Neden Farkındalık?

İnsanın kendisi de dâhil etrafımızdaki her şey, homojen bir yapının parçası.

Kullandığımız masa, kalem, telefon; bahçedeki çiçek, gökte uçan kuş… İnternet, sosyal medya, yapay zekâ… Hiçbiri salt gördüğümüz şeyden, somut cisminden ibaret değil.

Bu homojen gerçeklik içinde o şey hakkında düşünebilmek, konuşabilmek, yazabilmek için onu zihnimizde parçalara, unsurlara, bileşenlere böleriz. Sonra bunları tanımlayarak açıklar, sınırlar, benzerlerinden ayırırız.

Dikkatimizi çeken, duyularımıza hücum eden, uyarılarıyla dikkatimizi oradan oraya sündüren o kadar uyaran var ki…

İnsanın bütün bunlarla baş edebilmesi hiç mümkün değil. Bunun farkında olan zihin, sadece ilgili şeye (nesne, olay, durum, kişi) odaklanarak bizi gereksiz meşguliyetten ve savrulmadan korur.

Bu zihin faaliyeti sonrasında sadece bizimle ilgili olanı algıya getirir; düşünme, konuşma ya da işlem sürecini sadece onun üzerinden sürdürür.

İşte bu bir fark etme sürecidir. İlgimiz dâhilinde olanın, algıya getirilmesi sürecidir.

Örneğin; dikkatimizi çeken kokuya yönelip, mis gibi kokan gülün önünde durup, sadece onun güzelliğine odaklanır, gülün güzelliğinin ve kokusunun keyfini çıkarırız. Bütün bunları yaparken gülün dikeni de dâhil etrafta olan hiçbir şeye (bahçedeki diğer bitkiler, toprak, toprağın türü, böcekler, bahçenin ilaçlanıp ilaçlanmadığına vb.) dikkat etmeyiz.

Bu odaklanma hali, aynı zamanda gülün farkında olma durumudur. Aksi halde gülün güzelliğinden ve kokusundan istifade etmemiz mümkün olmazdı. 

Bu farkındalığın zihinsel işlem yönü… Bir de insanın ruhsal yönü var. İnsanı diğer canlılardan ayıran yanı… Burada da karşımıza “farkındalık” çıkıyor.

Tüm canlılar gibi insan da birtakım fiziksel tepkiler veren, beslenen, üreyen, türüyle iletişim kuran, kendini korumaya çalışan bir varlıktır. Ancak insanı diğer canlılardan ayıran özelliği, bütün bunları bilinçli farkındalıkla yapabilmesidir. Otomatik farkındalıkla değil, bilinçli farkındalıkla yapabilen varlık olmasıdır.

İnsan, belirli düzeyde var olan (otomatik) farkındalığı, insanî düzeye taşıyabilme özelliğiyle hayvanlardan ayrılır. İnsanın gelişimi (beşerden insana terfi etmesi), işte bu farkındalık düzeyini yükseltebilmesi ve bilinçli farkındalık gösterebilmesiyle alakalıdır.

Bazıları yaşamak için çabalar bazıları da var olmak için.

Yaşamak isteyen; fiziksel ihtiyaçlarını karşılayabilmek, tehlikelere karşı kendisini koruyabilmek ve neslini devam ettirebilmek için çabalar. Onlara “hayvan” denir.

Var olmak isteyen ise fiziksel ihtiyaçlarının ötesinde bir çabaya sahiptir. Görmek ile yetinmez, sorgular, anlamaya çalışır, bağ kurar.

Düşünür, hisseder, değerlendirir. Yani fark eder. Böylelikle “insan” olma vasfını kazanır.

Özetle farkındalık; zihnin bizi ilgilendirmeyen şeyleri bilinç alanı/algı dışında tutarak bizi koruması; insanı hayvanlardan ayıran, beşerin insan mertebesine yükselmesini sağlayan, dolayısıyla da beklenen insanî davranışı/gelişimi temin eden bir yetenektir.

Olmazsa olmaz bir yetenektir.

Çünkü insan, bir yönüyle de farkında olan varlıktır.

12.11. 2025