Nobel ve Barış Ödülü

Ocak ayından bu yana üçüncü kez Beyaz Saray’ı ziyaret eden İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD Başkanı Trump’ı Nobel Barış Ödülü için aday gösterdi.
9 Temmuz 2025 günü Beyaz Saray’da Netanyahu şerefine verilen yemekte, Netanyahu Nobel Barış Ödülü için gönderdiği mektubun bir nüshasını Başkan Donald Trump’a takdim etti.

Nobel Barış Ödülü’ne Trump’ı aday gösteren kişi; Gazze Şeridi’nde 57 bin kişiden fazla insanı öldüren, Gazze’yi baştan aşağıya yıkan, Lübnan ve İran’a saldıran, Orta Doğu’da terör örgütlerini destekleyen İsrail Başbakanı Netanyahu…

Aday da, barış müzakerelerine iki gün kala aniden kahredici B-2 uçakları ile İran’a saldıran ve “Bizde nükleer silahlar var. Ama senin nükleer silah yapmana izin veremem” diyerek sol gösterip sağ vuran ABD Başkanı Donald Trump.

Nobel Komitesi, daha önce Orta Doğu’yu kana bulayan ve DAİŞ’i kuran eski ABD Başkanı Hüseyin Barack Obama’ya Nobel Barış Ödülü vermişti.
2025 yılında, Nobel Barış Ödülü Başkan Donald Trump’a verilirse hiç şaşmamak lazım.

Emperyalist Batı, dünyanın geri kalan kısmı ile adeta alay ediyor.
Hem de kurumları ile…
Dünyada tam anlamıyla çifte standart bir uygulama yaşanıyor.
Çifte standart uygulama, insanların birbirine olan güvenini yok ediyor.

Ukrayna - Rusya savaşı ile Gazze soykırımına “Hayır” diyen, Orta Doğu’daki terör örgütlerinin sonlandırılması konusunda büyük gayret gösteren ve 11 Temmuz 2025 gününü yaşatan Türkiye Cumhuriyeti’ni yok kabul eden Batı’yı anlamak mümkün değil.

Evrende yalnız başına nereye gittiği belli olmayan küçük bir küre üzerinde yaşayan ve sınırlı bir hayatı olan mini mini insancıkların bu kadar birbirlerine düşman olmalarını hiçbir zaman anlayamadım.
Ama eldeki malzeme bu.
Gücü eline geçirenler, adeta Tanrı’yı oynamaktan hiç geri kalmıyorlar.

Tüm bu gerçekler önümüzde yaşanırken, dinamitçi Nobel’in ödülü kime verilirse verilsin, hiç fark etmiyor…
Belki doğrusu budur.
Dinamiti ve mayını icat eden Nobel’in ödülü, soykırımcı Netanyahu’nun teklifi ile bombacı Trump’a verilmesi en doğru olanıdır belki.

Nobel ödülünü hak eden ve Muğla’da geçen bir olayın kahramanlarını da burada belirtmeden geçemeyeceğim.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletvekili seçimleri münasebetiyle Muğla’da 6 Haziran 2018 günü Muğla halkına, mevcut şehir stadının şehir içinde kaldığını ve bulunduğu alanın millet bahçesi (park) olarak düzenleneceğini, yeni modern bir stadın Akçaova civarında yapılacağı sözünü vermiş idi.

Cumhurbaşkanı, Marmaris - Karacasöğüt, Okluk Koyu’ndaki Cumhurbaşkanlığı yazlığına sık sık gelmesine rağmen, yetkili hiç kimse Cumhurbaşkanına bu sözünü hatırlatma zahmetine girmemiş ki, şehrin içinde kalan eski stadyum adeta yenileniyor.
Cumhurbaşkanının millet bahçesi yapılacağını söylediği eski stadyumun güney ve kuzey cephelerindeki tribünler yıkıldı ve yerlerine çelik konstrüksiyon ile yeni tribünler yapılıyor.
Üstelik, Muğla - Menteşe Belediyesi, şehir plancısı olan bir başkan tarafından yönetiliyor.
Sarf edilen paraya yazık, Muğla’ya yazık.

Okluk’daki Cumhurbaşkanlığı yazlığından dolayı hemşehrimiz de sayılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a adeta meydan okuyan bir inşaat, şehir içinde inatla devam ettiriliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a meydan okuyan bu yanlış projenin kahramanına veya kahramanlarına da Nobel ödülleri verilmesi gerekiyor…
Tabii öfkemden böyle yazıyorum.

Muğla’da Nobel ödülü almayı hak edebilecek insanlarımız yok mu?
Tabii ki var.

Muğla’da Akyol mevkiinde “Koca Havuz” olarak bilinen büyük bir havuz var idi.
Bu havuza, Kozağaç köyündeki bir kaynaktan su getirilerek havuz dolduruluyordu.
10 - 15 km uzaktan 1930’lu yıllarda Kozağaç’tan su getirmek ve Koca Havuz’u doldurmak büyük bir iş idi…
Bu başarı da Mehmet Ağa’ya aitti.
Muğla şehrinin suyu da Kozağaç köyünden geliyordu.

Sonraki yıllarda Kozağaç köyü, suyunu Muğla’ya vermek istemedi ve Kozağaç suyu da gündemden düştü.
Muğla şehri de su ihtiyacını Yatağan - Bozüyük beldesindeki derin kuyulardan sağlamaya başladı.

Muğla’da şehir stadyumunun altında Bahçıvan Murat’a ait 100 dönümden büyük sebze bahçesi vardı.
Bu bahçede de büyükçe bir havuz daha vardı (halen de var).
Bu havuza Kara Muğla deresinden o günlerin şartlarında su getirilmiş, Bahçıvan Murat’ın bahçesinde yetişen sebzeler ile Muğla halkının ihtiyacı olan sebzeler üretiliyordu.

Mehmet Ağa’nın başarısı ile Bahçıvan Murat’ın başarısı her türlü takdirin üstünde başarılar idi.
Bugün ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık vaadine rağmen, şehrin huzurunu kaçıracak, şehrin içinde bir proje inatla Muğla - Menteşe’de yürürlüğe sokuluyor.
Paraya yazık, zamana yazık, velhasıl Muğla’ya yazık.
Bir türlü aklımız, duygularımızın önüne geçemiyor…