Türkiye Büyük Millet Meclisi, 5 Aralık 1934 tarihinde aldığı kararla kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkını tanıdı. Bu karar, birçok Avrupa ülkesinden önce hayata geçirilerek Türkiye’yi dünya demokrasi tarihinde öncü ülkelerden biri konumuna taşıdı. Kadınlar, bu anayasal haklarını ilk kez 8 Şubat 1935’te yapılan milletvekili genel seçimlerinde kullandı.
Aradan geçen 91 yılın ardından siyah beyaz olarak günümüze ulaşan bu tarihi fotoğraf, Yılmaz Bozkurt tarafından renklendirilerek yeniden hayat buldu. Cumhuriyet’in kadınlara tanıdığı siyasi hakların Muğla’daki yansımasını gözler önüne seren kare, renklendirme çalışmasının ardından kamuoyuyla paylaşıldı. Görsel, kısa sürede büyük ilgi görürken, kentin tarihsel belleğini canlandıran önemli bir belge olarak dikkat çekti.
18 Kadın Milletvekili İlk Kez Meclis’te
1935 seçimleriyle birlikte Türkiye siyasi tarihinde yeni bir dönem başladı. Seçimlerin ardından 18 kadın milletvekili, ilk kez TBMM sıralarında yerini aldı. Bu gelişme, yalnızca kadınlar için değil, Cumhuriyet’in eşitlik ve çağdaşlaşma vizyonu açısından da dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Muğla’da yapılan kutlamalar ise bu büyük adımın Anadolu’daki güçlü yansımalarından biri oldu.
Havuzun Başındaki İsim: İskender Alper
Tarihi fotoğrafta, havuzun başında yer alan isim dönemin Muğla Belediye Başkanı İskender Alper. Alper’in öncülüğünde gerçekleşen bu buluşma, Muğla’nın Cumhuriyet değerlerine ve kadın haklarına verdiği desteğin somut bir göstergesi olarak hafızalara kazındı.
Bir Fotoğraf, Bir Kent Hafızası
Söz konusu fotoğraf, İskender Alper arşivinden alınarak günümüze ulaştı. Görsel; Müge Kasaplıgil ve Mustafa Çapar aracılığıyla Muğlalı tarih öğretmeni Yılmaz Bozkurt tarafından renklendirilen kare, sosyal medyada yayımlanarak geniş kitlelerle buluştu. Fotoğraf, Muğla’nın toplumsal belleğini canlı tutan nadir belgelerden biri olarak dikkat çekiyor.
Muğla’dan Türkiye’ye Yayılan Bir Cumhuriyet Mesajı
91 yıl önce Muğla Belediye Parkı’nda verilen bu fotoğraf, sadece bir kutlamayı değil; Cumhuriyet’in kadınlara verdiği değeri, yerel halkın bu kazanıma sahip çıkışını ve demokrasinin Anadolu’daki güçlü köklerini simgeliyor. Bugün hâlâ aynı kare, eşitlik mücadelesinin ve kazanılmış hakların ne denli kıymetli olduğunu hatırlatmaya devam ediyor.