Daha önce Muğla’da böyle bir şey olmadı diye biliyorum. DİSK’e bağlı Genel İş Sendikasının örgütlü olduğu Muğla Büyükşehir Belediyesi iş yerlerinde Osman Gürün’ün belediye başkanlığının son günlerinde, çalışanlar için artık bıçağın kemiğe dayandığı zamanlarda örgütlenme başlatan Belediye İş Sendikası Muğla Şubesi elbette Osman Gürün’ün yokluğunda örgütlenmesini tamamladı ve 2 Ağustos Cuma gününü 3 Ağustos Cumartesi gününe bağlayan gece çalışanların kararı açıklandı.
Muğla Büyükşehir Belediyesi işçileri Belediye İş Sendikası dedi...
Belediye İş Sendikası Muğla Şube Başkanlığının resmi sosyal medya hesabından o gece yapılan paylaşım şöyle oldu:
“Yalana dolana, tehdide ve şantaja rağmen Belediye İş Sendikası, Muğla Büyükşehir Belediyesinde çalışan MUBEP Şirketi işçisi 3523 kişinin 1774’ü Belediye İş Sendikası dedi. Yine MUTTAŞ Şirketinde çalışan 798 işçinin 593’ü de Belediye İş Sendikasını tercih etti. Teşekkürler Muğla emekçisine.”
xx xx xx
Toplamda 4 bin 321 işçinin 2 bin 367’si Genel İş’teki sendika üyeliklerini Belediye İş’e taşımış. Sendika değiştirenlerin 207’si “Ben halimden memnunum” demiş olsalarmış bu iş olmazmış...
Yani aradaki fark çok düşük...
Belediye İş Sendikası yöneticilerinin en küçük hatasında Genel İş yöneticileri geri gelir!
Çünkü çalışanlar gerektiğinde sendikalarını değiştirebileceklerini, böyle bir hak ve özgürlüklerinin olduğunu görmekle kalmayıp yaşayarak öğrendiler.
Tabii bu hak ve özgürlükleri kimseden çekinmeden, kokmadan kullanabilmeleri için iş verenin yani Belediye Başkanının da sendikal hak ve özgürlüklere inanması ve bu özgürlüklerin kullanılabilmesi için “tarafsızlığı” gerekiyor.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras işte bunu gösterdi.
Başkanlığının ilk 100 gününde yaptığı sunumda “Ben siyaseti partimin il başkanına bıraktım” diyen birinden de böyle bir şey beklenirdi...
xx xx xx
Neden böyle oldu?
Bu sorunun yanıtı Sezen Özoktay’da...
Sendikanın 1 Numaralı Şube Başkanı Uzay Kocabaş ile ilgili (tek şube iken) şikayetlerin artması üzerine Genel İş Sendikası Genel Merkezi şube yönetimini görevden alıp şubeyi adil ve işçiden yana, tarafsız şekilde genel kurula götüreceğine, işten çıkarılanların, sürülenlerin yanında yer alacaklarına yönetimden Yücel Avcı’yı Kurucu Başkan atayıp, 2 Numaralı Şubeyi kurdular. Ardından hemen genel kurula götürdüler. 10 gün sonra; 16 Ağustos Cuma günü genel kurulun 2’nci yılı olacak...
O zaman Heybet Ozman ve arkadaşları “sınıf sendikacılığı” yapmak ve emekçilerin sendikası olmak üzere liste çıkarmışlar, ama “belediye yönetiminin” tepkisiyle karşılaşmışlardı. Öyle ki muhalif listeden ifadeleri alınanlar olduğu gibi Ramazan Bozoğlu ve Sezen Özoktay işten atılmıştı...
Yücel Avcı ve ekibi tartışmalı bir oyla kongreyi kazanmış ve o iki ‘kongrezedeye’ de sahip çıkılmamıştı.
O iki işçi yargıya başvurup, öncekileri gibi davayı kazanmışlar ve Sezen Özoktay aldığı ‘işe iade’ kararına rağmen işe döndürülmemişti...
