“Santral kazanlarında geleceğimiz yanıyor”

İkizköylülerin ve yaşam savunucularının “Akbelen Nöbetinin” hafta sonunda cumartesi günü 3’ncü yılını dolduracağını haber verdiğim “Şimdi ‘çevre’ ile birlikte ‘emeği’ de koruma zamanı” başlığını taşıyan 19 Temmuz 2024 tarihli yazıma şöyle başlamıştım:

“Akbelen’i, hani şu termikçilere karşı Milas/İkizköy’ün tarım alanlarına, Akbelen ormanına ve köyleri İkizköy ile yaşam alanlarını ‘ne kaldıysa’ kurtarıp koruyabilmek için direnenleri unuttunuz değil mi? Tabii gündemde seçim de yok!”

Yazdıklarımla ilgili haklı çıkmaktan hiç hoşlanmıyorum.

Haklı çıktım... Seçim dönemi çevrecileri ile “selficiler” ve “Haberim yokmuş gibi çek kanki”ciler Cumartesi günü Akbelen/Karadam da yoklarmış...

xx xx xx

“Şimdi ‘çevre’ ile birlikte ‘emeği’ de koruma zamanı” dediğim yazımda “Ne Osman Gürün, ne Bahattin Gümüş ve ne de Muhammet Tokat Akbelen’e bir Burak Erbay, bir Cumhur Uzun, bir Gizem Özcan ve de bir Ahmet Aras gibi gitmediler. Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gelmemiş olsa bel ki de hiç gitmezlerdi... Kemal Kılıçdsaroğlu’nun geldiği gün oraya kimler kimler gelmemişti ki... Bahattin Gümüş de ilk ve son kez gelmişti. Hem oraya gelenlerin çoğu gibi oradan fotoğraf paylaşmıştı, ‘Bakın ben de buradayım. Ben de çevreciyim’ diye çevrecileri, solcuları selamlamak için... Tabii kimsede yemedi, herkes her şeyi görüyor, çoğunun belediye başkanı, milletvekili olabilmek, yerini koruyabilmek adına genel başkana şirin görünmek için oradaydılar...” derken şu ifadem de olmuştu:

“Yarın Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ne yapar Karadam Köy Meydanında olur mu onu da bilmiyorum. CHP Muğla Milletvekilleri Gizem Özcan ve Cumhur Uzun genel başkanlarının başkaca bir görevlendirmeleri yoksa eğer Ankara’dan mutlaka geleceklerdir diye düşünüyorum.”

Aradım, ikisinin de mazereti vardı; sosyal medya hesaplarından Gizem Özcan “#Akbelen'de toprak, zeytin ve yaşam nöbetimizin 3. yılı! Yılmayacak, pes etmeyecek, mücadelemize devam edeceğiz!” diye, Cumhur Uzun “Doğamızı ve yaşamı savunuyor, temiz enerji mümkün demeye devam ediyoruz! Toprak, zeytin ve yaşam nöbetinin 3. Yılında Akbelen’e omuz veren herkesi saygıyla selamlıyorum.” şeklinde paylaşım yaptı...

xx xx xx

Aynı yazımda “Ancak eminim Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yarın mutlaka İkizköy Karadam Köy Meydanı'nda olacaktır. Çünkü Ahmet Aras hep İkizköylülerin yanında oldu...” ifademde olmuştu. Dediğim gibi oldu... Ahmet Aras cumartesi günü Fevzi Topuz ile birlikte Karadam Meydanı’ndaymış...

Üçüncü Yıl Etkinliği, 24. Dönem Muğla Milletvekili THM Sanatçısı Tolga Çandar'ın söylediği yöresel ezgilerle başlamış. Gelenler arasında DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk ve eski Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu da varmış. CHP’nin Milas’tan çıkardığı milletvekilleri Zeki Çakıoğlu, Fahrettin Üstün, Akın Üstündağ ve Suat Özcan’ın daha önemli ne işleri vardı acaba? Gerisini saymıyorum...

