Şükür ki, bir Ramazan Bayramı’na daha kavuşuyoruz. Hayatımızdan yavaş yavaş çekilen onca şeye rağmen hâlâ bayram heyecanını kaybetmemiş olmamız güzel. Bayram kampanyaları, indirimleri, aylar öncesinden planlanan bayram tatilleri, otogarlardan ve camilerden yapılan canlı yayınlarla da olsa bayram coşkusunu yaşamak güzel.
Konu bayram olunca “Nerede o eski bayramlar!” diye başlayan muhabbetler uzadıkça uzuyor. Peki, bugün bizi eski bayramların coşkusunu yaşamaktan alıkoyan şey nedir? Neden komşuları, akrabaları ve yaşlıları ziyaret edemiyoruz? Neden kestiğimiz kurbanları konu komşuyla, yoksullarla paylaşmak yerine derin donduruculara dolduruyoruz? Eskiden olup da şimdi olmayan ne?
Öncelikle; o yıllara göre çok daha zengin olduğumuz için önceliklerimiz değişti. Bayram günlerini bayramlaşmak için değil, dinlenmek için kullanıyoruz. Artık bayramı bir tatil olarak gören anlayışa sahibiz.
Diğer taraftan birçoğumuz çocuklarının ve eşlerinin kurbanı. Artık çocuklar internet yok diye köylere gitmek istemiyor. Eşler, bayramda gelip giden konu komşuya, akrabaya, misafire hizmet edip yorulmak istemiyor.
Dolayısıyla bayram tatili planlarımızda kurban, ikram, köy, akraba ziyareti pek yer almaz oldu. Ya da bayram tatilinin yalnızca bir günü bu işlere ayrılırken, diğer günler gezmeye ayrılır oldu.
Eskiden bayram günleri nasıl geçerdi? Çok eskileri bilmem, ama çocukluğumun geçtiği 70’li ve 80’li yıllarda bayramlar günümüz bayramlarından farklıydı. Bayram hazırlıkları haftalar öncesinden başlardı.
Öncelikle haftalar öncesinden alışverişler yapılırdı. İmkânı olanlar bayram kıyafetleri alır, yenilerini almaya imkânı olmayanlar ise sandıktaki/dolaptaki bayramlıklarını çıkararak yıkar, ütülerdi. Yine misafirler için ikramlıklar alınır, boşalan kolonya şişeleri doldurulurdu.
Bayram hazırlıklarının ikinci aşamasında temizlik vardı. Öncelikle evler badana edilirdi. Evin içi ve dışı bayram temizliğiyle elden geçirilir; yazgılar, halılar çırpılır ve divan örtüleri değiştirilirdi. Evlerin çevresi çalı süpürgeler ile süpürülür, etrafa çeki düzen verilirdi.
Üçüncü aşamada ise baklavalar yapılırdı. Çünkü bayram sofralarının demirbaşlarından biri de baklavaydı. Önce cevizler, bademler kırılır ve susam kavurulurdu. Hanenin hanımı önderliğinde kızlar, gelinler el ele verir yufkalar açılır, baklava odun ateşi üzerindeki bakır sinilerde pişirilirdi. Bir küçük tepsi de yaşlı komşular ya da yaşlı anne-babalar için hazırlanırdı. Baklavaların şerbeti ise arife günü akşamında dökülürdü.
Son olarak da bazı yörelerde buğday günü (arife gününden bir gün önce), bazı yörelerde ise arife günü toplu olarak mezarlıklar ziyaret edilir, merhum ve merhumeler için topluca Yasinler okunurdu.
Arife günü dışarıda çalışan, yaşayan kardeş, oğul-uşak herkes baba ocağında toplanırdı. Bayram sabahı erkenden kalkılır, ailenin erkekleri hep birlikte Bayram namazına giderdi. Evin kadınları ise kahvaltı hazırlıkları yapardı. Namazdan dönen aile büyüklerinin elleri öpülür, herkes birbirinin bayramını kutlardı. Çocuklar harçlıklarını alır, ardından birlikte kahvaltı yapılırdı.
Bayram gezmesine komşulardan başlanır; önce çocuklar, sonra da aile büyükleri bütün köyü/mahalleyi dolaşarak herkesle bayramlaşırdı. İkinci, üçüncü gün ise komşu köylerdeki, ilçedeki akrabalar ziyaret edilir; bir bayramda bütün akrabalar birbiriyle görüşür ve bayramlaşırdı. Bayram ziyaretleri üç-dört güne yayılırdı. Çünkü o yılarda dokuz günlük bayram tatilleri de yoktu.
Bayram gezmesine çıkan her misafire kolonya ve şeker tutulurdu. O yıllarda her evde kahve bulunmazdı ama her misafire mutlaka baklava ikram edilirdi.
Artık günümüz bayramlarında 70’li ve 80’li yılların coşkusunu bulmak mümkün değil. Bakalım bu bayram nasıl geçecek?
Biz nasıl plan yaparsak öyle geçecek. Uzaklığı, yolculuk maliyetini ve tatilin kısa oluşunu bahane edip ya da uygun yurtdışı gezi turlarına yazılıp ana-baba ile bayramlaşmayı bir başka bayrama ertelersek, daha çok “Nerede o eski bayramlar!” güzellemeleri yaparız. Ana-baba rızasının ve duasının bereketini unutursak daha çok maliyet hesabı ve ödeme planı yaparız. Seçim bizim…
Bu bayram, sağlıkla ve huzurla geçirdiğimiz bir bayram olsun. Türk ve İslam coğrafyasının birlik ve beraberliğine vesile olsun. Bayramınız şimdiden mübarek olsun.
26.03. 2025