ifadeleri yer aldı. Böylece, “mutlak butlan” (hukuki işlemin, sözleşme ve kanunla belirlenen kurallara uymadığı gerekçesiyle geçersiz sayılması) ifadesi ilk kez resmi tutanağa geçerken yaşamımızda, günlük dilimizde yerini aldı.
Davanın bir sonraki duruşması 30 Haziran Pazartesi günü yapılacak. Bir gün kaldı...
CHP yönetimi, 30 Haziran’daki duruşmanın sonucunu beklerken, Kemal Kılıçdaroğlu da kurultayın geçersiz sayılması durumunda partiyi kayyuma bırakmayacağını ve liderliğe geri dönebileceğini açıkladı.
Kıyamet koptu...
Hep AK Parti de “trol ordusu” var sanılırdı, meğer CHP’de de varmış. Kılıçdaroğlu şu son günlerde CHP trollerinden çektiğini AK Parti trollerinden çekmemiştir.
Aslında trole de gerek yok. Muğla’dan bile “aklı başında” bildiğim CHP’lilerin sosyal medya hesaplarından Kılıçdaroğlu için en hafifinden “Partiden ihraç edin” paylaşımı yaptıklarını şaşkınlık içinde görüyorum.
Üç sakin güçten biri olarak gösterilen Kılıçdaroğlu 13 yıl yönettiği partisinin “linç girişimi” ile karşı karşıya...
+
“Partiden ihraç edin” çığlıkları Kılıçdaroğlu için en ağır hakaret, en üzücü talep olabilir. Oysa bana göre çok daha ağırları var. Buraya yazmaya utanıyorum. Ne “utanmazlığı”, ne “hainliği” kaldı... Aklıma Halide Edip’in “Vurun kahpeye” romanı geldi.
Beyler, az da olsa hanımlar bir soluk alın ya... O sizin Gandi’nizdi, sonra Piro’nuz oldu...
Bu nasıl bir vefasızlık, nasıl bir nankörlüktür...
Onun sayesinde Parti Meclisi Üyesi, MYK (Merkez Yönetim Kurulu) Üyesi oldunuz. Genel Başkan Yardımcılıklarına hak etmeseniz de geldiniz. Çoğunuz hak etmediğiniz halde “atama” milletvekili, belediye başkanı oldunuz... O’nun atadığı belediye başkanı sayesinde il başkanlığına, ilçe başkanlığına geldiniz. Hatta Özgür Özel gibi CHP Grup Başkanvekili sıfatını taşıdınız.
Tabii şimdi o yerlere Ekrem İmamoğlu, Seyit Torun ve Veli Ağbaba ile geliniyor...!
+
Aslında bu “mutlak butlan” krizine ve dolayısıyla “Kılıçdaroğlu’na linç girişimine” CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de bilerek veya bilmeyerek neden olduğu söylenebilir.
Dün arkasından hüngür hüngür ağladığın 7. Genel Başkanı “Partiyi kayyuma bırakmam” dedi. Sen bırakır mısın? Ardından da “Partiyi kurultaya götüreceğim, aday olmayacağım” diye ekledi. Daha ne desin?
Özgür Özel dün il başkanlarını Ankara’ya çağırdı. Pazartesi günü o il başkanları ne yapacaklar bilmiyorum. “ Yeni bir direniş” mi diye çok da merak ediyorum.
Bu arada Mansur Yavaş uyardı... Dinleyen değil, duyan yok... Farkındalar mı bilmiyorum, parti göz göre göre bölünmeye gidiyor... İdeolojik bir bölünme olsa yüreğim yanmaz!
Oysa Özel, Atatürk’ün koltuğuna oturduğundan beri çıkan her krizi başarı ile yönetmişti. “mutlak butlan” krizini ise yönetemedi. “Vurun abalıya” tutumu içinde kaldı.
CHP’liler de Özgür Özel’in durumundan vazife çıkardılar...
