"Siftahı senden, bereketi Allah'tan"

Dünkü yazımda "Askıda ekmek", "Sadaka Taşı", "Zimem defteri" gibi Osmanlı'dan günümüze ulaşan ve bir şekilde yaşatılmaya çalışılan geleneklerimizden söz ettim.

O yazımı kaleme aldığım gün bizim Hamle'nin vatzap gurubunda kurumumuzun Yönetim Kurulu Başkanı Hayati Nizamoğlu "Bu sabah işe geldiğimde bu zarf ile karşılaştım. İçinde 1 TL vardı. Güne mutlu başladım. Haber yapalım." diyordu.

Zarftaki mesajda "Muğla Ülkü Ocakları Başkanı Burak Demirel"in imzası yer alırken, mesaj "Değerli hemşerimiz, bugünkü siftahınız bizden olsun" diye başlıyordu.

Hala şehrin "Arasta kültürünün" yaşatıldığı "Ahilik kültürünün" izlerinin devam ettiği "dükkanlarda" süren "siftah" önemli bir gelenektir.

Ahilik kültüründe alış veriş için girilen bir dükkandan bir şey satın almak istediğinizde, dükkan sahibi size "Benden almayın. Ben siftah ettim. Karşıdaki dükkan daha siftah etmedi, ondan alın" derdi. Karşı dükkana gidip istediğinizi aldığınızda da o dükkanın sahibi "Siftahı senden bereket Allah'tan" derdi...

Ramazan'ın bereketi inşallah şu zor günlerde bütün insanlığın olur...

xx xx xx

Muğla'da geçen sene Ramazan Pidesi 350 gram 3 TL idi. Bu sene 300 gram ekmek 3 TL olarak açıklandı. Bu fiyat ayarlamasını geçen Çarşamba günü sosyal medya hesabımdan paylaştım. Altına bu köşenin takipçilerinden Hüdaverdi Onaran şöyle yazdı:

"Lokantaya oturup az çorba veya az pilav isteyenlerin olduğu ülkemizde, Ramazan günü bütün pide alamayacak durumdaki vatandaşlar için de küçük veya yarım pide uygulaması olmalı."

Haksız sayılmaz. Ramazan pidesi pide değil, adeta "susamlı pasta"... Tabi fırıncı esnafı ve fiyat ayarlamasını yapanlar, hemen girdileri, una gelen zammı sayıp döküyorlar. İstanbul'da 350 gram pidenin fiyatı 3 TL olarak açıklanmış, ama Muğla ayarlamasını yapanlar da haklı olabilirler.

"Parası olan alır, olmayan normal ekmek yer" diye düşünmüş olabilirler!

O gün Hüdaverdi Onaran'a şöyle yanıt verdim:

"Çocukluğumda vardı. Çeyrek pidenin içine helva katar yerdik. Çeyrek dediğime bakmayın. Doyardık. Bugünkü pidenin yarısı kadardı..."

Bir de belirtmekte yarar var. Muğla dışında lokantalarda "güver" diye ekmek, su parası alınır. Bizim Muğla'da alınmaz. Belki de bu yüzden esnaf lokantalarımızda yemekten çok ekmek tüketilir...

xx xx xx

Sosyal medyada bir paylaşımda şu ifadelere yer verildi:

"Sevgili dostlarım, zor günlerden geçiyoruz. Bu sabah Marmaris'ten bir arkadaşımla telefonda konuştum, çok dertliydi. '50 kişilik çekirdek kadroyu tutuyorum, ayda 250.000 TL ödüyorum. Ne kadar dayanırım bilemiyorum' diyor. Allah'ım, çok kısa zamanda bu virüsten dünyamızı kurtarsın. Önce güzel ülkem acilen eski günlerine dönsün. Marmaris cıvıl cıvıl olsun, esnafımızın ve çalışanlarımızın yüzü gülsün, tüm Dünya'mız mutlu olsun. Sevgilerimle"

Paylaşımın kime ait olduğunu bir kenara yazmıştım, bulamadım. Üzgünüm.

Turizmciler kan ağlıyor. İçlerinde fedakarlık yapabilenleri olduğu gibi, işvereni çıkış verdiği için kan ağlayan turizm iş görenleri de var.. Artık iş göremiyorlar!

"Üyeleri olmazsa esnaf, ticaret odaları olur mu?" başlıklı yazımda da MUTSO (Muğla Ticaret ve Sanayi Odası) Başkanı Mustafa Ercan'ın bankalardan şikayetine yer verip, "Tabi ben başta MUTSO'nun bağlı olduğu TOBB (Türkiye Odalar Borsalar Birliği) olmak üzere, meslek odaları ve sendikalar ile öteki STK'ların birikimlerini merak ediyorum." diyerek şöyle sormuştum:

"Senelerdir meslek odaları ile sendikaların üyelerinin aidatlarından yaratılan ve bu varlıkların bankalardan sağlanan getirisinden oluşan bir 'zenginlikten' söz edilir. O zenginlik bugün işe yaramayacak ta ne zaman yarayacak?"

xx xx xx

Benim soruma yanıt vermeleri mümkün olamaz. Benim yazımdan önce Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Başkanı Mahmut Serdar Kocadon'un da bir çağrısı olmuş. Kocadon'un çağrısına ilk olumlu yanıt 22 Nisan'da Şekerbank Bodrum Şubesi'nden gelmiş.

