Menteşe’de Betonun Ardındaki Tarih…

Muğla’nın Menteşe ilçesinde, kentin en işlek caddelerinin olduğu bölgede bulunan iki binanın, geçtiğimiz hafta itibarıyla yıkımına başlandı. Bir zamanlar Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’ne ev sahipliği yapan, 1980’lerin başında inşa edilen bina ile hemen yanında yükselen ve 1990’lı yıllarda yapılan İl Genel Meclisine ve alt katında yer alan salonuyla kültür merkezi olarak sayısız etkinliklere ev sahipliği yapan Özel İdare binası, uzun yıllardır şehir merkezinin siluetini domine eden yapılardı. Ancak işin ilginç yanı, ben bu binaların ne kadar büyük ve kasvetli olduğunu yıkım başladığında fark ettim.

Katlar bir bir aşağı inerken, kentin göbeğinde sanki bir perde açılmış gibi oldu. Oysaki öncesinde burası bana hiçbir zaman devasa görünmemişti. Ama yıkım başladıktan sonra dedim ki: “Burası meğer 4-5 katlı bir bina değil, tam anlamıyla bir gökdelenmiş!” Her kat eksildikçe, şehrin nefes almaya başladığını, ufkunun adeta genişlediğini hissettim. Kurşunlu Camii’nin Cumhuriyet Meydanı’ndan görünmeyen bölümü ortaya çıkınca, sanki tarih de biraz daha gün yüzüne çıkmış gibi oldu.

Ne garip, yaşadığımız ortama o kadar kısa sürede adapte olmayı başarıyoruz ki zamanla beton yığınlarının içinde sıkışıp kaldığımızı fark edemez hale gelmişiz. O binalar oradayken, onların gökyüzünü kapattığını hissetmiyorduk. Ama şimdi, yıkımla birlikte Menteşe’nin ne kadar daraldığını, ne kadar sıkıştığımızı anladım. Kim bilir belki de sizde anlamışsınızdır?...

Betonun ardından gelen bu ferahlık, aslında neye ihtiyacımız olduğunu da bize gösterdi. Belki de artık şehirleri inşa ederken, yıkılınca rahatlayacağımız değil, yaşarken huzur bulacağımız yapılar yapmayı öğrenmeliyiz. İşte tam da bu noktada devreye Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Ahmet Aras giriyor.

Yıkım işlemleri tamamlanıp hafriyat tamamen kaldırıldıktan sonra, bu bölgeye dikkatlice bakın. Ve işte o zaman, buraya ne yapılacağına gerçekten iyi düşünerek karar verin. Aynı şekilde bir yapı inşa etmek kente fayda sağlayacak mı, yoksa şehre nefes aldıracak farklı bir çözüm mü gerekiyor? Bunu göz önünde bulundurarak hareket edilmeli.

Benim düşünceme gelirsek, açıkçası kentin kimliğini veren eski dokuya çekilmiş bir beton duvardan kurtulduk. Tarihi Muğla evlerini gizleyen bu beton yapı yıkılınca, ortaya çıkan manzara şehircilik açısından ‘nereden nereye geldiğimizi, neleri kaybettiğimizi’ de gözler önüne serdi.

Logosunu ve amblemini mimarisinden alan bir kent olmanın yanı sıra, Tarihi Kentler Birliği üyesi olarak şehircilik anlayışımızı bir kez daha gözden geçirmemiz gerekiyor. Korumacılık bilincinin devam edebilmesi için, şehircilik anlayışını güçlendirecek adımları tüm kesimleri sürece dahil edecek şekilde atmalıyız. ‘Çünkü bir kenti yaşatan yalnızca binalar değil, onun kimliğini koruma ve yaşatma iradesidir.’

Belki de bu noktada Menteşe halkına da sormak gerekiyor: Acaba burayı nasıl görmek istiyorlar? Yapılacak bir referandum ile halkın görüşleri alındıktan sonra, bu alanın nasıl değerlendirileceğine karar verilmeli. Derdimiz kimseye işini öğretmek değil, sadece farklı bir bakış açısı sunarak, bundan sonra yapılacak yatırımların Menteşe’ye neler kazandırabileceği konusunda yeni bir pencere açmaktır.

Sonuçta Başkan Ahmet Aras, seçim döneminde yaptığı açıklamalarda Muğla’nın ‘oldu bittilerle değil, ortak kararlarla’ yönetileceğini söylemişti. İşte alın size bir fırsat!

Bu fırsatı iyi değerlendirelim…