“Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni 13 başkan da imzalamalı...

SU KONUSUNDA BİR ELEŞTİRİ BİR UYARI

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras NOW TV de Çalar Saat programında Ezgi Gözeger’in sorularını yanıtlarken “su meselesini” nasıl ele aldığını ve önümüzdeki yaza kadar bu meseleyi önemli ölçüde nasıl çözmüş olacağını “Muğla, deniz suyu içmeye hazır olsun” başlığını taşıyan yazımda paylaştık.

O yazıma Bodrum’dan Ahmet Değirmenci “Su medeniyettir ve tüm canlıların hakkıdır.” başlığı ile yorum yaptı. Şöyle:

Yüzey de milyon m3 ve de tonlarca su kaybolmuş. Yeraltı taban sularına başvurmuşsanız, siz kaynak yaratmıyor, var olan kaynağı tüketiyorsunuz. Taban sularının günlük şebeke kullanma suyuna dönüştürülmesi, İklim Krizi ve yüzeyde çölleşmeye sebebiyettir. Kuraklıktır, yangındır, yok oluştur. Deniz suyu arıtım projesi ise denizlerimizin tuzluluk oranı, mikro bakteriyolojik testleri ve günümüz sosyoekonomik kriz göz önüne alındığında bu da büyük bir sorundur.

Örnek verilen Arap ülkeleri petrol zenginidir. Ürettikleri suyu seyreltilmiş bir biçimde kullanmaktadır. Kimse denizden arıtılmış suya içme suyu diyemez. O sıraladığınız Araplar, Fransa Alpleri’nden gelen suyu içiyor. Mumcular ve Geyik Barajından bodruma verilen suyun adı da içme suyudur. Buyurun için de görelim! 30 yıldır su ve kimyasalları ile ilgili çalışıyorum, testler yapıyorum, Bodrum’a gelen hiçbir su arıtılsa dahi içilemez.. Sevgiler...

xx xx xx

Bodrum’da zaten kimsenin çeşmeden su içtiğini sanmıyorum.

Neredeyse 20 yıldır ben ve ailemde Menteşe’de çeşmeden su içmiyoruz.

Bu konuda bir araştırma yok. Yapılsa yararlı olacaktır. MUSKİ su parası tahsilatı yaparken bu konuda ankette yapabilir. Doğrusu ben Bodrum, Milas, Menteşe, Marmaris, Datça ve Fethiye şehir merkezlerinde nüfusun önemli kesiminin çeşmeden akan suyu içtiğini sanmıyorum.

Keşke 30 yıldır su ve kimyasalları ile ilgili çalışma yaptığını belirten Ahmet Değirmenci “sağlıklı içme suyu kaynağının nasıl yaratılabileceğini” anlatsaymış. Herkese iyilik etmiş olurdu.

Sağlıklı bir içme suyu yağmur suyunun damıtılmış hali olacaktır.

Peki şimdi “Yağmur suyunu nerede toplayacağız?” desem, ilk akla gelen barajlar olacaktır, sonra çatılardan akan suları toplamaktan söz edenler ve hatta Fethiye/Kayaköy (Levissi) evlerinin çatılarından akan yağmur sularının avluda yer altı ‘haznelerinde’ biriktirildiğini örnek gösterenler de çıkabilir.

Yağmur nerede?

xx xx xx

Bir diğer yorumda yine Bodrum’dan Okan Özsu’dan geldi. Deniz suyu arıtılması ile ilgili “ yatırım ve işletme maliyetlerinin” önemine dikkat çeken, “kaynak ve yöntemin tartışılmasını” isteyen yorumunda şu ifadelere yer vermiş:

Reverse Osmos metoduyla deniz suyundan şebekeye su verilmesinin olası çevresel etkileri elbette iyi irdelenecektir, ama daha önemlisi yatırım ve işletme maliyetlerinin iyi hesaplanmasıdır.

Kredi veya öz kaynaklar ile MUSKİ’nin bu işi yapması bütçe de öngörülmekte ise 2025 yılı MUSKİ Bütçesi iyi incelenip takip edilmelidir. Yok Kamu Özel İşbirliği modeli veya imtiyaz devri yöntemleri planlanıyorsa kamuoyu ile paylaşılmalı ve tartışılmalıdır.

Geçmişimizde ve halen devam eden ‘Güllük’de içme suyu ve atık su İmtiyaz devri’ olumsuz örneği hafızalarda durmaktadır. Kaynak ve yöntem tartışılmalıdır.

Okan Özsu’ya kulak verilmesinde çok yarar var...

xx xx xx

“HAK TEMELLİ BAKIŞ AÇISI” VE KADIN DOSTU KENT MUĞLA

“Muğla, deniz suyu içmeye hazır olsun” başlığını taşıyan yazımda Ezgi Gözeger Bodrum’un su meselesi ile ilgili sorusunu sormadan önce Başkan Aras’ın şu ifadeleri vardı:

“Bodrumda da yaptığımız çalışmalar vardı. Toplumsal eşitlikle ilgili. Bunu şimdi Muğla'ya taşıdık. Muğla'da da Avrupa'da yerel yaşamda kadın erkek eşitliği yerel şartını, ‘Şiddet Tutum Belgesini’ imzaladık.”

