Sağlıkta dava, ormanda suç duyuruları...

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NDE YAŞANANLAR

Evet bu arada Muğla Valiliği Akyaka Orman Kampı’ndaki karavan rezaletine müdahale etmiş, teşekkür ediyoruz. Ancak ben yeterli bulmadım... Bunun yanında önceki Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer hakkında da dava açıldığını öğrendim. Gecikmiş bir karar... İl Sağlık Müdürlüğü ile ilgili bütün şaibeler şeffaflık içinde sona erdirilmeli. Kimsenin ‘varsa’ yaptığı yanına bırakılmamalı...

Hafta sonundaki “Büyükşehrin parası kalmadı mı acaba?!” başlığını taşıyan 26 Nisan 2025 tarihli yazımı böyle noktalamıştım. “Pazartesi günü ele alalım...” demiştim.

Bu arada “bol kepçe karavana” haline gelmiş Akyaka Orman Kampı’nda 8 bin kişinin konaklatılacağı söylenen projeye kurban edilen çam ağaçları ile birlikte gündeme gelen “Jakuzili Karavan”ın sahibi Muğla Gazetesi’nden Kenan Gürbüz’e “yalanlamada” bulunmuş.

Deyimleri severim, yerinde söylendi mi güzel oluyor. Mesela “Şecaat arz ederken merd-i kıbti sirkatin söyler” onlardan biridir. Ormana kondurulan ‘erosskaravann’ın sahibi Marangoz Ustası Erhan Önal’ın yalanlaması da biraz öyle olmuş. Ona gelmeden önce Muğla’nın önceki İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer’e açılan davaya bakalım...

+

Esma Turan’ın “özel haberi”ne göre, üç yıl önce Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi’nde bir astsubayın çok büyük haksızlığa uğradığı olayın ardından görevden alınan dönemin İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gençer hakkında, “görevi kötüye kullanma” suçundan dava açılmış.

Zaman zaman AK Parti’den “ belediye başkanı adaylığı” ve hatta “AK Parti İl Başkanlığı” gündeme gelen, Sağlık Müdürlüğü sona erdikten sonra da kimsenin beklemediğini yapıp, CHP Menteşe’de kaydını yaptırarak yerel seçimler öncesi aktif siyasette yer alan Dr. Gençer, görevini icra ederken sık sık “iddialara maruz kalmış” ama bir “yargılanma” yaşanmamıştı. Şimdi görevden alındıktan 3 yıl sonra hakkında, “görevi kötüye kullanma” suçunu işlediği ‘iddiasıyla’ dava açılması şaşırtıcı oldu. “İddiası” diyorum, çünkü ‘Masumiyet karinesi’ var...

Haberde konuya ilişkin şu ifadeler yer almış:

Depreme dayanıksız olduğu söylenen Menteşe Devlet Hastanesi’nde hizmet devam ederken, Sağlık Bakanlığı’nın Sağlıklı Çözüm isimli sosyal medya hesabından 15 Şubat 2025 tarihinde yapılan duyuruda hastanenin deprem riski taşıyan ve güçlendirmeye uygun olmayan bloklarının boşaltılacağı belirtilmişti. Süreç devam ederken, Birlik Sağlık Sen Muğla İl Temsilcisi Abdullah Gül tarafından yapılan suç duyurusunun ardından, dönemin İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gençer, İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanı Ö.İ. ve Başkan Yardımcısı İ.R.B. hakkında ‘görevi kötüye kullanma’ suçundan dava açıldı.

+

Birlik Sağlık Sen Muğla İl Temsilcisi Abdullah Gül tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve 18 Nisan 2025 tarihinde kabul edilen iddianamede, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından 13 Eylül 2018 tarihinde hazırlanan ve Menteşe Devlet Hastanesi’nin depreme dayanıksız olduğu yönündeki tahkik raporunun İl Sağlık Müdürlüğü’ne sunulduğu belirtilerek, “Rapora rağmen herhangi bir işlem yapılmadığı, hastanenin 15 Mayıs 2020’de hizmete açıldığı, buna karşılık raporun Sağlık Bakanlığı’na ancak 14 Temmuz 2023’te iletildiği” kaydedilmiş.

