Muğla Turizminde Gerileme

Abone Ol

Birkaç gün önce haber sitelerinde şöyle bir haberle karşılaştım. Muğla turizmi 2026’ya düşüşle başladı. Ocak-Mayıs döneminde Muğla’yı ziyaret eden toplam turist sayısı 604 bin 766 olarak kaydedildi. Bu ziyaretçilerin 523 bin 985’i yabancı, 80 bin 781’i ise Türk vatandaşlarından oluştu.

Haberin devamında “Mayıs ayında kente 376 bin 64 turist giriş yaptı. Geçen yılın aynı döneminde 409 bin 920 olan turist sayısı, bu yıl 33 bin 856 kişi azalarak yüzde 8.3 düşüş gösterdi. Sektör temsilcileri, Mayıs ayındaki düşüşün rezervasyonlardaki yavaşlamadan kaynaklandığını belirtirken, yaz sezonuyla birlikte özellikle İngiltere, Almanya, Polonya ve Rusya pazarlarından gelecek taleple birlikte hareketlilik bekliyor.” yazıyordu. Yine ilgili haberde 5 aylık veriler de verilmiş. Meraklısı araştırıp okuyabilir.
Rakamlar böyle söylüyor. Aslında çok da karamsar olmamak lazım ama bir yandan da üzerine derin derin düşünmek lazım. Acaba daha iyi nasıl olabilir sorusunu Muğla Turizm işletmecileri ve şehrin yöneticileri en iyi şekilde cevaplarsa rakamlar tersine döner hem de daha kaliteli bir turizm hizmeti verilmiş olur. Çok önceden buna dair bazı önerilerimiz olmuştu. Şimdi onları da hatırlayıp yeniden bir değerlendirme yapalım.
Hatırlayanlar bilir yine gazetemiz Hamle’nin sütunlarında Mayıs 2024’te Açık Hava Müzesi ve Nasıl Bir Açık Hava Müzesi İstiyoruz? adlı iki yazı yazmıştım. Orada Muğla’nın deniz, kum, güneş cenderesinden çıkıp kültürel ve tarihi atmosferi yansıtan bir turizm faaliyeti halkası eklemesini istemiştim. Bunun çok somut sebepleri var. Antik dönemden beri bir yerleşim alanı olan coğrafyamız insanı daima kendine çekebilecek cazibeye sahip. Bu cazibenin daha anlaşılır ve kendine çeken yönüne dair ciddi şekilde kafa yormak gerekiyor. İlgili yazıda Türk kültür tarihi adına Muğla merkezin eşsiz bir yerleşim alanı olduğunu da dile getirmiştim. Yörenin hafif, kolay hazırlanabilir ama lezzetli yemekleri ve çeşitli otlardan yapılan kavurma ve salataları gastronomi adına dikkate değer. “gastromuğla” şehir kültürü adına bu yükü sırtına almış durumda ama yetmez diye de belirteyim. Sonuçta yüz binlerce insanı bir mekanda toplayamayız. O zaman Muğla yemek kültürünü ilçelere hatta beldelere kadar yaygınlaştırmak gerekiyor.
Bir diğer önerim de şöyleydi: Turistler bir şehre gittiğinde en çok rehbere ihtiyaç duyuyor. Sanki, “Yok mu buraları anlatacak biri?” diye dikkatli bakışlarla çevreyi süzüyorlar. Bu hizmet kamu eliyle rahatlıkla sağlanabilir. Türküler, giyim kültürü, yöresel mimari, el emeği ürünler, dokuma da ilimizin önemli değerleridir. Bunlar içinde yapılabilecek çalışmalara değinmiştim.
Sonuç yerine...
Sahil turizmini son yıllarda baltalayan bir çok olaya şahit oluyoruz. Bizim gördüğümüzü yerli ve yabancı turistte görüyor. Böyle bir durumda ziyaret etme konusunda tereddüte düşüyor. Meydan da vasat ziyaretçilere kalıyor. Böyle bir manzaranın yarardan çok zararı var. Ekonomik manada çok kazanma hırsı da ziyaretçilerin alternatif rotalara yönelmesine neden oluyor. Bu durum ülke içinde kültür turizmi adına İç Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Karadeniz gibi rotaları ön plana çıkarıyor. Yurt dışında ise en çok rağbet gören yer ise Yunanistan’a ait Adalar Denizi’ndeki adalar. Aramızdaki meseleler dolayısıyla ne kadar tasvip etmesem de sonuçta Türk ziyaretçilerin çoğaldığını da görebiliyoruz. Böyle bir durumda nitelikli turist için alternatif çalışmaların yapılması gerekiyor. Aksi durumda bi yerin cazibe merkezi olabileceği gibi hızlıca kan kaybedebileceği gerçeğini de unutmayalım. Muğla için çok geç olmadan harekete geçelim.