Sandıklı’da Gönül Gözü Gören Dostlarla Karşılaştım

Gün aydınlanmış, vakit gelmişti. Nice güzelliklere biraz da bilinmezlik içinde yol alıyordum. Acaba beni ne bekliyor sorusu da zihnimde dolanıyordu. Soruları ardımda bırakıp anayoldan sola doğru kıvrıldım. Küçük, sade Kusura köyü tabelası beni karşıladı. Şimdi okulu bulma zamanıydı. Pek de zorlanmadım. Köşede varlığını hissettiren, içinin cıvıltısı dışına yansımış bir okul gördüm. Öğretmenler samimiyetle kapıda karşıladı. Ellerimiz kavuştu. Buyur ettiler. Çocuk neşesiyle merdivenlerden çıkıyordum. Koridorda dizilmiş çocuklarla karşılaştık. O ilk bakışta alkışlar, tebessümler, mutluluklar birbirine karışmıştı. Nizami dizilmiş sıralarda oturan öğrenciler öylesine merak ve güzellik dolu bakıyordu ki çok da bekletmeden bir selamla söze girdim. O andan itibaren kendimizi sözcüklerin büyüsüne bıraktık. Okuma, yazma ve kitaplara dair cümleler birbirini takip etti. Kalkan her parmak bir şeyleri dile getiriyordu. Neler söylenmedi ki okumak için daha çok çaba göstereceğini belirtenler, bir hikâye kahramanı olmak isteyenler, ben de yazar olmak istiyorum diyenler… Her düşünce başka güzeldi. Gözlere baktım, dudaklardan dökülen cümlelere sahici şekilde eşlik ediyordu.

Ön sıradan bir ses duydum. Çağla öğretmenimiz soruyla ve güzellikle dile geldi. Konuştuk. Uzun uzun anlattı. “Benim gözlerim görmüyor ama kitaplara daha rahat ulaşmak istiyorum.” dedi. Gönül gözüyle gören bir insana rastladım, bu ne büyük nimetti. Hemen çareler düşündüm. Elbet bir şeyler için çaba harcayacağım hocam, dedim. Neşelendi. Orada bırakmadık. Ertesi günü fuarda buluşmak için de sözleştik. İkramlar, güzel sohbet ve umuda ekilen tohumlar… Veda vakti gelmişti. Bin yıllar önce insanlığın konakladığı Kusura köyünün güzel çocukları ve kıymetli öğretmenlerine samimiyetle veda ettim.

Zaman durmaz akar su misali ertesi güne kavuştuk. Kültür Park’ın merdivenlerini alelacele adımladım. Çocuk cıvıltısı her yeri doldurmuştu. Çağla Hocam da heyecanla fuar alanına geldi. Hemen karşıladım. Kitaplara dokundu. Samimiyetle imzaladım. Milli Eğitim müdürümüzle de hocamızın daha çok kitaba ulaşabilmesi için konuştuk. Tıpkı bir fidan gibi güzellik umudu da yeşermişti. Çağla Hocam Braille Alfabesi’yle güzel dileklerini ilettiğinde en güzel duygular salonu kapladı. İnsanın ömrünce unutamayacağı bir güzellik imzasıydı bu. İnsana dokunmak aynı zamanda kendine, ruhuna dokunmaktı. Yaşadım, gördüm ve hissettim.

Kitaplar ne kıymetli şeylermiş yeniden anladım. Umut tazeliyor, güzellik katıyor, insana her dem yeni hatıralar kazandırıyordu.

Güzel işler büyük projelerle büyük projeler de inanmış insanlarla vücut bulur. Bir Okusan projesi çerçevesinde Sandıklı İlçesini Kalkındırma Derneği’nin katkılarıyla unutulmaz anılara imza atmamıza vesile olan herkese şükranlarımı sunuyorum. Çağla Hocamıza ve çocuklarımıza geleceğin güzellikler sunmasını diliyorum.