Sonuç; işçilerin talebi ile Belediye İş Sendikası’nın son bir aydır örgütlenmesi hız kazandı ve netice ortada... Sezen Özoktay da o örgütlenme mücadelesinin en önündekilerden oldu...
Genel İş Yönetimi iş verenin, yani Osman Gürün’ün veya Osman Gürün sendika yönetiminin yanında yer almamış, 16 Ağustos kongresinde tarafsız kalmış olsalardı, ne bu yetki kavgası yaşanmış ne de Belediye İş Sendikası burada örgütlenmiş olurdu...
Yani gelinen noktanın müsebbipleri Genel İş yöneticileri ve önceki belediye yönetimidir...
xx xx xx
Hafta sonunda (03 Ağustos 2024) kaleme aldığım “Belediye çalışanları Genel İş mi, Belediye İş mi dedi?” başlıklı yazımda Belediye İş Sendikası’nın eski başkanlarından ve “sınıf sendikacılığı” yaptığı için dönemin belediye başkanı Osman Gürün tarafından karşısına Genel İş Sendikası çıkarılarak sendikası yetkisiz kılınan Necdet Doylan ile ilgili şu ifadem olmuştu:
“Dönemin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün o kadar çok solcu ve ‘devrimciydi’ ki Necdet Doylan gibi bir ‘sarı sendikacıya’ tahammül edemedi... Daha Muğla Belediye Başkanlığında belediye çalışanlarını ‘rica ederek’ sınıf sendikacılığı (!) yapan DİSK/Genel İş Sendikası’na geçmelerini sağladı.”
Buradaki “ironiyi” anlayamayanlar olmuş. Necdet Doylan için “Onun devrimciliğinden şüphen mi var, nasıl sarı sendikacı dersin” diyenler çıktı! Ne kadar çok seviliyormuş... Allah’tan sevgili Necdet kendisi yanlış anlamamış. Nitekim o yazıma yorum yaparken şu ifadelerde bulunmuş:
“Efem işçi ‘a’ veya ‘b’ sendikasına geçmiş, biri yetki almış bunlar teferruattır. İşçi arkasında duracağı, lider olarak göreceği yönetimleri kendi iradesiyle seçemedikten sonra aynı şeyler konuşulur yazılır. Senin de dediğin gibi sarı kırmızı fark etmez. Sendika yönetimleri, iş yeri temsilcileri ile çalışan ve çalışandan yana bir yumruk olsun, önünde kimse duramaz. Bence sendikayı değil işini iyi yapmayan sendikacıyı değiştirmek gerekiyor. Bu tür sendikal bölünme, yetki kavgalarına dönüştüğünde, hele bir de mahkemeye taşındığında yapılacak işler uzar. Çalışan mağdur olur. Zamanında yaşadık bunları 4 yıl süren davalar oldu.”
xx xx xx
Necdet Doylan’a katılmamak mümkün değil. Otomobilin markası çok da önemli değil... Direksiyondakinin usta ve taşıdıklarının güvende olup olmadığı önemlidir. Nitekim Türk İş “sarı sendikadır”... Ancak bu yapıda “sınıf sendikacılığı” yapanlar, yapmaya çalışanlar olmuştur. Tıpkı koskoca DİSK’e bağlı sendikalarda “sınıf sendikacılığından” uzaklaşanlar olduğu gibi...
Keşke Necdet Doylan o 4 yıl süren davaların müsebbibini de yazsaymış...
