Muğla’da Mevlevi Hollandalılar

Geçen hafta Muğla’da Mevlevî Hollandalılar vardı. Şâhidî hazretlerini ziyarete gelmişlerdi. Geldiler ve Şâhidî hazretleri başta olmak üzere Muğla’nın kültürel değerlerini gezdiler. Mevlevî grup, sadece meraklı insanlardan oluşmuyordu; her birindeki merakı ve tecessüsü besleyen derin bir arka plan vardı. Nereye niçin geldiklerini bilen insanlardı misafirlerimiz.

Geçen yıl gene bu günlerde Çinli bir mistik grup tasavvufu ve Mevleviliği merak ederek şehrimize gelmiş ve değerli kardeşimiz Sedat Kirt, sevgili kardeşimiz gazeteci Yüksel Savaş’ın tavsiyesi sonucu bizimle irtibata geçmiş ve Çinli mistik gruba tasavvufu anlatmış ve onları Şâhidî’ye götürüp Mevlevilik ve Şâhidî ile ilgili bilgiler vermiş ve Arasta’yı gezdirmiştik. Çinli grubun Muğla’yı ve Şâhidî’yi ziyareti basında yer alınca, dünyanın değişik yerlerinden mistik meraklılar ve özellikle Mevlevîler Muğla’yı ve Şâhidî’yi merak etmişler. Birkaç ülkeden Mevleviler Sedat bey ile irtibata geçip Muğla’ya gelmek ve Şâhidî’yi ziyaret etmek istediklerini bildirmişler. İşte Mevlevî Hollandalılar da bunlardan biri.

Mevlevî Hollandalılar, Hz. Mevlana’nın doğumunun 817. Yılı münasebetiyle 30 Eylül’de Konya’ya gelmeyi ve oradan da Muğla’ya geçip Şâhidî’yi ziyaret etmeyi planlamışlar. Sedat bey, sadece Hollandalı misafirlerle değil, Kültür ve Turizm Bakanlığının Sema grubu ile birlikte bir sema ayini gerçekleştirmeyi organize etmek üzere görüşlerime baş vurunca, seve seve yardım etmeyi kabul ettim. Kadîm Mevlevî kültürü ile ilgili şehrimizde bir şey yapılacak da ben yardım etmeyeceğim!... Bu mümkün değildi elbette.

2 Ekim 2024 günü Mevlevî sema âyinini ve diğer etkinlikleri gerçekleştirmek üzere projeyi yazdık ve vali beye arz etmeyi planladık.  Sayın Valimiz Dr. İdris Akbıyık, konuyla ilgili daha önce Sedat bey tarafından bilgilendirilmişti ve Mevlevî gönüllüsü Özgül Öngel hanımefendi ile birlikte projeyi sayın valimize arz ettik. Sayın valimiz, heyecanlı bir şekilde projeyi vilayet olarak üstlenmek istediklerini bildirdiler. Sanırım biraz da tasarruf tedbirleri sebebiyle kamusal kaynakların kullanılamaması üzerine proje hayata geçirilmedi ama Hollandalı ziyaretçilerimiz Şâhidî hazretlerini ziyaret konusunda ısrarcıydılar. Bunun üzerine kamu kaynağı kullanmadan bir ziyaret planladık ve Allah’a şükür bu ziyaret gerçekleşti.

Mevlevî Hollandalılar iyi ki şehrimize gelmişler ve Şâhidî’yi iyi ki ziyaret etmişler. Misafirlerimiz sıradan misafirler değildi. Ney, rebap, bendir ve Avustralya yerlilerinin otantik enstrümanı olan didgeridoo icra ediyorlar ve usulüne göre semâ ediyorlardı. Hem enstrüman çalabilmek hem de semâ edebilmek fevkalade bir birikimdi. Her mevlevide olmazdı ama Hollandalı misafirlerimizde bu birikim vardı ve hem deneysel müzik icra ettiler hem de tennure giyip sema örneği sergilediler. Keşke gerekli organizasyon yapılsa ve kurumlarla iş birliği halinde bir semâ ayini gerçekleştirilebilse ve 1925’ten beri semâ âyini yapılamayan Şâhidî camii içinde semâ ayini gerçekleştirilebilseydi. (Çünkü Şâhidî camiinin içi değirmi/yuvarlaktır ve bu da burasının bir semâhane olduğunu gösterir.  İnşallah sembolik de olsa burada semâ âyini düzenlenir.)

***

Gelen Mevlevilerin donanımlı olduklarını söylemiştim. Cami ve türbe âdâbını bilen insanlarla bu tür yerleri ziyaret etmenin ayrı bir mutluluğu var. Buralara girerken sağ ayakla girip geri geri ve sol ayakla çıkmak… “Lâ ilâhe illallâh” zikri icra ederken yaşadıkları huşû… Oturup kalkma âdâbını hakkıyla yerine getirmek… Normal günlük hayatta tıpkı bir derviş gibi mütevazı ve alçak gönüllü hareket etmek… Saymakla bitmez…  Sanki Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş çağından kalmış insanlardı.

***

Misafirlerle Şâhidî ziyaretinden başka ziyaretlerde de bulunduk tabii. Muğla’ya kadar gelmişken Saburhane’ye gidilmeden olmazdı. Saburhaneye gittik ve meydana adını veren Sabri Efendi’nin kabrini ziyaret ettik; hemen yanında Mimar Sinan’ın heykelini de gördük. Birer çay içip ziyareti tamamladık.

Yazımın formatı gereği en sona kaldı ama elbette Arasta ziyareti de yaptık ve o ahşap ağırlıklı güzelliği sokak sokak içimize çektik; Arasta’nın en sakin yerinde bulunan Türkiye Yazarlar Birliği Muğla İl Temsilciliği; yani AGADEMİ’de çaylar içip sohbetler yaptık. Misafirlerimiz birkaç dükkâna uğrayıp hediyelik eşya aldılar ve tabii ki Helvacı Tahsin’e de uğrayıp helvasından tattılar ve kültürümüzdeki helva ritüellerinden söz ettiler. Arasya’yı gezerken Ağa Bahçesi Konağı’na ve Gastro Muğla’ya uğrayıp sevgili Timur şefimizden bilgi almasak olmaz; bilgi alırken de sacdan yeni inmiş mis gibi kokan  siyez buğdayı ekmeğinden tatmasak olmazdı. Türk mutfağını çok seven misafirlerimize Hocanın Mutfağı’nda ev yemekleri yemek yedirmesek de ziyaret eksik kalırdı.

Misafirlerimiz, kelimenin tam anlamıyla Muğla’ya “bayıldılar”… “Tam sakin bir kültür şehri… Her adımda tarih ve kültür solumak insana müthiş bir huzur veriyor.” dediler.

Mevlevî Hollandalılarla geçirdiğimiz üç gün tam bir rüya idi. İnşallah bu tür kültür ziyaretleri kurumsallaşır ve biz misafirlerimizle kültürel ortaklıklar yaşayarak mutlu olabiliriz.