İddianamede, şüphelilerin, “deprem güvenliği açısından riskli” olduğu açıkça belirtilen binayı yeniden kullanıma açarak ve bakım-onarım harcaması yaparak “görevi kötüye kullanma” suçunu işledikleri ileri sürülerek, sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmaları talep edilmiş. İddianame 18 Nisan 2025 tarihinde Muğla 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ve Dr. Gençer ile Ö.İ. ve İ.R.B. hakkında “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla dava açılmış...

+

Birlik Sağlık Sen İl Temsilcisi Abdullah Gül, konuyla ilgili Esma Turan’a yaptığı açıklamada, “Kamu kaynaklarının etkin, verimli ve hukuka uygun kullanılmasını savunuyoruz. Bu davanın, benzer olayların önüne geçecek nitelikte emsal teşkil etmesini temenni ediyoruz. Yargı süreci devam ederken, kamu yönetiminde hesap verebilirlik ilkesinin güçlenmesine katkı sunması bekleniyoruz” demiş.

Buna katılıyorum. “Kamu yönetiminde hesap verebilirlik ilkesinin güçlenmesi” gerçekten çok önemli.

İl Sağlık Müdürlüğü ile ilgili zaman zaman basına da yansıyan söylentileri duyuyoruz. O söylentilerden biri ile ilgili dava açılmış olması olumlu bir gelişme. Hiçbir şey söylenti olarak kalmamalı. Bu kurumu ve kurumun ilgili kişilerini yıpratıyor. Umarım Dr. İskender Gençer ve arkadaşları aklanırlar, ki ben bir gazeteci olarak olup bitenlerden Bakanlık haberdardı diye biliyorum... Umarım Birlik Sağlık Sen İl Temsilcisi Abdullah Gül, başkaca iddialarında hukuk merceği altına alınmasını sağlar...

+

AKYAKA’DA YAŞANANLAR

Gazeteci Yazar Sedat Kaya Datça’dan kaleme aldığı yazısında “Akyaka Orman Kampı’nda yaşananlar, klasik bir doğa kıyımından çok fazlası.” diyor. Kesinlikle öyle... Ardından “Düşünün, adamın biri ormanın içine iki katlı, merdivenli, jakuzi önlü, soba bacalı ultra lüks bir karavan koymuş. Kısacası, karavan ama saray standardında.” diye devam ediyor. Ancak bu kadar kısa ve öz tanımlanabilirdi...

Yapılan haberler, yazılan yazılar ve özellikle internette paylaşılan (ben de paylaştım) Gökova Ekoloji Meclisi tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Akyaka Jandarması’nın olay yerinde keşif yaparken kaydedilen görüntüler adeta infial yarattı.

Kendisine teşekkür ediyoruz, Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyıt tepkilere kayıtsız kalmadı.

Gökova Ekoloji Meclisi vatandaşlarla birlikte Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile orman kampında Akyakalıların ve çevrecilerin tepkilerine neden olan ve “Günlük 8 bin kişiyi ağırlayacak” olduğu söylenen projeyi uygulamaya koyan Muğla Vakfı arasındaki “kullanım” protokolunun iptali için Muğla İdare Mahkemesi’ne başvuru yanında, dinlenme alanında “eğlence karavanı” ile ilgili de Muğla Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunurken Muğla Valiliği o karavana müdahale etmiş...

+

Kenan Gürbüz tarafından duyurulan “Valilik Müdahalesi” için Gazeteci Yazar Sedat Kaya “Yetmez Ama Evet” diye esprili bir başlık attı. “Akyaka Orman Kampı'ndaki karavan rezaletini dün duyurmuştuk. T.C. Muğla Valiliği'nden nihayet açıklama geldi; ‘Görevlilerin kontrol eksikliğinden dolayı bahsi geçen karavanın etrafına fotoğraflarda görülen malzemeleri çıkardığı anlaşılmıştır, bunun üzerine hemen müdahale edilmiş karavan etrafında bulunan malzemeler kaldırılmıştır’... Yetmez ama evet. O karavanın gece kulübü olarak işletilmesi önlenmeli. Takipçisiyiz.” diye yazdı.

Sedat Kaya’ya şerhli katılıyorum.. Ben de “Yetmez ama” diyorum, ama “evet” diyemiyorum...

Neden?

