Başlıktaki "bütün partiler" lafın gelişitabii. Elbette bütün partilerbirilerinin oylarını almak için uğraşırlar; bunun için vaatlerde bulunur, seçimpropagandası yapar, mesajlar, broşürler gönderir. Ama bazı partilerin, benimoyumu almak için özel gayret sarf ettiklerini görüyorum.
Mesela CHP.
CHP, Millet İttifakında beraberoldukları Gelecek Partili aday olan SelçukÖzdağ 'ı 4. Sıraya koyuyor. Şayet Selçuk Özdağ, 2. Veya 3. Sırada olsaydı,seçilmesi garanti olduğu için ben CHP'ye oy vermezdim. Ama şimdi sevgiliSelçuk'un 4. Sıradan seçilmesi için, CHP'ye oy vermem gerekir. Olur davermezsem ve sevgili Selçuk 1 oyla seçilemezse, ben yüzüne nasıl bakarım?...
Mesela Ak Parti.
Seçime ilk girdiğinden beri politika veuygulamalarını desteklediğim Ak Parti ile organik-inorganik (!) hiçbirmünasebetim olmamıştır. 2002 seçimlerinde kısa bir süre İl Başkanlığı yapansevgili Çağrı Alper dışında parti yönetimiyle sıkı-fıkı olmadım hiç. Ama sondönemlerde Kadem Mete ile fikirteatilerimiz oldu, teşrik-i mesaimiz oldu. Menteşe Grubu'nun birkaç toplantısında beraber olduk. Daha öncekidönemlerde hiç rağbet edilmeyen görüşlerimize saygı duydu ve bazılarını hayatageçirdi.
Şimdi ben Kadem beye oy vermesem olurmu? İkinci ve daha sonraki adaylardan sadece sevgili Tamer Topal 'ı tanırım. Beraber oturup-kalkmışlığımız var. AkParti'nin milletvekilliğinin sevgili Tamer'e kadar çıkması için çok oy almasılazım. Tabii ki benim de vermem lazım.
Mesela İyi Parti.
Birinci sıradaki Metin Ergun için vekillik nasıl olsa çantada keklik; ikincisıradaki Behçet Saatçi' nin seçilmesiiçin oya ihtiyacı var. Gerçi Behçet bey 2019 belediye başkanlığı seçimlerindekendi adına 150 bin civarında oy almış; oylarını ona verdiklerinizannedenlerden 15 bin kadar insan da Bağımsız Türkiye Partisine vermişti.Nerden bakarsak bakalım, Behçet beyin kemiksiz 175 bin şahsî oyu vardı. O seçimşartları ile bu seçim şartlarının farklı olmasından kaynaklanan bir oy düşüşüyaşanır ve Behçet bey millet vekili olmazsa, olmazdı. O yüzden oyumu onavermeliydim.
Diğer partiler, adaylarını bana görebelirlememişler ve dolayısıyla benim oyuma ihtiyaçları yok demek ki.
Mesela TİP.
Koymuşlar birinci sıraya artiz MehmetArslantuğ'u. Adam 10 milyonluk yalılarda oturuyor ama "proleter" havasındaişçilik taslıyor. Bu adamın benim oyuma ihtiyacı yok ki. Zaten istese de vermem.Dışı başka içi başka insanlarla işim olmaz. Bak TKP'ye. Taş gibi insanlar.İnanmış. Adanmış. Derdi olan insanlar. Ama onlar da benim oyuma ihtiyaçhissetmemişler ki, tanıdığım birini aday olarak göstermemişler. Ahh ah!...Nerde o Dr. Hikmet Kıvılcımlı 'nınTKP'si. İnsan o ilkeliliği, o kararlılığı özlüyor ha.
Haa. Bir de Yeşil Sol Parti varmış. Bupartiyi duyunca adı beni şaşırttı. "Bizim bildiğimiz "sol" kızıl olurdu; bu solne zaman yeşermiş?" diye şaşırdım ve altını kazdım. Yeşil kazınınca altındakızıl Çapanoğlu çıktı gene. Meğer HDP'nin yedek partisiymiş. Bebek katillerinidestekleyenlerle işim olmaz.
Evet sevgili dostlar. Oy vermekzorlaştı. Sizin durduğunuz yer aynı ama dostlarınızın durduğu yer birbirinegirdi. Ali'ye oy vermek için Veli'nin partisine oy vereceksin; o oyun daHasan'ın partisinin işine yarayacak. Her parti için durum böyle olunca galibabundan böyle oy verme anlayışı ve zihniyeti değişecek. İdeolojilere ve siyasikanaatlere değil, stratejilere oy verilecek. Buna alışıncaya kadar da kırkfırın demokrasi yememiz gerekecek.
Her şeye rağmen 14 Mayıs seçimlerihayırlı olsun. Bu seçim dönemi için sadece bu yazıyı neşredeceğim. Siyasettekiayrıntıyı, özellikle Muğla'daki ayrıntıyı zaten sevgili Özcan bütünteferruatıyla anlatıyor. Ondan okursunuz.