Okumak kavramı bize çok uzak değildir. Zaman zaman karşımıza çıkar. Bazen planlı, programlı bazen de pat diye bize okumanın faziletlerinden uzun uzun bahsederler. Kimisi için bir zihinsel aydınlanma olan bu süreçler kimisi için de sıkıcı ve konusu hemen kapansın istenen bir şeydir. Kitap okuyun diye evde, okulda, medyada hep söylenmiştir. Lakin şöyle bir durum var ki tembihlerin karşılığı kadar kitap okunmuyor. Bunu hem genel gözlemle hem de kitap okuma durumunu toplumda izleyerek çok rahat ulaşabiliriz.
O zaman çok kitap okuyun, böylece bilgi sahibi olursunuz, kelime hazineniz genişler, güzel konuşursunuz, sınavlarda başarılı olursunuz, hatta bir yarışma vs. kazanmak için katkısı olur sözleri hiç mi bizde iz bırakmıyor. Görünen köy kılavuz istemez. Az iz bırakıyor veya bazı insanlarda iz bırakıyor. Biz şunu biliyoruz bilinen tüm zamanlarda ilme, araştırmaya hâkim olan toplumlar dünyaya hâkim olmuştur. Bugün Amerikan Devleti’nin dünyaya hâkim olması da tesadüf değil. Tabi birçok farklı durum da etkendir ama dünyanın saygın üniversitelerinden bazıları, en büyük kütüphanelerinden bazıları Amerika’dadır. Ayrıca dünyada en çok kitap basılan ülke sıralamasında en tepededir. Okuma oranlarında da hatırı sayılır konumdadır. Bu yaşadığımız çağdaki liderliğe tesadüf diyemeyiz. Ayrıca son dönemde Uzak Asya’daki okuma oranlarının yükselmesi ve bu ülkelerin başat ülkeler haline gelmesi de tesadüf değildir.
Niçin okuyorsun sorusunu hep sormuşlardır. Bu kadar somut veri ve gerçeklik önümüzde dururken niçin okumuyoruz sorusunu soralım. Bu soruyu daha önce direkt karşımdakilere sormuştum. Genelde birkaç kümede toplanan cevaplarla karşılaştım. İlgili durumla ilgili tespitlerimi aktarayım. En çok gelen cevaplardan birisi “Zamanım yok. Boş zaman bulamadığım için okumuyorum.” Hemen izah edelim. Kitap okumak bir boş zaman etkinliği değil. Güncel temel sorumluluklarımız dışında en ön sıraya koyacağımız şeylerden birisidir. Öncelikle bu hafife alma durumu ortadan kalkmalı diye düşünüyorum. İkinci cevap ise “Ben artık bilgiyi rahatça sosyal medya veya internet arama motorunda bulabiliyorum.” Hemen izah edelim. İlgili mecralar asla birinci temel bilgi kaynağı olamaz. Gerçekten böyle olsaydı. Arama motoru çıktığında tüm kitaplara veda etmiş olurduk. Oysaki kitabın önemi hala yerini koruyor ve korumaya devam edecek. Ayrıca şunu da belirtelim internet hız ve haz çağı sembolüdür. Sabrı sevmez, aksine bilgi ise sabır işidir. Üçüncü cevap “Kitap okumaktan daha güzel etkinlikler yapıyorum.” Hemen izah edelim. İnsanın farklı istekleri veya keyif aldığı durumlar olabilir. Tabi ki bunun için zaman ayırabilir. Kitap okumak sadece bir keyifli etkinlik değildir. İhtiyaçtır. İnsan bilme arzusunu güçlü şekilde doldurmalıdır. Bu sebeple okumak elzemdir. Yoksa kendini boşlukta hisseder. Sebebini de bulamayabilir. Bir diğer cevap ise “Kendime uygun kitap bulamıyorum.” Hemen izah edelim. Türk ve dünya edebiyatının eserleri ve araştırma inceleme kitapları ülkemizde çok çeşitli olarak basılıyor. Yayıncılıkta kötü olduğumuz söylenemez. İnsan kendi ışığını arayarak veya rehber eşliğinde iyi kitaplara ulaşabilir. Böylece sağlıklı bir seçki edinebilir.
Topluca kümelenmiş cevaplar eşliğinde aslında şunu diyebiliriz. Kitap okuma konusundaki bahanelerimiz aşılmaz surlar değildir. Yeter ki içten isteğimiz olsun. İnsanın bilme arzusu kamçılansın. Okumanın aslında bireyin yükselmesi ve toplumun dünya standartlarını yakalaması için elzem olduğu idrak edilsin. O zaman niçin okumuyoruz sorusunu sormak yerine okumanın güzellikleri üzerine daha keyifli sorular sorabiliriz.