Siyasilerimizin “milletvekilliği performansları” kadar, milletvekilliğinden sonraki performansları da önemli... “Şimdi ‘çevre’ ile birlikte ‘emeği’ de koruma zamanı” başlıklı yazımda da belirttim, belli mi olur, bir de bakmışız erken genel seçim kararı alınmış...

xx xx xx

Geçen cumartesi günü Karadam Köy Meydanı’nda yapılan 3. Yıl etkinliği, buluşması ile ilgili çıkan haberlerde en güzel başlık Esma Turan’ın Ahmet Aras’ın ağzından attığı “Santral kazanlarında geleceğimiz yanıyor” başlığı oldu...

Milas’ta yaşam alanları Akbelen Ormanı ile birlikteliğimizle toprağın, zeytinin, suyun ve geleceğin mücadelesini veren, yaşam savunucularının desteği ile 3 yıldır direnen İkizköylüler ile yaşam savunucuları bölgedeki grup köylerden Karadam’ın meydanında buluştu. Buluşmaya katılan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, şu ifadelerde bulunmuş:

Bu termik santrallerin kazanlarında insanlarımızın, gençlerimizin geleceği yakılmakta ve yok edilmektedir. Termik santraller linyit kömürlerini yakıt olarak kullanırken çam ormanlarımızı, doğamızı, suyumuzu, geleceğimizi de yok ediyor ve köylerimizin de tarihleriyle birlikte yok oluşuna sebep oluyor. Bu mücadele, Türkiye’nin her yerine örnek olmalıdır ama her yerinde de bu mücadeleye destek vermek zorundayız. Bugün İliç’te, Kaz Dağları’nda, Tunceli’de, Diyarbakır’da, Karadeniz’in yaylalarında, dağlarında her yerde bu mücadeleyi vermek zorundayız. Anadolu, geri dönülmez şekilde tahrip edilmektedir. Burada yaşayan ve buraya destek olan insanlar, bu felsefe ile burada olmak durumundadır. Ayrıca, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bu sorumluluğu omuzlarımda çok güçlü bir şekilde hissediyorum her şeyin sorumlusuyuz hepimiz sorumluyuz.

Bu “sorumluluk” sözünü bugüne kadar kimden duyduk? Bu mücadele selfi çektirmekle de olmuyor işte... Mangal gibi yürekle, inançla, vatan ve insan sevgisiyle, vicdanla oluyor... Sizde bunlar samimiyetle varsa “sorumluluk” da vardır... “Santral kazanlarında geleceğimiz yanıyor” ne ya? Döndüm döndüm okudum. Çok lafa gerek yok... Dönüp dönüp okuyun... Dönüp dönüp düşünün...

xx xx xx

Köy meydanında Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz, Tolga Çandar’a “Harmandalı” ile eşlik etmeyi de ihmal etmemişler...

Başkan Aras konuşmasında “Türkiye ayağa kalk, Akbelen’e sahip çık” diye de haykırırken, “Alternatif enerji üretim yöntemlerini kullanmak için 30 köyün ve ormanlarının, suyunun yok olmasını mı bekleyeceğiz?” diye sorup, Termik Santrallerin bir an önce kamulaştırılması ve ardından da kapatılmasının planlanması gerektiğini belirtip, “Enerji, eğitim ve sağlık kesinlikle özelleştirilmemeli ve kamunun yönetiminde olmalıdır.” derken, Fevzi Topuz da “İkizköy'ün girişinde bulunan dereyi görmüşsünüzdür eskiden temmuz ayı sonuna kadar gürül gürül akan deremiz şimdi mart ayında kesiliyor, susuzluk tehlikesinin artık kapımıza dayandığını görüyoruz ve artık yeter diyoruz” ifadelerinde bulunmuş...

 xx xx xx

Akbelen Ormanı'nın Limak holding ve IC İÇTAŞ holding iştirakı olan YK Enerji'ye (Yeniköy Kemerköy Termik Santrali) maden sahası olarak tahsis edilmesine karşı başlatılan direnişin aslında beşinci, “çadır nöbetinin” ise üçüncü yılını geride bıraktık.

