Televizyon seyretmiyorum.
İster istemez sosyal medyadan görüntülere,
İnternette rastlayabiliyorum.
İzliyorum.
Bu vatanın,15 yaşında olan,
Yiğit bir çocuğuna mikrofon uzatılmış,
Ve bir soru sorulmuş.
Soru ise;
‘Bu ülkenin en temel sorunu nedir’ diye sormuşlar.
Vatanın en temel sorunu Nepotizm diyor.
Mikrofonu uzatan şaşırıyor.
‘Ne demek Nepotizm’? diyor.
Delikanlı, Liyakatsızlık ve adam kayırmadır diye cevap veriyor.
Bu delikanlının tespit ettiği Nepotizm yanına,
Kronizmi de koymak istemekteyim.
Bunlar top yekün,
Adam kayırmacılığı, akraba kayırmacılığı
Ve eş-dost kayırmacılığı olmak üzere karşımıza çıkmaktadır.
Ve birde siyasi kayırmacılık var.
Siyasi kayırmacılık nedir? derseniz,
Siyasi partilerin, iktidara geldikten sonra,
Kendilerini destekleyen seçmen gruplarına,
Çeşitli şekillerde ayrıcalıklı işlem yaparak,
Bu kimselere haksız menfaat sağlamalarına,
“siyasi kayırmacılık” adı verilmektedir
Siyasi kayırmacılık, “politik yandaşlık”
Veya “partizanlık” olarak da adlandırılmaktadır.
Bu delikanlı anlatıyor.
‘İşi ehline vereceksin’ diyor,
Ve devam ediyor.
‘Şu an siyasi partilere baktığımızda,
Görüyoruz ki siyasiler, yüksek makamdakiler,
Kendi akrabalarını, kendi dostlarını, çevrelerindekilerini,
Mevkilere getirmek için uğraşıyorlar.
Yani bizim halkımızdaki şuur,
Kendi milletini devletini yüceltmek adına değil de,
Kendini kurtarmak adınadır.
Ve Milli ülkü yok edilmiştir’ diyor.
Ne acı değil mi?
15 yaşındaki bir çocuğun şuur ve idrakı ile yaptığı analizdir bu.
Bu delikanlıya yüksek idraklı ve vatan sevdalısı olduğu için;
Mustafa Kemal’in yüce evladı demek geliyor içimden.
Biz şerefliyiz,
Biz yüksek onurluyuz.
Bu vatanı soyan söğüşleyen varsa,
Var biliyoruz.
Elbette günü gelecek bedelini ödeyecektir.
Bugün 10 Kasım.
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ü sonsuzluğa uğurladığımız gün.
Bu vatanda,
Nice İdraki ve milli ülküsü büyük,
Vatan sevdalı gençlerimiz ve çocuklarımız var.
Sen rahat uyu MUSTAFA KEMAl!
Sen rahat ol, 15 yaşındaki delikanlı!
Biz varız.
Mustafa Kemal’in ülküsünde,
Mustafa Kemal’in yolunda..
Bugün 10 Kasım.
Ve Mustafa Kemal,
Sana sonsuz minnet, özlem ve sevgiyle.
Dünya deccalların elinde,
Kavrulmaktayız.
Şiirlerle konuşalım,
Şiirlerle mesaj verelim,
Şiirlerle uyanışı anlatalım.
Şiirlerimle Selamlıyorum ANA-DOLU’yu,
Milli Ülkü Yüklü,
Şuur Bayrağımızı Açtık.
Hayırlı olsun!
Şiirlerimi paylaşıyorum.
ŞUUR BAYRAĞI
Kaldır başını,
Derin uykudan,
Al bayrağın gibi,
Şuur bayrağını,
Anadolu’ya aç.
Düşman pusuda,
Gemileri suda,
Gözleri ANA-DOLU’da,
Uyan uyan ki,
Al bayrağın gibi,
Şuur bayrağını
ANA-DOLU’ya aç.
Bulut uyuyor,
Yağmur uyuyor,
Toprak ise yağmura hasret.
Uyan uyan ki,
Al bayrağın gibi,
Şuur bayrağını,
ANA-DOLU’ya aç.
Uyan uyan ki,
Bir güneş gibi,
Bir sema gibi,
Bir aydınlık gibi,
Al bayrağın gibi,
Şuur bayrağını,
ANA-DOLU’ya aç.
Uyuma uyan.
Bir hançer gibi.
Bir şimşek gibi,
Düşmana mezar,
Dosta çiçek aç.
Uyuma uyan,
Kaldır başını,
Derin uykudan.
Al bayrağın gibi,
Şuur bayrağını,
ANA-DOLU’ya aç.
(Şiir GÜLTEN)
GAFLET UYKUSU
Ey gaflet uykusunu yaratanlar.
Hangi zaman?
Hangi asır?
Anadolu ezelden beri,
Türk yurdudur.
Kalkıyor örtüler,
Kalkıyor maskeler.
Bir kar lalesi gibi,
Büyüyor tohum.
Kalkıyor perdeler.
Ey gaflet uykusunu yaratanlar.
Hangi zaman?
Hangi asır?
Anadolu ezelden beri,
Türk yurdudur.
(Şiir GÜLTEN)