Benim ilk aklıma gelen ise "Muğla il merkezi Menteşe'de Şekerbank Şubesi yok mu?" sorusu oldu...

Tüm özel bankalara kredi imkanları sağlamaları konusunda çağrıda bulunduğunu belirten Kocadon, "Şeker Bank bu konuda Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek çağrımıza kulak verdi" dedi.

Şekerbank, koronavirüs salgının olumsuz ekonomik etkilerinin en aza indirilmesi için Bodrum Ticaret Odası (BODTO) ile protokol imzaladı.

Banka, protokol kapsamında, Bodrum Ticaret Odası'na kayıtlı KOBİ'lere 3 ay ödemesiz dönemli veya 3 ayda bir taksit ödemeli, 48 aya varan vadelerle finansman sağlayacakmış.

Şeker Bank Bodrum Şube Müdürü Yüksel Yurtsever ise, "Mevcutta Bodrum Ticaret Odamız ile Mart ayı başında bir protokol zaten imzalamıştık, Sayın Kocadon ile bu pandeminin ardından ise görüşmelerimiz devam etti ve kendisinin çağrısına kulak vererek bir destek paketi hazırladık, A'dan Z'ye tüm işletmelerimize destek vereceğiz." dedi.

Hem Kocadon'u, hem Şekerbank'ı alkışlayalım...

xx xx xx

Buarada BODTO Başkanı Kocadon, bu zorlu sürecin birlik ve dayanışma ile atlatılacağını, daha güzel ve refah günler için şimdilik işlerin on-line ve evden yürütülmeye devam edileceğini belirterek tüm Bodrumlulara sağlıklı günler dilerken, sağlık çalışanlarının konaklama ihtiyacını karşılayan Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras'a teşekkür etti.

Başkan Kocadon, Bodrum Vefa Sosyal Destek Grubuna 250 iaşe paketi ile katkıda bulunulduğunu belirtirken de Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) işbirliği ile her yıl dağıtılan Ramazan yardım paketlerinin bu yıl da dağıtılacağını sözlerine ekledi.

Allah kimseyi "açlıkla terbiye" etmesin. İşsizlikle ve borçla da terbiye etmesin.

TOBB'un o yardım paketlerine muhtaç o kadar çok insan var ki bu günlerde...

Son günlerde sosyal medyada dolaşan en yaygın söz de "Keşke açlıkta bulaşıcı olsaydı" şeklinde...

Bu söz son zamanlarda sosyal medyada çok yaygın. İlk kimin söylediğini, yazdığını bilen de çok yok. O yüzden anonimleşti. Tabi "Böyle temenni mi olur mu?" diyenler de çıkacaktır.

Olmamalı tabi... Ama "Tokun acın halinden anlamadığı" ve yardımlaşmanın şova, gösteriye dönüştüğü, adeta baş kakıncı haline geldiği zamanlarda olabiliyor işte...

xx xx xx

"- Keşke açlık bulaşıcı olsaydı.O zaman belki anlardı, yediğinden fazlasını çöpe atanlar açın halinden. Belki anlardı, asgari ücretin iki katını bir öğün yemeğe harcayanlar. Çok görmezdi verdiğini. 'Harcamayı bilsin, yetinmeyi bilsin' demezdi belki.

- Keşke bulaşıcı olsaydı açlık. Her gün evinin önündeki çöp bidonunu karıştırıp işe yarar bir şeyler arayan elleri, yüzü simsiyah ama yüreği tertemiz çocukların halinden anlardı belki çok yiyip yağ bağladığı için zayıflama salonlarına binleri harcayanlar.

- Keşke fakirlik de bulaşıcı olsaydı. Okula giden çocuğuna harçlık verememenin ne demek olduğunu belki anlardı milyon dolarlık rezidanslarda, milyon liralık arabaya binip cennet bekleyenler. Belki anlardık, belki harekete geçerdik, belki rahatımız bozulurdu hiç olmazsa.

Ne dersiniz? Katılmaz mısınız?"

Hayır.. Bu sözler bana ait değil...

xx xx xx

Bu sözler Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen'e aitmiş.

6 Nisan tarihli Sözcü Gazetesi'nde haberleştirildiğini gördüm.

Diyanet haberlerinin yayınlandığı, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın haber sitesinde yer almış. Sözcü Gazetesi de haber yapmış. "Açlık ve yoksulluğa karşı duyulan tepkisizliğe karşı Diyanet'in tepesinden isyan geldi." diye yazmış.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyenwww.diyanethaber.com.tr de yer alan makalesine "Keşke açlık da bulaşıcı olsaydı" başlığı atmış. Söz veya temenni oradan geliyor.

Keşke...

------------------------------ -----------------------------

GÜNÜN SÖZÜ: Tarih, bizler hakkında leylekler getirdi yarasalar götürdü diye yazacak. -Alıntı.

ÇİVİ

Doğu Perinçek "Atatürk peygamber değil" demiş. Arkadaşım "Yeni mi anlamış" dedi.

Beni Bir Gülmek Aldı: )))))