Dünkü yazıma “Bugün CHP Gurup Toplantısını kim yapacak; Özgür Özel mi, Kılıçdaroğlu mu?” sorusuyla başlayıp, “Bilmiyorum. Ama muhtemelen CHP’nin TBMM’deki Gurup Salonu’nda Kemal Kılıçdaroğlu’nu, herhangi bir yerde de Özgür Özel’i Gurup Toplantısı yaparken göreceğiz…” diye devam etmiştim.
Yanıldım…
CHP’de ‘mutlak butlan’ kararı sonrası ilk kez grup toplantısı düzenlendi ve Özgür Özel Başkanlığında gerçekleşti. Özgür Özel, yeni sıfatıyla TBMM Büyük Grup Salonu’nda konuştu…
*
“Mutlak butlan” kararını “çıkarttırdığı” ve “hukuk müdahalesi” ile Özgür Özel’in yerine Kemal Kılkıçdaroğlu’nu getirdiği öne sürülen “Saray” galiba Özgür Özel’in kendisini “Gurup Başkanı” seçtirebileceğini ve “genel başkan” gibi TBMM de “gurup toplantısı” yapabileceğini görmemiş!
Mümkün mü?
Dün Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki kurultay ve ‘mutlak butlan’ tartışmalarına değinerek, “Ana muhalefetteki tartışmalar bizi ilgilendirmiyor, bu hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz” dedi. Buna katılan katılır, katılmayan katılmaz…
Ben katılıyorum, ama CHP’de yaşananların AK Parti iktidarının sürmesine katkı yapacağı ve küreselcilerin ekmeğine yağ sürdüğü de aşikardır…
“Katılıyorum” dedim, çünkü “mutlak butlanı” çıkarabilen, milletvekillerinin oylarıyla ‘Gurup Başkanı’ seçilebilen Özgür Özel’in mecliste gurup toplantısı yapmasını da engellerdi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP'de grup başkanlığı seçimi ve grup toplantısı yapılıp yapılamayacağı konusunda Meclis Başkanlığı'nın inisiyatifi bulunmadığını söyledi. Kurtulmuş: “CHP'deki çelişkiyi çözme yeri Meclis Başkanlığı değil” dedi.
Çok şükür kör topal ‘hukuk’ ve ‘demokrasi’ işliyor!
*
CHP’yi mahkeme kapılarına taşıyanın Kılıçdaroğlu olmadığını, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na bu anlamda “hain” olamayacağını anlatmaya çalıştığım dünkü yazıma noktayı şöyle koymuştum:
“CHP’siz erken seçim mi yapılacak? Özgür Özel ve arkadaşları kurultay mı yapacak parti mi kuracak? CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim olacak? Mutlak Butlan kararına karşı mıyım, onaylıyor muyum?”
Sondan başlayalım.
“Yolsuzluk ve irade fesadı” anlamına gelen “Mutlak butlan” ile ilgili benim düşüncem önemli değil. Hukukçu değilim. Günlerdir sosyal medyada anti demokratik bulanlarda hukukçu değil. Bırakalım hukukçular karar versin. Üstelik bu “kesinleşmiş” bir karar olmadığı gibi, “CHP’yi kapatma kararı” da değil…
CHP’yi kapatmak “darbe” olur ve onu yapanlar sonuçlarına katlanır.
“Kabul edilemez” diyenler, “Bu hukuksuz karar kabul edilirse meşrulaşmış olur, benzer kararlarla CHP gibi başka partilere de müdahale edilir. Yol olur.” savındalar.
“Kabul edilir” bulanlar ise, “38. kurultayda bir ekip yolsuzluk yaparak, para harcayarak CHP’yi ele geçirdi. Eğer bu karara karşı çıkılırsa, başka partiler de hatta iktidar partisi bile satın alınabilir” görüşündeler…
Bana göre “Mutlak butlan” tartışmalı bir karardır.
Bu “iktidarın bir oyunu” olarak görülüyorsa da önce ‘sokaktan parti içine dönülür’, uzlaşı içinde kurultaya gidilir ve birlik beraberlik içinde iktidar yürüyüşüne geçilir…
*
Diğer sorulara gelince, CHP’nin 38. Kurultayını “yok” sayan “Mutlak butlan davası” ile ilgili hukuk sürecinin en bilinen davacısı, ilk olarak Adalet ve Kalkınma Partisi'nden (AK Parti) belediye başkanı seçilen ve 2014 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) katılarak Hatay’ın ilk Büyükşehir Belediye Başkanı olan Lütfü Savaş’dır.
Garip, ama gerçek 2014 de Kılıçdaroğlu’nun aday yaptığı AK Partili Lütfü Savaş’ı 2024’te bütün Hatay’ın tepkilerine rağmen aday yapan ise Özgür Özel’dir… Ya da İmamoğlu…
Dava sürecinde ilk mahkeme kararı “Husumet yok, yokluk var” şeklindeydi. Karar “Ankara da hakimler var” diye karşılandı… Üst mahkeme “tedbirli” olarak “Mutlak butlan” kararı çıktı. Ankara’daki hakimler “Saray’ın hakimleri” oldu…!
