Muğlalı Levent Arkan’ı mı, Ahmet Aras’ı mı seçti?

Abone Ol

“1 MAYIS HAYALİ, KEPENK KAPATAN ESNAF VE KAYBEDEN TURİZM”

Gazeteci Yazar Selda Öztürk arkadaşımız önceki gün XBODRUM’daki yazısına bu başlığı attı. Başlığa “VE BİR DE POLİTİKA YAPANLAR” diye eklese olacakmış!

Selda Öztürk, “Bodrum, Türkiye'nin dünyaya açılan en aydınlık, en güzel vitrinlerinden biri. Mavisiyle, yeşiliyle, tarihiyle bir dünya markası... Doğasına, hayvanına, özgürlüğüne sahip çıkan çağdaş insanların kenti. Ama gelin görün ki bu dünya incisi kent, her bahar aylarında olduğu gibi yine toz, toprak ve bitmek bilmeyen bir şantiye gürültüsüyle boğuşuyor.” diye başladığı yazısında “Devam eden inşaatlara” gösterilen tepkileri dile getirmiş.

CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Duran Öztürk’te “isyan” etmiş. Selda Öztürk, O’ndan “Dün yerel basında meslektaşımız Duran Öztürk, çok haklı bir isyanı dile getirdi. ‘Bodrum sezona mı hazır, yoksa bir şantiye mi?’ diye sordu. Altına imzamı atarım.” şeklinde söz ederken, “Duran Öztürk, turizm kentlerinde 1 Mart itibarıyla çivi çakılmaması gerektiğini, tur operatörlerinin kazılmış yolları değil, yürünebilir kaldırımları görmek istediğini yazmış. Çok doğru, çok haklı...” diye devam etmiş.

Ardından da “Fakat tablo, sadece ‘turistin ne göreceği’ meselesinden çok daha derin, çok daha can yakıcı bir boyutta.” diyerek, “Sayın Aras, 1 Mayıs çok geç!” ara başlığı altında şu ifadelerde bulunmuş:

Geçtiğimiz günlerde Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ahmet Aras, Bodrum’daki bir toplantıda turizmcilerden ve vatandaştan biraz sabır istedi. ‘1 Mayıs itibarıyla bu çalışmalar bitecek, bitmese de durduracağız’ dedi. Ahmet Başkan... Siz bu kentin içinden çıkmış, turizmin ne demek olduğunu, esnafın halini en iyi bilmesi gereken isimsiniz. Altyapı elbette önemli. Bu kentin su borularının yenilenmesi, elektrik internet altyapısının yenilenmesi o çağdışı kalmış sistemlerden kurtulması şart. Sosyal demokrat bir belediyecilik anlayışı da zaten insana ve çevreye yakışır bu altyapıyı sağlamayı gerektirir.

*

SELDA ÖZTÜRK’E HEM KATILIYORUM HEM DE KATILMIYORUM…

Selda Öztürk yazısını “1 Mayıs çok geç Başkan! Neden mi?” ara başlığı altında “Çünkü 3 Nisan’da Bodrum’a ilk kruvaziyer gemisi yanaşıyor. O gemiden inen turist, Bodrum Çarşısı'na adım attığında ne görecek? Artemis Caddesi'ni bir gezin Allah aşkına; şu an tarla gibi! O turistin eline bir broşür sıkıştırıp, ‘Kusura bakmayın, bizim patlayıp duran borularımız vardı, internetimiz çekmiyor, elektriğimiz de saat başı kesiliyordu, onları hallediyoruz siz gezin’ mi diyeceksiniz? Bu eve misafir çağırıp, temizliğe girişmeye benzer!” diye sürdürmüş.

Kadın bakışı işte… Haksız değil… Turizmle sanki yeni tanıştık. Sanki 1 Mayıs’ta inşaatlar bıçakla kesilir gibi kesilecek… Sanki yasak 1 Mart’ta başlamış olsa, inşaatlar duracakmış gibi…

Zamanlama ve yanlış planlama hatası… Yerel yönetimler bunu yaparsa vatandaş ne yapmaz!