Ezgi Gözeger tamda burada araya girerek “Hak temelli bakış açısı. Bence de çok kıymetli. Ben bununla ilgili dertli bir kadın olarak size biraz çok teşekkür ediyorum, bu anlaşmaya taraf olduğunuz için.” deyip Bodrum’un su meselesini sormuştu.

Peki “Kadın meselesi” ile ilgili “dertli” olduğunu söyleyen Ezgi Gözeger’in “Hak temelli bakış açısı” tanımlamasına neden olan neydi?

Programda “Hak temelli bakış açısı” tanımına, Başkan Aras’ın seçimden sonra koltuğuna oturur oturmaz kurduğu birimlerden biri olan “Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı” ve o Başkanlık ile imzaladıkları “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni ve nasıl bir uygulama getirdiklerini anlatırken kullandığı “.. eşitlik derken sadece o değil, suda da adalet, her şeyde eşitlik diyoruz. Ağacın da hakkı, sokak hayvanının da hakkı var. Herkesin hakkını savunmak için önce eşitlik temelli bir bakışla felsefeyle yaklaşıyoruz.ifade neden oldu…

xx xx xx

Bilindiği gibi “Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı”na Ahmet Aras ile bu alanda Bodrum Belediyesi’nde çalışmaları ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde de akademisyenliği olan ve alanında başarılı bir geçmişe sahip olan Dr. Özge Demirel getirilmiş bulunuyor. Nedense bu birim ve Başkan Aras’ın Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde kadınların alkışlarıyla imzaladığı ve anlatılırsa başka belediyelere de örnek olabilecek “Şiddete Karşı Tutum Belgesi” Muğla kamuoyu ile sanırım tam manasıyla paylaşılamadı.

Başkan Aras’ın imzaladığı “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”, “ILO 190 sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizi Önlemeye Yönelik Politika Belgesi” doğrultusunda ulusal mevzuat temelinde hazırlanmış. Muğla Büyükşehir Belediyesi bu belge ile 13 ilçe kapsamında hizmet ürettiği her birim dahil olmak üzere, her türlü ‘şiddete, tacize ve mobbinge (bezdirme, psikolojik baskı)’ karşı nasıl bir yöntem ile hareket edeceğini ve asla taviz vermeyeceğini ilan etmiş bulunuyor.

Başkan Aras’ın o imza törenindeki şu sözleri bence çok önemli:

Çok büyük bir cesaretle söylüyorum ki şiddet önce Muğla Büyükşehir Belediyesinde son bulacak. Kesinlikle taviz verilmeyecek, tarafsız kalınmayacak...

Umarım bu belge Muğla’nın 13 ilçe belediye başkanı tarafından da imzalanır de bu Muğla’nın onuru olur...

xx xx xx

Ezgi Gözeger, Çalar Saat programında havaların sıcaklığından ve Muğla’da sıcaklığın dayanılmaz olduğundan dem vurup, “Sıcaktır biraz işte. Sizin oralar çok sıcak başkanım. Orada biraz terliyoruz. Ama hamama giren terler değil mi?” diyerek sözü “içme suyu” meselesine getirmeye çalışırken, Başkan Aras, “Güney öyledir ama, Muğla merkez aslında yayladır. Orada yaylaya inilir. Yani normal kottan biraz düşük bir yaylamız var. Karabağlar Yaylası.. Muhteşem bir yerdir ve sıcak değildir.” diye karşılarken, Gözeger’in “Sıcaklıktan hemen suya geleyim mi o zaman?” sözüne aldırmadan “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni şöyle anlattı:

Eşitliğe bir daha değinelim. Biliyorsunuz bizim ‘Toplumsal eşitlikle’ ilgili Bodrum’da da yaptığımız çalışmalar vardı... Bunu şimdi Muğla'ya taşıdık. Muğla'da da Avrupa'daki yerel yaşamda kadın erkek eşitliği yerel şartını; Şiddet Tutum Belgesini imzaladık. Şiddet Tutum Belgesi nedir? Önce evimdeki şiddeti önlemeliyim. Yani belediyede mobing, taciz veya herhangi bir şiddet uygulandığı anda uygulayan personel anında işten çıkarılacak. Çok netiz bu konuda. Hatta eşine el kaldıran bir personeli duyduğum anda veya herhangi bir şekilde bize yansıdığı anda, şikâyete konu olduğunda ve yargıya yansıdığında anında o personelin işine son vereceğiz.

Başkan Aras bu çok önemli konudaki sözlerini şöyle tamamladı:

Biz şiddet ve kadın cinayetleri konusunda çok net olmalıyız. Acaba öyle mi böyle mi demeden. Ki biliyorsunuz mahkemelerde acaba o kadının orada ne işi vardı, acaba tahrik falan mı vardı gibi bir sürü meseleler oluyor. Kesinlikle çok net olunmalıdır. Biz bu netliği sağladık ve Muğla'dan dünyaya eşitlikçi şiddetsiz bir kent yaratmak için çalışıyoruz. Biz eşitlik derken sadece o değil, suda da adalet, her şeyde eşitlik diyoruz. Ağacın da hakkı, sokak hayvanının da hakkı var. Herkesin hakkını savunmak için önce eşitlik temelli bir bakışla felsefeyle yaklaşıyoruz.

 -----------                 ----------

GÜNÜN SÖZÜ; Evrensel kültürün sanat ve düşün rüzgârları ile Türkiye er geç çağdaş uygarlığa demir atacak. --Uğur Mumcu