Mutlak butlan kararı doğrudur yanlıştır ayrı bir tartışma
Evet 4-5 Kasım 2023 tarihinden sonra alınan “Kurultay kararı” hariç tüm karar ve uygulamalar geçersiz kılındı. Yani kurultayı yenilemek için imza toplamaya bile gerek yok. 2023 yılında 38. Kurultay için alınmış olan karar orada duruyor… Yenilenir olur biter…
Üstelik mahkemeler “Bunun sonucu ne olur?” diye düşünüp karar vermezler, “genel adalet ilkesine göre” karar verirler. Elbette kanıtlarla…
Davayı CHP’liler açtı, mahkemelere kanıtları da ‘ön seçimle’ değil, ‘yapay zekayla’ ve iddia ve itiraf edildiği gibi “bedeli mukabilinde adaylaşan” CHP’li başkanlar verdiler…
*
Dünkü yazımda da vurguladım, 13 yıl karşı çıktığım ve Muğla’daki temsilcilerini sürekli eleştirdiğim ve eleştirirken parti içi iktidarının her anına ortak olan, baba-oğul ilişkisi yaşadıkları Özgür Özel ile birlikte hareket eden Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
CHP 38. Kurultayı yapılıp sonuçlanırken “Kurultay iradesinin” yön değiştirmesi; İmamoğlu’nun divan başkanı olması, 18 oy meselesi, Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan çekildiği söylemleri konuşuluyordu.
Ama Özgür Özel kazanmış, Kılıçdaroğlu kaybetmişti… Beklenen sonuçtu…
Ancak genel adalet ilkesi açısından bakıldığında; Kılıçdaroğlu şayet “irade fesadı yöntemiyle”, “pavyonda dağıtıldığı öne sürülen binlerce dolarla” ve “196 İstanbul il delegesi seçimi spekülasyonlarıyla”; yine bir CHP Genel Başkan Yardımcısının şoförü vasıtasıyla dağıttırdığı öne sürülen paralar yanında işe alındığı söylenen delege yakınlarıyla ilgili SGK kayıtları vesaire sonucu Kılıçdaroğlu kazanacağı kurultayı böyle kaybettiyse elbette bu konuda haksızlığa uğramıştır.
Bununla ilgili bir adım elbette atılmalıdır.
Mutlak butlan parti kapatmıyor, bu adımın atılmasına imkan veriyor…
*
O imkanı değerlendirmek Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’e kalıyor.
Ancak Özgür Özel bütün tuşlara bastı ve basmaya devam ediyor. Ağzını her açtığında “Kurultay” dese de gözü “yeni parti” de… Aslında bunu bana göre Özgür Özel değil, Ekrem İmamoğlu istiyor. 102 yaşındaki CHP “baba ocağından” gelmeyen birinin vesayeti altında…
Dün TBMM de yapılan Gurup Toplantısına katılanlar yine “Hain Kemal” sloganı attılar. Elbette Özgür Özel “Yapmayın” uyarısı yaptı, ama onlar yaptılar…
Özgür Özel oldukça kalabalık gurupta konuşmasında, AK Parti iktidarını eleştirirken, Kılıçdaroğlu ve ekibine de yüklenerek iktidarın, “milleti adaysız, partisiz, kurumsuz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz” bırakmaya çalıştığını söyledi ve yaşananları “iktidara gelecek olan partiye darbe” olarak nitelendirdi. “Makbul muhalefet” olmayı reddettiğini bir kez daha vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir yandan birilerinin bizi, ‘Biz Ekrem’i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur. Bizim için makbul olan budur’ diyenlere ‘Hayır’ cevabını biz verince ‘Belki bizimle olur. Eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz. Biz bildiğiniz gibi oluruz. Biz alıştık kaybetmeye, bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz’ dediler. Karşımızda 5 Kasım Kurultayı’nı hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenler, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır.”
Müneccim olmaya gerek yok yollar ayrılmış…
Bana “CHP’den ayrılıp yeni partiye gidişi meşrulaştırmaya çalışıyorlar” gibi geliyor.
Umarım yanılıyorumdur…
*
Dün gurup toplantısında CHP’deki gelişmelerle ilgili, konuşmasında CHP içindeki tartışmalara da değinen MHP Lideri Bahçeli, bayram döneminin CHP açısından “kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği” bir sürece dönüştüğünü savunurken, yaşanan gelişmelerin CHP’nin kurumsal yapısına uygun olmadığını, tartışmaların “siyasi kültüre ve demokrasiye zarar verici bir noktaya” ilerlediğini ileri sürdü.
Bahçeli, Yargıtay’a da çağrı yaparak, CHP’ye ilişkin mahkeme kararına yönelik itiraz sürecinin hızlı biçimde sonuçlandırılması gerektiğini söylerken, CHP üzerinden “oyun oynanmasının tehlikelerine” daha önce dikkat çektiğini belirten Bahçeli, bugün “bölünmüş bir CHP algısı” oluşturulmaya çalışıldığını savundu.
Bizde savunuyoruz ama…
yarın devan ederiz…
---------- ----------
GÜNÜN SÖZÜ: Bir gün oturup çay içelim seninle. Çaylar benden olur, manzara senden. --Orhan Kemal