"Derinalemlerdeyiz, işin içinden çıkamıyoruz, teslim oluyoruz. Zaman teslim olma,mücadele etme vakti. Zor zamanlarda sabretme, direnme, güçlü olma ve yolunubulma. Bu sabah vakitlerinde Şeyh Cami'nde tefekküre dalabilirsiniz. Bu yüzdendiyorum bir yanım hüzün bir yanım huzur."
Buseferki rotam en sevdiğim yerlerden birinde. Yine sabahın erken vakitleri.Sabah ezanını dinlemeyi sevdiğim köşelerden birindeyim. Saatli Kule'nin ŞeyhCami'ye bakan, şimdi kullanılmayan çeşmesinin yanında. Eğer saatler denklikgösterse bir yanda ezan, bir yanda Saatli Kule'nin saat başı çalan çanı. İkises arasında mahur bir bestenin gizemli yansımalarına şahitlik eder dik. Sabahın uhrevi varlığında Şeyh Camininminaresinin ışıkları yanıyor. Yeşil ışıklar sabahın serinliğine ve nurunarehberlik ediyorlar. İçimde hüznün yanında huzuru da yaşıyorum. Ve ezanokunuyor.
Salgınnedeniyle tersine dönen şemsiyenin altında farklı zamanları yaşıyoruz. Her şeyson aylarda nasıl da değişti. Birileri düğmeye bastı. Bütün hayatımız eskiçamlar bardak oldu hesabı değişti. Bu hesabı ödemek de zor gerçi. Şeyh Cami'deokunan ezanla çocukluğuma, gençliğime ve salgın öncesi vakitlere dönüyorum.Cami cemaati nasıl aheste aheste sabah mahmurluğunda gelirdi camiye. Yaşlılar,çocuklar ve de caminin hemen yanındaki Kuran Kursundan gelen minik hafızadayları. Ezanla sabah vakitlerinde insan bedenlerine öyle bir can aşılanırdıki hüzünle huzur bir bütün halinde canlılık katardı ruhlara..
Sabahezanıyla uyanan ruhların, bedenlerin güne başlaması besmeledeki gibidir. Sabahezanıyla rahat uykulardan uyanma, dirilişe geçen canların habercisidir aynızamanda. Gafletin perdesi kalkar ortadan mana tüm hükmüyle insana hizmet eder,insan da mananın hükmüne.
ŞeyhCami'inden içeri giriyorum farklı zamanlarda. İlkinde babamın elini tutuyorum.Bir Ramazan sabahı. Selamlaşmalar, yüzlerde gülümseme ve huzur. Ve de birteslimiyet. Caminin rengarenk görsel temaşası etkiliyor beni. Bu cami diğerlerigibi değil. Namaza geçiliyor. Gamet getiren müezzin, namazı kıldıran imamınkıratı derinden etkiliyor. Caminin akustiğini o zaman bilemesem de sesinahenkli yansımasından etkileniyorum. Ve sonra minik hafız adaylarındandinlediğim Kuran'ın çocuk sesine sinen tazeliği.
ŞeyhCaminin mihrabının iki yanında devasa şamdanlar ve tik takları uhrevi biratmosfere yansıyan adam boyunda sarkaçlı saat. Gözlerim minareden camininkubbelerine takılıyor. Deniz, gemi ve daha neler nakşedilmiş kubbeye.. Mescid-iNebevî derken Mescid-i Haram. Çocuk aklımla Kuran dinlerken hep anlatılanlarıntesirinde Hac yolunda buluyorum kendimi. Peygamberimizin hayatını çok güzelanlatırdı rahmetli babaannem. Hayalle gerçek arasında sıkışıp kalan bir çocuğunher daim gönlünde yer edecek ibadetgahını bulduğu anlar. Şeyh Cami o zamandanbu zamana hep o çocukluğumun tesirinde kaldığı güzelliği ile yerini alır.
Vegençliğin ilk adımları yine Ramazan sabahları. İki cami arasında gidipgeliyorum. Sabah vakitleri Kurşunlu'da ayrı Şeyh Cami'inde ayrı duygularabırakır yerini. Şeyh Cami kendi içinde dönüp duran bir evrene sahiptir, kendialemine dalar gider. Kurşunlu hakikat aleminden hayata akışın buluştuğumekandır. Bu yüzden ne zaman Şeyh Cami'ne gitsem hikayelerim de beraberindegelir. Kurşunlu'da ana ve insana hakikat nazarında ulaşırsın.
