“Muğla Sağlık Müdürlüğü ‘Tahta Kurularına’ Savaş Açtı”

Kanser vakaları boşuna artmıyor. Tiroid kanserleri de çok yaygın hale geldi. Millet radyasyon korkusundan röntgen filmi çektirmeye korkarken burada ise olması gerekenden fazla radyasyon verilmiş. Hastanelerde tedavi olmakta var. Kanser olup çıkmakta var. Hastanelere mecburen güveneceğiz. Ama güvendiğimiz dağlara bazen kar yağıyor. Allah'a emanetiz vesselam.

Bodrum’dan Muammer Özdemir hafta sonunda yayınlanan “Radyoaktif skandalın yankıları sürüyor...” başlıklı yazımın altına bu yorumu yapmış.

Radyasyon skandalı” ile ilgili bütün yayınları taradım. Muğla yerelinde Nejat Altınsoy ve Güzide Kasım dışında kalem oynatan olmadı. Eee tabii kalem oynatmanın astarı yüzünden pahalı gelebiliyor!

+

Güzide Kasım refikimiz Muğla Gazetesi’nde “Muğla'da Hastanenin Skandallar Zinciri Bitmiyor...” başlığını taşıyan 10 Nisan 2025 tarihli yazısında “Muğla’daki hastanelerde yaşanan skandallar artık gizlenemez bir hal aldı.” demiş. Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi için “Hastane ve hastalar adeta kaderine terk edilmiş durumda. Yetkililerin klasik cevabı ise hazır: ‘Personelimiz yok.’ İdarecilik, eksikleri bahane etmek mi, çözüm bulmak mı? diye sormadan geçemeyeceğim.” diyerek şu olayı anlatmış:

Daha yaşına yeni girmiş çocuğunu rutin kontrole götürüyor. Kan alma merkezinde yaşadıkları ise akıllara durgunluk veriyor. Bir hemşire, 'Ben alamam' diyor. Diğeri elinde kahveyle "Biraz dinleneceğim. Sen dene, alamazsan be alırım" diyerek durumu geçiştiriyor. Kadıncağız sonunda isyan ediyor:

'Benim çocuğum deneme tahtası mı?'

Sağlık sistemine duyulan güvenin her geçen gün azaldığı; duyulan saygının karşılığında, saygısızlıkla muamele edildiği bir noktadayız. Ama tüm bunlar bir yana, şu an gündemde olan iddia çok daha vahim: Hastalara yüksek dozda radyoaktif madde verilmiş. Eğer bu doğruysa, tam 5 yıldır Muğla’daki bazı insanlar tedavi olmaya değil, yavaş yavaş zehirlenmeye gitmiş.

Güzide Kasım yazısını “Artık klasik ‘üç maymunu’ oynamayalım” diye noktalamış.

Sadece Muğla Basınının büyük bölümü değil, “Kol kırılır yen içinde kalır” diye üç maymunu ‘siyasiler’ de oynuyor. AK Partili dostlar bize şikayet ediyor, şikayetlerini bir de Ankara’ya anlatabilseler...

Ki kol kangren olmuş, yen içine sığmıyor...

+

Tekrar “Serbest gazeteci” olarak aramıza dönen Nejat Altınsoy arkadaşımız da 11 Nisan’da kaleme aldığı “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” başlıklı yazısında, “Skandala neden olan bu ihmal yıllar boyu süren sistematik bir uygulamaya dönüşmüşse, ortada bireysel değil kurumsal bir sorumluluk vardır. Bu noktada sorumluluğun yalnızca uygulayıcı firmada değil, denetim görevini yerine getirmeyen kamu otoritelerinde de aranması gerekir. Şunu kabul edelim: Sağlık sistemimiz, dijitalleşmiş yüzüne rağmen hâlâ eski alışkanlıklarını devam ettiriyor. Hastanelerde yaşanan skandalların büyük bir çoğunluğunu da belki bu eski alışkanlıklar oluşturuyor.” ifadesinde bulundu.

Radyoaktif skandalın yankıları sürüyor...” başlığını taşıyan 12 Nisan 2025 tarihli yazımı “Evet bütün bunlar yaşanırken iki kişi; Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Turhan Togan ve İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim ortalıkta yok. Herkes de onların ne diyeceğini merak ediyor...” diye noktalamıştım...