Bence Necdet Doylan’ın yukarıdaki uyarılarını Belediye İş Sendikası Muğla Şube Başkanı Ender Akbay’ın dikkate almasında yarar var. Belediye İş Sendikası olarak yetkiyi kazanmakla birlikte çok fark bulunmadığını da kabul eden Başkan Ender Akbay şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu arkadaşlarımız elbette eziyet gördükleri, haklarını alamadıkları, mağdur edildikleri için sendikalarını değiştirdiler. Zaten iş yerlerinde örgütlenmemiz için bizi kendileri çağırdı. Şu anda ortada bir başarı varsa bu hepimizin başarısı. En önemlisi de sayın Ahmet Aras tarafsız davrandı. Çalışanlar özgürleşti. Her ne kadar yönetimin baskısı yönlendirmesi olmasa da sendikacı arkadaşlarımız önceki belediye yönetiminde edindikleri alışkanlıkları ile hareket ettiler. İnsanlar geçmişte öyle sindirilmişler ki, bu da bir güvensizlik, çekingenlik yarattı sanırım. Bunu hep birlikte aşacağız. Öncelikle çalışma barışını sağlayacağız. Bu arada her şey bitmiş değil. Yetki değişikliğinin kesinleşmesi için önümüzde 30 günlük bir süre var. Genel İş yöneticisi arkadaşlarımızın işçiyi geri döndürmek için baskı yaptıklarını duyuyoruz. Biz işçinin özgür iradesini kullanmasından yanayız. Bıraksınlar geleceklerine kendileri karar versin. Biz şimdilik çalışma barışı ve insanca yaşam sağlanmasını vaat ediyoruz.”
xx xx xx
Çalışma barışı önemli... Bu arada ben geçen Cuma günü işçiler sendika değiştirirken ve yetkinin kimde olduğuna dair geçici sonuç belli olduğunda sakinlikleri ve gösterdikleri olgunluk için Belediye İş yöneticilerine teşekkür ediyorum...
Yetki kesinleştikten sonra Ender Akbay ne yapar, nasıl yapar bilemem. Ancak kısa zamanda MUBEP ve MUTTAŞ da çalışan 4 bin 321 Büyükşehir işçisinin güvenini, sevgisini, saygısını kazanmak zorunda.
Yoksa bu insanlar “sendika değiştirmeyi” pratik yaparak öğrendiler. Sırtlarında yumurta küfesi yok!
Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne Ahmet Aras ile gelen demokrasi ve özgürlükler ikliminden en iyi şekilde yararlanacaklar ve dertleriyle dertlenmeyen “sendikayı” değiştireceklerdir.
Tabii halen MUBEP ve MUTTAŞ işçilerinin “Osman Gürün’ün arka bahçesi” haline getirilmiş sendikanın yönetiminden kurtulduklarını söylemek mümkün değil. “Korku imparatorluğundan” Ahmet Aras'ın gelişi ile kurtulan işçi bakalım bu 30 günlük süreyi nasıl değerlendirecek...
Boyun mu eğecek “yeter” mi diyecek, hep birlikte göreceğiz...
xx xx xx
SOKAKTAKİ CANLAR İÇİN EYLEM DEVAM EDİYOR
Sokak hayvanları için çıkarılan ve “Kanlı Tasarı” olarak nitelendirilen “Ötanazi Yasası”nın geri çekilmesi için Menteşe’de Sınırsızlık Meydanı’nda geçtiğimiz Salı günü başlayan oturma eylemi “Sokaktayız Yanlarındayız” sloganı ile her gün 20.00-22.00 saatleri arasında “nöbetleşe oturma eylemine” dönüştü...
Dün Sınırsızlık Meydanı’nda 6’ncı güne girildi.
Farkında mısınız, yeni seçilen Menteşe Kent Konseyi ortalıkta yok... Sınırsızlık Meydanı’nın kıyısından bile geçmemişler. Termikçiler de Bayır’a kadar gelmişler...
Menteşe Kent Konseyi “Kömürsüz Muğla” istemiyor olabilir mi acaba?
“Siyaset”burnunu olur olmaz her yere sokunca böyle oluyor... Büyükşehir Belediyesi’nde sendikal yaşamın ne hale geldiği ortada... İyi ki Ahmet Aras gelmiş... Keşke Menteşe Kent Konseyi seçiminde de “özgür irade” işletilebilmiş olsaydı...
----------------
GÜNÜN SÖZÜ; Herkesin başını alıp gidesi vardır, ama kafasındakileri sığdırabileceği valizi yoktur. --Marziye İlhan