Kılıçdaroğlu’na layık görülen bugüne kadar hiçbir CHP Genel Başkanına layık görülmemişti. Ancak bugün Kılıçdaroğlu’na yapılan yarın Özel’e yapılırsa şaşırmam.
Özgür Özel ardından hüngür hüngür ağladığı, 13 yıllık genel başkanlığının son yıllarında yanı başında olduğu 7. Genel Başkanı’na yapılanlara engel olmalıydı...
+
Gelin o ağlama sahnesini anımsayalım. Mart 2023 tü... O zaman gazeteler “Özgür Özel, Kılıçdaroğlu'nun veda konuşmasında hüngür hüngür ağladı” başlıkları atmıştı. Nasıl da unutuveriyoruz...
Kılıçdaroğlu, gerek Altılı Masa’dan, gerek CHP tabanından gelen tepkilere rağmen Özgür Özel’in de içinde olduğu ekip tarafından adeta gaz verilerek Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ilan edilmişti.
O günlerde “Kılıçdaroğlu’nu harcayıp, genel başkan olmak istiyorlar” diye düşünmüştüm. Sanıyorum yazmıştım da.. Siz düşünmediniz mi?
Ki Özel'in adı Kılıçdaroğlu sonrasında CHP Genel Başkanlığı için geçiyordu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs'ta yapılacak seçimler için Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı olmuştu. Partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katılan Kılıçdaroğlu, burada son konuşmasını yaptığını belirterek “Bu kürsüye veda etmek için buradayım. Bu satırları kaleme almak benim için de hiç kolay olmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Kılıçdaroğlu'nun son konuşmasını yapmak için kürsüye çıktığı esnada CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in duygusal anlar yaşadığı görülmüştü. Gözyaşlarına hakim olamayan Özel'in hüngür hüngür ağladığı o anları parti grubuna damga vurmuştu...
Ne alaka ise aklıma Sezer Durmuş Başkan geldi...
+
Bu arada hakkında yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin kurultay davasına ilişkin açıklamaları hakkında Halk TV’den İsmail Saymaz’a yaptığı açıklama yer alan “İhanete uğrama duygusuyla karşı karşıyayım” ifadesi kulislere bomba gibi düştü.
Kılıçdaroğlu’nun “Miting veya eylemleri doğru bulmuyorum” sözü, İmamoğlu’nun içini acıtmış. “Bu sözler derinden yakar, tahammül edemem.” diyen İmamoğlu, 16 yıllık CHP’li olduğunu ve bu yüzden, Cumhurbaşkanı adayı olması yüzünden hapsedildiğini belirtirken, “Şunu ilan ediyorum: Suçlanıyorsam, suçum varsa,13,5 yıl Kemal beyin yanında yaptığım hizmetlerden ötürü bana yürütülen bu kuşatmayla hapisteyim. Tutsak isem, hala tereddütsüz demokrasi, adalet, memleket mücadelesi verdiğim içindir.”
Bu sözler için yorum yapmak istemiyorum. Şimdi “16 yıl önce demokrasi, adalet, memleket mücadelesi gerekmiyor muydu?” bile desem, Kılıçdaroğlu’na saldıranlar bana da saldırır...!
+
Pazartesi günü “yok” sayılmakla karşı karşıya olan 38. Kurultayın ardından Kılıçdaroğllu da “Yolu doğru olanın yükü ağır olur. Yükümüz ağırdı. Üstelik hançerlerle beraber yükümüz ağırdı. Ama beni asıl üzen sırtımdaki yük değildi arkadaşlar. Sırtımdaki hançerlerdi” demişti.
İmamoğlu’nun “İhanete uğrama duygusuyla karşı karşıyayım” sözü nedense Kılıçdaroğlu’nun o sözünü anımsattı...
İşte bu noktada insanın Cumhuriyet kurmuş asırlık partinin uğradığı ihanetler ne olacak diye sorası geliyor.