Vebugün!. Sabah ezanı okunuyor Şeyh Cami'inde. Farklı zamanlardayız. Kendimizlebaş başa. Maske, mesafe ve tedbirler arasında kendi seccademizle İlm'el-yakîn,Ayn'el-yakîn derken Hakk'el-yakîn arasında benliğimizin idrak noktalarındafikre ve zikre dalıyoruz. Derin alemlerdeyiz, işin içinden çıkamıyoruz, teslimoluyoruz. Zaman teslim olma, mücadele etme vakti. Zor zamanlarda sabretme,direnme, güçlü olma ve yolunu bulma. Bu sabah vakitlerinde Şeyh Cami'ndetefekküre dalabilirsiniz. Bu yüzden diyorum bir yanım hüzün bir yanım huzur.
Camiden çıkıyorum. Yaşadıklarımaardımdan bakıyorum; gözlerim kapalı. Asırlık camiden kimler geldi, geçti.Neleri gördüler, neleri yaşadılar. Bu mescide Yüce Rabbimize nasıl yakardılar,nasıl dua ettiler. Gözyaşları sel olup akacakken kendimi bir çeşmenin başındabuluyorum. Elimi yüzümü yıkıyorum. Sabahın serinliğinde gözüme hamam kubbeleritakılıyor. Sanki hamamın içindeki buğudan, buhardan arta kalan temizlikten,arınıştan nasibini alıyor bu kubbeler de.
VeSaatli Kule'nin saat 6'yı vuran çan sesi geliyor. Her bir sayı için aynı tonda.Bir ihtiyarın tok sesine sinen keskin bir uyarı sanki. İhtiyar öksürmeden bircümlede söylüyor söyleyeceklerini. Özünde sözünde tok bir duruş var sanki.Saatli Kule'nin vakti haber veren sesiyle sabah mahmurluğundan sıyrılıyorum.Çeşmeden akan suyla elimi yüzümü birdaha yıkıyorum.
Vegözlerim caminin haziresinde suskunların mekanında kilitlenip kalıyor. Bualemdeki nöbetlerini devretmiş sonsuzluğa göç etmiş mahal sakinlerininhuzurundayım. Burada yatanlar, camiye yüksekçe bir tepeden bakıyorlar.
Dualar,dualar. Onların temsilinde kendime dua ediyorum. İbret nazarından geçiyorum.Mezar taşları tek tek vücut buluyorlar. Sükütun huzurundalar. Zaman; salgını dageçiyor. Hakikat bütün belirsizlikleri siliyor gaflet perdesinden. Benlikkendine geliyor. "Ben gelmedim dava için,benim işim sevi için" diyor, Koca Yunus bir yerlerden.
SaatliKule'nin önündeyim. Asırlık çilekeş saat; son ustasının bakımı ve özverisiylecan bulmaya devam ediyor. Saatli Kule'nin bendeganı Saatçi Akif Karadana'nıninsan güzelliği gözümün önüne geliyor. Dükkandan ne zaman içeri girsem hakikibir esnafın dost sesinde ve sıcaklığında selamlayan sesini duyuyorum. AkifKaradana hakiki bir usta. Saatçi olmanın ruhuna ve karakterine yansıttığıdinamizm ve ahenk konuşmalarına sirayet ediyor. Akif Usta'nın yüzünde bu dükkanauğrayan binlerce insanla hal dilince hemhal olan bir gönül güzelliğininyansıması var.
SaatliKule vakti zamanında Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ortalarınakadar şehrin kalbinin attığı merkezî bir yerdeydi. Konakaltıı, Adliye, Belediyederken Postane, Karakol, Cezaevi Saatli Kule'nin adını verdiği caddede hayatbulurdu. Şimdi ise biraz sessiz, biraz yalnız bırakılmış. Ama terk edilmemiş.Saatli Kule'nin hemen iki cephesinde ve dibinde bitiveren binalar olmasakendini diğer şehirlerdeki gibi bir meydanda göstermiş olsaydı şehringölgesinde kalmazdı. Kendi gölgesini dört yandan aksettireceği bir nefesalımlık alan kalsaydı Saatli Kule'ye kule de kule olurdu hani?
Zamangeçiyor. İki mekandan geçiyoruz. İki mekanla şehri sabah ezanında selamlıyoruz.Ve vakit kendine gelme, hayatın akışına olması gerektiği yerde kendini bırakmazamanı. Kurşunlu'ya doğru giden yola sapacakken vazgeçiyorum. Özbekler Evi'ninde bulunduğu üst yoldan Ulu Cami'ye geçmeye karar veriyorum. Belki bir akşamvakti de o mahalde can şenliğimizi buluruz .