+

Muğla basını tararken “MEAH'ta ilk kez futbol takımı kuruldu” başlığını taşıyan 11 Nisan 2025 tarihli haberle neredeyse bütün gazetelerimizde karşılaştım. Haberin spotunda “Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çalışan motivasyonunu artırmak amacıyla anlamlı bir adım attı. Hastane tarihinde ilk kez kurulan futbol takımı, Muğla Valiliği tarafından organize edilen futbol turnuvasında yerini alıyor.” deniliyordu.

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, çalışan motivasyonunu artırmak amacıyla anlamlı bir adım atmış. Hastane tarihinde ilk kez kurulan futbol takımı, Muğla Valiliği tarafından organize edilen futbol turnuvasında mücadele edecekmiş. Yeni kurulan futbol takımında hastanede görev yapan birçok birimden sağlık çalışanı yer alıyormuş. Takım kadrosu; doktor, asistan hekim, hemşire, tıbbi sekreter, acil tıp teknisyeni, biyomedikal ve teknik ekipten toplam 20 kişiden oluşmuş. Takım, ilk maçına 14 Nisan 2025 Pazartesi günü (Bugün) saat 16:15’te çıkacakmış. Başarılar...

Sayın EAH Başhekimi ve sayın İl Sağlık Müdürü çok meşgul olmalılar...

+

Karşılaştığım haberlerden “Büyükşehir’den Sağlıklı Kent Adımları” başlıklı ve 10 Nisan 2025 tarihli olanı oldukça ilginçti. Habere göre, Muğla Büyükşehir Belediyesi, “halk sağlığını korumaya yönelik” çalışmalarını aralıksız sürdürüyormuş. Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yürütülen “vektörle mücadele” hizmetleri, bilimsel temelli ve çevre dostu yaklaşımlarla il genelinde kapsamlı bir şekilde devam ediyormuş.

Ne güzel... Şimdi bu haberin konumuzla ilgisi ne değil mi?

Şükürler olsun ki Muğla halkının sağlığı ile ilgilenen bir kurum varmış. Vektörle mücadelede hala Osman Gürün döneminde ilaç aldıkları firmalarla mı çalışıyorlar bilmiyoruz, aklıma Muğla Eğitim Araştırma Hastanesini “istila eden” tahtakuruları geldi...

Bu çağda bir sağlık kurumunun haşere istilasına uğramış olması akıl alacak gibi değil, ama EAH yönetimi de aylardır “hastane sağlığını korumaya yönelik” mücadele veriyor, ama başarılı olamıyor!

“Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yardımını alsalar nasıl olurdu?” diyecektim, ama Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ihaleye çıkıyormuş...

+

EAH’ta yaşanan tahtakurusu istilasını “Böylesine güzel bir şehre yakışıyor mu?” başlığını taşıyan 2 Nisan 2025 tarihli yazımda ele almıştık. Konuya ilişkin Muğla Gazetesi Muhabiri Kenan Gürbüz’e EAH Başhekimi Prof. Dr. Turhan Togan’ın “Hastane olarak gerekli tedbirleri aldık. Hastanemizde tedavi gören hastalarımız açısından korkulacak bir durum söz konusu değil” ve Muğla İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin “İstilaya uğrayan servislerde profesyonel ekiplerce ilaçlama çalışmasına başlandığı” şeklinde verdikleri bilgileri paylaşmıştık.

O zaman paylaştığımız bu bilgiler galiba eksik veya yanlışmış...

Başhekim Togan daha önce “Hastane olarak gerekli tedbirleri aldık. Hastanemizde tedavi gören hastalarımız açısından korkulacak bir durum söz konusu değil” demiş olsa da meğer tahtakuruları Muğla’da tüm kamu sağlık kurumlarına yayılma başarısı göstermiş... Ki, yine Kenan Gürbüz’ün son haberine göre, 13 ilçede EAH ve Devlet Hastaneleri ile 88 birimde “Haşere İlaçlama ve Kemirici Vektörler mücadele yapılacağına EAH’ı istila eden tahtakurularının yanı sıra Sivrisinek, Karasinek, Pire, Kene ve Farelerle mücadele edilmek üzere” ihale açılmış. İhale 21 Nisan’da yapılıyormuş... Tabii bu da bir “hizmet alımı” olacak...

Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ve Muğla EAH Başhekimliği çok meşgul çok... Ne diyelim, gazaları mübarek olsun...

+

“Radyasyon skandalı” ile ilgili yayınları tararken, yorumlara da baktım. Benim yazılara 10 kadar yorum gelirken, skandal Muğla Basınına ve yaygın basına yansımadan önce, Halk TV’den ayrılanlardan Şule Aydın, moderatörlüğünde Bir gün Gazetesi’nden Timur Soykan ile  Youtube ortamında yayın yapan yeni nesil TV kanallarından ‘Onlar TV’de 9 Nisan 2025 tarihinde masaya yatırılmıştı.