Sevgili Selda’ya hem katılıyorum hem de katılmıyorum.

Sayın Duran Öztürk’e Muğla’da bugüne kadar hiç Mart ayında inşaat yasağı başlatıldığı görülmüş mü diye sormak lazım. Bir de Başkan Aras’a hatırlatmak lazım, zaten inşaat yasağı 1 Mayıs’ta başlayıp 1 Kasım’da sona ermiyor mu? Geçen yılda böyle değil miydi?

BODTO tarafından 5 Mart 2026 Perşembe günü de Nurol Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı yetkilileri yaptıkları açıklamada, konaklama tesislerinde imalat gerektiren yangın güvenliği eksiklerinin giderilmesi için verilen sürenin 31 Mayıs’ta sona ereceğinin vurguladığı da unutulmamalı…

*

ASLINDA YASAK 1 NİSAN’DA BAŞLAMALI

Benim asıl anlayamadığım, sektörün bir sürü temsilcisi STK ve TOBB’a bağlı Ticaret Odaları var. Ne işe yararlar, neden Bakanlığa bu konuda öneride bulunmazlar onu da anlamış değilim.

Evet, bilmeyenler olabilir “inşaat yasağı kararı” valilikçe alınmıyor. O çok eskidendi. İnşaat yasağı kararını yerel yönetimlerle istişare ederek Valiler alırdı. Yasak 15 Nisan’da başlardı.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca en son 10.03.2015 tarihli 2015/3 Sayılı genelge ile 15 Mayıs-15 Ekim tarihleri arasında inşaat faaliyetlerine kısıtlama getirilmişti. Birkaç yıldır da 1 Mayıs-1 Kasım tarihleri arasında kısıtlama yapılıyor.

Bana sorarsanız kısıtlamanın 1 Nisan’da başlamasında yarar var. Bakanlığında bir bildiği olmalı. Bu işler Avrupa’da, özellikle İspanya, Paris ve İtalya’da nasıl oluyor acaba?

Sevgili Selda yazısında bir de “Turizm kenti yönetmek, mesai saatleri içinde evrak imzalamaya benzemez; kriz yönetimi gerektirir, vizyon gerektirir.” ifadesini kullanmış. Bayıldım…

*

CHP İL BAŞKANI NAİL KIZIL’IN AÇIKLAMASI: TARIM ARAZİLERİ VE ZEYTİNLİKLER BETONLAŞAMAZ

Tabii Selda Öztürk arkadaşımız Bodrum’dan göremiyor olabilir, Muğla artık yönetilmiyor idare ediliyor!

Gazeteci Yazar Sedat Kaya arkadaşımız da dünkü yazısının başlığında “Muğla’yı Kim Yönetiyor?” diye sormuş. Vallahi ben yönetmiyorum. Muğla Büyükşehir Belediyesi’ni kim yönetiyor ya da idare ediyor bilmiyorum da CHP’yi İl Başkanı Nail Kızıl yönetiyor, onu biliyorum. Nasıl yönettiği ile ilgili artık bir şey demiyorum.

Nail Kızıl önceki gün CHP Muğla İl Başkanı olarak “Muğla’da Tarım Arazileri ve Zeytinlikler Betonlaşamaz…” başlığını taşıyan yazılı bir açıklamada bulundu. Ah Nailim ah…

Sor bakalım CHP’li belediyelere Muğla’da özellikle turizm merkezlerinde son 10 yılda ne kadar tarım arazisi imara açıldı? Vallahi ben bilmiyorum. Bilsem yazmaz mıyım?

Başkan Kızıl açıklamasında Seydikemer’de zeytinli bir tarlada yaşanan kıyımı gündeme getirmiş. Fikri takip diye buna denir. Kutlarım. Ahmet Kılbey vakasının intikamını almış… CHP Milletvekilleri bu kıyımı TBMM genel kuruluna taşımalıdırlar!...