Nedeni açıklamadan, “Ben bir marangoz ustası olarak namıdeğer 'erosskaravann' emeğimle ve doğaya saygılı bir şekilde yaşamımı sürdürmeye devam edeceğim.” diyen Erhan Önal’ın Muğla Gazetesi’nden Kenan Gürbüz’e yaptığı yalanlamada yer alan ifadelerini paylaşalım:

Haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Karavanım, orman kampı içerisinde gerekli izinler çerçevesinde konumlandırılmış olup, herhangi bir ticari faaliyet yürütülmemektedir. Bahsi geçen konser etkinlikleri dost meclislerinde gerçekleştirilen özel buluşmalardır. Öncelikle Akyaka Orman Kampı'nda ağaç kesildiği yönündeki iddialar kesinlikle gerçek dışıdır. Konser etkinlikleri tamamen ücretsiz ve halka açık şekilde, kamp alanında bulunan misafirlere güzel bir akşam yaşatmak amacıyla düzenlenmiştir. Etkinlikler sonrasında ise doğaya zarar verilmemiş, alan özenle ve eksiksiz şekilde temizlenmiştir. Doğaya ve çevreye olan saygımız tartışmasızdır. Yetkili merciler tarafından istenirse gereken her türlü işbirliğini yapmaya hazır olduğumu da belirtmek isterim.

+

Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler” deyiminin yerine göre cuk oturan güzelliği karşısında eğiliyorum.. Açıklamasının başında “Bahsi geçen konser etkinlikleri dost meclislerinde gerçekleştirilen özel buluşmalardır.” diyen eğlenceli karavan sahibi marangoz ustası Erhan Önal Beyefendinin açıklamasının sonunda “Konser etkinlikleri tamamen ücretsiz ve halka açık şekilde, kamp alanında bulunan misafirlere güzel bir akşam yaşatmak amacıyla düzenlenmiştir.” demiş olması dikkat çekici...

Dedim ya deyimlerimiz yerinde anlamlı ve güzeldir. Buraya da “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” deyimi cuk oturur mu?... “Beyefendi sen Hilal-i Ahmer Cemiyet misin?” diye soran da çıkabilir...

Ben “Yetmez ama evet” diyemiyorum.

Bir kere bu üstüne “kat çıkılmış” kamyon kasası karavan mıdır?

Tabii bu kamyon, Çınar ve Akbük arasındaki kondulardan daha inandırıcı geliyor! Muğla’da artık kontrolden çıkan tekerlekli mobil Tiny House’lara benzetemediğim gibi karavanlara da benzetemedim...

Yine de Çınar Akbük arasındakilerden daha inandırıcı göründüğü gibi, deve güreşlerinde, boğa güreşlerinde de iyi iş yapabilir... Ama orman kampında konuşlandığı yer “Karavanlara Ayrılmış Alan” mı? Trafikte “karavan” diye kaydı olan araçla bu kamyon aynı karavan mı? Aynı ise memurlar, marangoz ustası beyefendiden “yapı kayıt belgesi” istemişler midir?

Bilmiyorum, anlamaya çalışıyorum... Sorular beynimi kemiriyor...

+

Bu arada beni o karavanımsı kamyonun ticari olup olmadığı, gürültü yapıp yapmadığı ilgilendirmiyor. Jakuzi olduğu söylenenin jakuzi mi çocuklar için şişme havuz mu olup olmadığı da önemli değil... Beni o ‘aşk karavan’ın, pardon 'erosskaravann'ın “Görevlilerin kontrol eksikliğinden dolayı etrafına fotoğraflarda görülen malzemelerin” oradan çıkarılmış olması ise hiç ilgilendirmiyor...

Beni orada o ‘malzemelerin’ içinde bir tane bile yangın tüpü görünmemesi ilgilendiriyor.

Beni beyefendinin orada “cebinden” ağırladıklarının sigara izmaritlerinden veya açıktaki elektrik aksamlarından çıkma ihtimali yüksek ‘yangın’ ilgilendiriyor... Yani kamyonun etrafındaki malzemelerin oradan çıkarılması yetmez, kamyonun çıkarılması ve 8 bin kişilik projeden de vazgeçilmesi gerekir...

Sevgili Hamdi Yücel Gürsoy ağabey sen daha ne kadar susacaksın?

---------------                           ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Ne adaletsiz bir dünya: kimi günahları ile yükseliyor, kimi iyilikleri ile kaybediyor. --Shakespeare