Şule Aydın ve Timur Soykan’ın “Hastanede radyoaktif skandal!” başlıklı yayınının altına 2 binin üzerinde yorum yapılmış.

Benim yazılarımın altına yorum yapanlardan Niyazi Özdamarlar “Muğla ve ülkem adına çok yazık, bu tür eylemlerde bulunan kurum ve kişilere gereken ceza mutlaka verilmeli.” derken, Hamdi Avcı “Efecim Eğitim Araştırma hiçbir şekilde yönetilemiyor. Hatırlarsınız dört yıl önce tuvaletlerin girilemeyecek kadar kötü olduğunu ve hiçbir temizliğin yapılmadığını size bildirmiştim ve o zamandan beri hiç Eğitim araştırmaya gitmiyorum.” demiş.

Ferah Soydan “Hiç şaşırmadım Özcan bey tahta kurusu eşimin kaldığı 1.5 ay sürece o zamanda vardı. Özellikle hasta refakatçilerinin yattığı oturduğu koltuklarda.. Diğer konularda da şaşırmadım. İnsan hayatı çok ucuz. Bu kadar olayların içinde hastalara vakit ayırıp bakabiliyorlar ise mucize... Yaşamak şans.” diye yazmış.

+

 Muğla’da sağlığı yönetmeye çalışanların Onlar TV’nin “Hastanede radyoaktif skandal!” başlıklı yayınının altındaki o yorumlara göz atmalarında yarar var. Ben birkaçını buraya alayım:

-@selminerol1786 “Bir sağlık çalışanı olarak Abdullah (Sendikacı Hemşire Abdullah Gül) beyi gözyaşları içerisinde izledim cesareti onurlu durusu için kendisine olması gerekeni yapabilen duruşu hak mücadelesinde nefer olduğu için çok ama çok teşekkür ederim. Meslektaşımın da ruhu şad mekanı cennet olsun

-@necmettinadguzel2524 “Muğla Başsavcısına teşekkür ediyoruz.

-@SerapTalia “Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesince sintigrafi tedavisi alanların ne yapması gerektiği neden belirtilmemiş?

-@saadetkasapoglu4854 “Adı geçen hastanenin  bir hastası olarak yaşadığım onlarca skandal var. Sonunda artık gitmiyorum hastaneye ama bu durum psikolojimi çok bozuyor. En son bozuk ultrason aletiyle ultrasonum çekildi durumu anlayıp sorguladığım da ise intörn tarafından sert bir şekilde ‘siz ultrason cihazının kaç lira olduğunu biliyor musunuz’ diyerek beni susturmaya çalıştı. Bu sadece bir örnek.

-@sami_can “Müfettiş incelemiş skandalı tespit etmiş, ama başına iş almamak için adli işleme gerek yok demiş. Bu bir suç duyurusu aslında...

-@sumeyyekaracadag7083 “Daha dün eşim bu işlem için Muğla Eğitim Araştırma Hastanesinden randevu aldı. Bu videonun karşıma çıkması beni çok mutlu etti. Daha neler duyup şok olacağız pes doğrusu.

-@Pammuh.Muallim “Bunu AB ülkelerinde asla yapamazsınız anında işinizi bitirirler, bu olayları duydukça üzülüyorum ülkem adına utanıyorum.

-@Aysunayhan4 “Anneme haziran 2022 de ilaçla görüntüleme yapıldı, Lenflerine bakılacağını biliyorduk. Teşhis konulamadı, kanser farzedilerek yatırıldı ve kemoterapi almaya başladı. Sonucunda Kasım sonu annemi kaybettik. Aynı zamanda kurtuluşu olmadığı düşünülen hastaları da acılı arayıp, başka bir yoğun bakıma aldırın deniyordu.

Tüm bunlar araştırılsın, soruşturmaya katkı olacaksa bana ulaşabilirsiniz. Gerekirse aynı şeyleri yaşayanlar okursa da ulaşsınlar, birleşip dava açalım. Şok geçiriyorum çok üzgünüm annem gözlerimizin önünde eridi, bunun hesabını versinler ve her türlü cezalarını çeksinler!!!

Ben hukuka, Cumhuriyet’in Savcılarına, Adaletin Hakimlerine güveniyorum...

---------------                           ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Tamam, ölmek için doğuyoruz da... Yanlış giden bir şeyler var! Neden yaşamadan, ölüyoruz?!!