Muğla'da Mimar Sinan Heykeli

Sana Muğla’daki Mimar Sinan heykelini anlatmamışım Süheylâ…

Şaşırdın!…

Evet!…

Muğla’da Mimar Sinan heykeli var. Hem de şehrin geleneksel mimarisinin en çok ve en iyi korunan mahallesinde ve meydanında. Saburhane Meydanında…

Geldiğim aylarda, şehrin röntgenini çekerken dikkatimi çekmişti ve “Mimar Sinan heykelinin ne işi var Muğla’da?” diye de kendi kendime sormuştum…

Tamam… Mimar Sinan 1522 yılında, Kanûnî’nin Rodos Seferi’nde 32 yaşındaydı ve orduda Sekban olarak görev yapıyordu. Hattâ halkın anlatmasına göre, yazın gerçekleşecek olan sefer esnasında ihtiyaç duyulacak suyun sarnıçlarda tutulmasını da ona bağlarlar. Yörenin çok yağmur almasından dolayı, yağan yağmurların havuzlarda toplanarak ordu için kullanılması düşünülür önce. Sefer yaz aylarında gerçekleşeceği için havuzlardaki suyun buharlaşacağı akla gelir ve çare aranırken Mimar Sinan, havuzların yuvarlak şekilde yapılmasını ve üzerlerinin kubbe ile kapatılmasının doğru olacağını söyler ve yağmur sularının kubbenin duvara bitiştiği yerde açılan delikten sanıcın içine gireceğini; böylece havuza toprağın da girmeyeceğini belirtir. Bütün sarnıçlar öyle yapılır. Mimar Sinan muhtemelen Roma dönemindeki eski kır sarnıçlarından haberdardı ve o tekniğe göre sarnıç inşasını tavsiye etti.

Mimar Sinan’ın Muğla ile ilişkisi bundan ibaret. Sadece bu ilişki için heykel dikilir mi? Mutlaka başka bir sebep daha olmalıydı. Sorup-soruşturuyorum ama bir türlü netice alamıyorum.

Diyeceksin ki Süheylâ, “Mimar Sinan niye önemli sizin için?”

Sen böyle deyince herkes merak edecek Mimar Sinan’ın benim için niye önemli olduğunu.

Elbette Türk mimarî geleneğinin en büyük mimarı olması herkes için olduğu kadar benim için de önemli ama benim için önemini herkesten ayıran iki özelliği var. Birisi, en büyük eserlerinden biri olan Süleymaniye Camiini, 99 beyitlik bir kaside gibi yapması ve en önemli nokta işte burası, bu kasidenin son beyti, yani mahlas beyti olarak cami avlusunun en sonunda ve sol tarafa kendi türbesini koyup, kasideyi bitirirken mahlasını koyar gibi bir tavır takınmasıdır. Süleymaniye ile ilgili pek çok yazı ve şiir yazılmış ve hatta Yahya Kemal Beyatlı’nın o meşhur Süleymaniye’de Bayram Sabahı ve Mehmet Akif Ersoy’un Süleymaniye Kürsüsünde şiirleri vardır ama ikisi de ve başkaları da sözünü ettiğim kasideden ve son beyitteki mahlastan bahsetmemişlerdir.

Bir de, biliyorsun ben Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunuyum. İlk dikilen Mimar Sinan anıtı, DTCF bahçesindedir ve mermer nakış nakış işlenerek, son derece dinamik-hareketli bir heykel dikilmiştir. Ayrıca bu heykelin benim için önemi, dikilme yılı ile doğum yılımın  (1956) aynı olmasıdır. Heykeli Türkiye Emlak Kredi Bankası, heykeltraş Hüseyin Anka Özkan’a yaptırmış. Ankara’ya yolu düşenlerin mutlaka bu heykeli görmesini tavsiye ederim.

Benim zihnimde bu Mimar Sinan bilgileri varken, Muğla’da niye Mimar Sinan heykeli olduğunu merak etme sebebimi anlamışsındır Süheylâ…

Yanlış hatırlamıyorsam 2003 yılında idi. 1973-1989 arası Muğla Belediye Başkanlığı yapmış olan Erman Şahin’i Menteşe Gurubu olarak sohbete davet ettik. Tam bir sohbet insanı olan Erman beyi beş saat dinledik ve sohbete doyamadık. O sohbet esmasında ben, Mimar Sinan heykelini sordum. Gülerek anlattı: Belediye Başkanı olunca rahmetli Mimar Oktay Ekinci’yi Fen İşleri Müdürü olarak atamış ve görev yaptığı dönemde eski Muğla’nın mimarî zenginliği korumak için bilgi desteğini alarak hareket etmiş. Günü gelmiş, Oktay ekinci görevini tamamlayıp İstanbul’a dönerken, “Başkanım, Saburhane’ye bir Mimar Sinan heykeli dikelim ve buralarda yanlış yapılaşma olduğunda bana haber versin.” demiş ve o heykel yapılmış.

Sonraki yıllarda rahmetli Oktay Ekinci, Muğla’ya bir geldiğinde, Erman beyin anlattıklarını aynen anlattı.

Mimar Sinan heykellerinin İstanbul (Azapkapı), Edirne (Selimiye Meydanı) ve Kayseri’de olmasını anlardım da Muğla’da olmasını anlamazdım. Soruşturunca, onun da sebebini anladım. Fakat üzücü olan şu ki Süheylâ, internete Mimar Sinan heykellerinin olduğu şehirler sorulunca, ne acı ki Muğla çıkmıyor. Bu ayıp bize yeter.