Bu arada İmamoğlu’nun “İhanete uğrama duygusuyla karşı karşıyayım” sözü kulislere bomba gibi düşerken, aynı yere dün bir de Nefes Gazetesi’nin “CHP'nin İçinden Ve Tabanından Parti Yönetimine Çağrı Var: Ekrem Başkan önemli ama partinin tek gündem maddesi bu olmamalı” manşeti de düştü...
Başlık çok şey anlatıyor. İsteyen istediği gibi yorumlar...
+
Gazeteci Yazar Sedat Kaya da dün “Sadece İki Kelime” başlıklı paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Bir sosyal medya kullanıcısı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan çıkışlarına karşı, ironiyi plaj havlusuyla sardı. Kullanıcı, ‘Kılıçdaroğlu bu saçmalıktan vazgeçerse kendisine şort ve güneş kremi dahil Datça’da 10 günlük yarım pansiyon tatil hediye edeceğim’ diyerek siyasete ve mizaha güneş kremi sürmeyi ihmal etmedi. Üstelik Kılıçdaroğlu ve Datça Belediyesi’ni de X platformunda etiketledi. Datça Belediyesi'nden cevap gecikmedi;
‘Maalesef doluyuz.’”
Bir ironi de ben yapayım;
“Aytaç Kurt Başkan yalan söyleyenin eşekleri ölsün mü?”
Plajlar da şezlongcular sinek sallıyor. İddia ediyorum, Kılıçdaroğlu Pazartesi günü Gurup Başkanvekilinin işgal ettiği koltuğu işgal edip, hafta sonunda Datça’ya dinlenmeye gelirse kendisini Balıkaşıran’da bizzat karşılarsın...
+
Şimdi beni “Kılıçdaroğlucu” olmakla suçlayanlar olacaktır. “AK Partili tırol” diyenler olmazsa şaşarım.
Ben 25 Haziran gecesi şu paylaşımı yaptım:
“Bay Kemal ‘CHP'yi kayyuma bırakmam’ dedi, partide kıyamet koptu. Anlamakta zorlamıyor insan, kayyuma mı bırakmalıydı? CHP bugün bu noktaya geldiyse olumsuzlukları eleştirenleri "Şimdi sırası değil" diye susturanların da büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Bugünde aynı anlayış, ‘Şimdi sırası değil’ anlayışı devam etmektedir. İnsan ‘Ne zaman sırası olacak’ diye anlamakta zorlanıyor...”
Bizim Uğur Ürper’de “Efem partiyi Erdoğan’a teslim etmek Kılıçdaroğluna teslim etmekten daha hayırlıdır. Bu kadar yüzsüzlük fazla, yeter artık düşsün partinin yakasından” diye karşılık verince “Erdoğan'a teslim edin o zaman... Siz Kılıçtaroğlu'na taparken, biz bugün sizin dediğinizi diyorduk, ama ‘SUS’ deniliyordu... Kılıçdaroğlu ‘SUS’ diyenlerin sorunudur...” dedim.
O gün orada bir başkasının sorusuna da “Ben partinin kayyum eline geçmesine izin verilmeden kurultayın yenilenmesini ve bu tartışmanın bitmesini savunuyorum. Kaldı ki baskın seçim için şartlar iktidar açısından hiç içaçıcı değil...” yanıtı verdim. Soru sahibinin ne demek istediğimi anladığını sanmıyorum!
Siz en iyisi 16. Dönem Muğla Milletvekili Sami Gökmen’in dünkü paylaşımını bir okuyun...
+
Pazartesi günü ne mi olur? Hukuk çerçevesinde kalınırsa, hiçbir şey olmaz. CHP’liler birbirlerini kırdıkları ile kalırlar... Ama bölünmeyi engelleyebilirler mi bilmiyorum...
--------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ;Senin yanında olan herkes seninle değildir.