Akbelen Ormanı'nda geçtiğimiz yıl 24 Temmuz günü kalabalık bir jandarma ekibi ve Toma araçları eşliğinde ağaç kesimine başlanmıştı. YK Enerji için kömür temini sağlanması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tahsis edilen Akbelen Ormanı, jandarma ve kolluk kuvvetleri eşliğinde şirket tarafından kesilerek yok edilmişti.

İkizköylüler ile Çamköylülerin, Karacahisarlıların ev sahipliği yaptığı etkinliğe farklı yerlerde mücadele eden köylülerle, Muğla'nın birçok ilçesinden, İzmir, İstanbul, Balıkesir, Denizli, Manisa'nın da içinde olduğu illerden araç kaldırılarak katılım sağlayan doğa ve yaşam savunucuları Karadam köy meydanında bir araya gelirken, katılımcılara meydana kurulan masalarda yöre yemekleri ve aşure ikram edilmiş.

xx xx xx

İkizköylülerden Akbelen direnişçisi Esra Işık, “Biz burada mücadelemizi sadece ormandaki ağaçlar için değil, doğamız, yaşam alanlarımız, zeytinliklerimiz, suyumuz, toprağımız için de yapıyoruz ve sonuna kadar sürdüreceğiz, yakın zamanda MAPEG tarafından YK Enerji şirketinin talebiyle buradaki madencilik faaliyetinde ‘kamu yararı vardır’ kararı çıkmıştır, sözde kamu yararı diyerek bizi yaşam alanlarımızdan koparmaya çalışıyorlar ama asıl kamu yararı bizim buradaki yaşamımızın korunması ve sağlanmasıdır” diyerek sözü annesi, mücadele arkadaşı ve İkizköy Muhtarı Nejla Işık'a bırakmış.

İkizköy Muhtarı olarak da aynı şeyleri söylemeye ve mücadeleye devam edeceğini belirten Nejla Işık, yok olma tehlikesi altında olan 30 köyün sırada olduğuna dikkat çekerek, nöbete devam ettiklerini dile getirirken şu ifadelerde bulunmuş:

5 senedir 'Bu köyde doğduk, bu köyde öleceğiz' dedik. Dinamitlerle evlerimizi bile patlattılar. Ağaçlarımızın dibini oydular. Bizim topraklarımız satılık değil. Bizim vatanımız satılık değil. Zeytin ağaçlarına asla kıydırmayacağız. Akbelen'i yok ettiler. Sadece Akbelen değil sırada 30 köy daha var. Biz bu mücadeleyi hiç bırakmadık. Biz köyümüz için, vatanımız için havamız, suyumuz için nöbet tutuyoruz. Bizim madene, santrale verecek toprağımız yok. Enerjinin başka türlüsü var bizi yaşarken öldürerek enerji elde edemezsiniz. Köyümüzü bu madene teslim etmeyeceğiz

İkizköylülerden Aytaç Yakar da “Limak sana bu çamları yedirmeyeceğiz. Biz köyümüzden toprağımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kanımın son damlasına kadar savaşacağım. Bir kere doğdum bir kere ölürüm ama toprağımı bulamam.” derken, İkizköylülerin çevreci avukatı İsmail Hakkı Atal, noktayı şöyle koymuş:

Ormanımızı kestiler ama bu mücadeleyi biz kaybetmedik, çünkü biz korku duvarını aştık şirketin emriyle hareket eden jandarma ve kolluk güçlerinin saldırısına rağmen mücadelemizden vazgeçmedik ve nöbetimizi sürdürüyoruz”...

------------------

GÜNÜN SÖZÜ; Hakikate susamışlık, insanlığın en soylu tutkusudur. --Jacques Derrida