*

CHP İl Başkanı Nail KızılSeydikemer ilçesi Kemer Mahallesi Sırçalık mevkiinde bulunan 133 ada 34 parsel numaralı, tapuda ‘zeytinli tarla’ niteliğinde kayıtlı yaklaşık 7.593 m² büyüklüğündeki tarım arazisinde yapılan uygulama kamu vicdanını derinden rahatsız etmektedir.” diyerek şöyle devam etmiş:

Tarafımıza ulaşan bilgi ve görüntülere göre söz konusu arazide geniş bir alanın betonla kaplandığı ve depo amaçlı kullanım için hazırlandığı görülmektedir. Oysa ki ilgili taşınmaz; 1/100.000 ölçekli Aydınü-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planı’nda Tarım Arazisi, Sulama alanı sınırları içerisinde, Nehir/Dere bitişiğinde, Seydikemer 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise ‘Tarımsal Niteliği Korunacak Tarım Alanı’ içerisinde kalmaktadır. Yani bu alan tarımsal üretimin korunması gereken bir tarım arazisidir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu uygulamanın AKP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Sarıyar ile ilişkilendirildiği görülmektedir. AKP Muğla İl Başkanı bu konuda ne söylemektedir? Bu iddialar doğru mudur? Tarım arazisi niteliğindeki bir alanda beton dökülmesine göz yumulmuş mudur? Ayrıca yetkili kurumlara da açıkça soruyoruz: Tarım alanı niteliğindeki bu arazide beton dökülmesine kim izin vermiştir? Seydikemer Belediyesi tarafından verilmiş bir ruhsat var mıdır? Tarım İl Müdürlüğü’nden izin alınmış mıdır? Siyasi kimliği ne olursa olsun hiç kimseye tarım arazilerini betonlaştırma ayrıcalığı tanınamaz. Cumhuriyet Halk Partisi Muğla İl Başkanlığı olarak; İlgili kurumları derhal açıklama yapmaya, gerekli inceleme ve soruşturmayı başlatmaya davet ediyoruz.

*

“MUĞLA'YI KİM YÖNETİYOR?”

Gelelim Sedat Kaya’nın sorusuna… Aslında bu soru Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras tarafından ‘Eskişehir çıkartmaları’ ile ilgili dün sosyal medya hesabından paylaşım yapması ile birlikte herkes tarafından soruluyor.

Sedat Kaya, Datça’nın Sesi’nde yayınlanan yazısı ile ilgili facebook paylaşımında yaptığı paylaşımda şöyle demiş:

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile danışmanı Levent Arkan’ın Eskişehir ziyareti sonrası yayımladıkları iki ayrı metin, kentte yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. İki yazı da aynı kavramları, aynı övgü dilini ve neredeyse aynı cümle yapısını kullanıyor:

‘Eskişehir mucizesi’, ‘baş mimarı Yılmaz Büyükerşen’, ‘eşsiz vizyon’…

Bu benzerlik sadece bir tesadüf mü, yoksa aynı kalemin ürünü mü? Ve daha önemlisi: Yıllardır belediye başkanlığı yapan Ahmet Aras’ın Eskişehir modelini keşfetmesi için bir danışmanın hatırlatmasına gerçekten ihtiyaç var mıydı? Tüm bu soruların ortasında asıl mesele şu:

Muğla’yı kim yönetiyor?

Anlaşılan Sedat Kaya üstadımız Başkan Aras ve danışmanın 7 Mart tarihli paylaşımlarını görmemiş. Orda da durum aynı ve bana göre Levent Arkan yönetiyor…

Dünkü yazımı “Ziyaretin detaylarını da yarın benden okursunuz…” diye noktalamıştım. Başka konular öne geçti. Detaylara yarın bakalım…

--------------- --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Tarihin her döneminde alçaklar vardı, ama hiçbir dönem şimdiki kadar alçaklığı ile övünen yoktu .--Anooshirvan Miandji