Muğla Haberleri

Menteşe Kadın Platformu’ndan nafaka kararına tepki

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına imkân tanıyan düzenlemeyi iptal etmesinin ardından Muğla’nın Menteşe ilçesinde kadınlar basın açıklaması yaptı. Menteşe Kadın tarafından yapılan açıklamada, “Kadınların görünmez emeği yok sayılamaz” denildi.

Abone Ol

Menteşe Sınırsızlık Meydanı’nda bir araya gelen Menteşe Kadın Platformu üyeleri, kararın kadınların kazanılmış haklarını hedef aldığını savundu. Platform adına açıklamayı Karya Kadın Derneği Başkanı Dr. Dilek Bulut okudu.

Kararın 9 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilirken, nafaka konusu kadın hakları ve erkeklerin “nafaka mağduriyeti” iddiaları ekseninde yeniden tartışılmaya başlandı.

“Kadınların görünmez emeği yok sayılamaz”

Menteşe Kadın Platformu adına konuşan Dr. Dilek Bulut, Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2026 tarihinde verdiği kararla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal ettiğini belirterek, karara tepki gösterdi.

Bulut, “Bu karar, kadınların evlilik birliği içindeki karşılıksız ve görünmez emeğini hiçe sayan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren ve kadınları yoksulluk ile şiddet sarmalına mahkûm eden hukuka aykırı bir adımdır” dedi.

Yoksulluk nafakasına ilişkin kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulduğunu savunan Bulut, “Kamuoyunda kadın düşmanı erkeklerin yaratmaya çalıştığı algının tersine yıllardır hedef alınan nafaka hakkının adı yoksulluk nafakasıdır. Yoksulluğa düşen taraf kadınsa kadına, erkekse erkeğe verilmektedir. Nafaka bir zenginleşme aracı değil, ataerkil sistemin ve evlilik kurumunun kadınlar üzerinde yarattığı ekonomik tahribatın bir nebze olsun telafi edilmesini sağlayan hayati bir haktır” diye konuştu.

“Boşanma sonrası kadının bir anda ekonomik bağımsızlık kazanmasını beklemek gerçeklikten kopuktur”

Evlilik süresince kadınların ev içi emeğinin çoğu zaman görünmez kılındığını söyleyen Bulut, Türk Medeni Kanunu’nun 196. maddesinin eşin ev işlerini görmesi ve çocuklara bakmasını ailenin geçimine katkı olarak düzenlediğini hatırlattı.

Bulut, “Evlilik boyunca gelir getirici bir işte çalışamayan kadının, boşanma sonrasında bir anda ekonomik bağımsızlık kazanmasını beklemek toplumsal gerçeklikten kopuktur. Toplumsal cinsiyet eşitliğine bağlı yapısal eşitsizlikler nedeniyle boşanma durumunda yoksulluğa düşecek taraf büyük oranda kadınlar olmaktadır” şeklinde konuştu.

Yoksulluk nafakasının kadınlar açısından medeni haklar bakımından önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Bulut, nafakanın çoğu zaman kamuoyunda iddia edildiği gibi yüksek tutarlardan oluşmadığını söyledi.

Bulut, “Yoksulluk nafakası, kadınlara refah sağlayan değil, çoğu zaman açlık sınırının çok altında kalan sembolik bir ekonomik destek niteliğindedir. Mesele hiçbir zaman nafakanın miktarı olmamıştır. Mesele, boşanma sonrasında kadınların ekonomik olarak bağımsızlaşabilmesi için hukuk düzeninin sağladığı sınırlı güvencelerin ortadan kaldırılmasıdır” dedi.

“Kadınlar şiddet gördükleri evliliklere mahkûm edilmek isteniyor”

Kararın boşanmak isteyen kadınlar açısından ciddi sonuçlar doğuracağını ifade eden Bulut, ekonomik güvencelerin zayıflatılmasının kadınları şiddet gördükleri ya da mutsuz oldukları evliliklerde kalmaya zorlayabileceğini belirtti.

Bulut, “Bu yaklaşım, boşanmak isteyen kadınları şiddet gördükleri veya mutsuz oldukları evliliklere ekonomik kaygılar nedeniyle mahkûm edecektir. Aynı zamanda kadının itaatine dayalı aile modelini güçlendiren politikalara hizmet edecektir” diye konuştu.

Sosyal medyada nafaka tartışmaları üzerinden kadınlara yönelik ayrımcı söylemlerin arttığını dile getiren Bulut, kadınların şiddet ve yoksulluk arasında bırakılmak istendiğini savundu.

“Kararın zamanlaması önemli”

Açıklamasında kararın zamanlamasına da dikkat çeken Bulut, TBMM gündemine gelmesi beklenen 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik yeni düzenlemelerin tartışıldığını söyledi.

Bulut, “Kamuoyuna yansıyan haberlerde, 12. Yargı Paketi kapsamında yoksulluk nafakasına yönelik kapsamlı değişiklikler hazırlandığı ifade edilmektedir. Nafakanın süreye bağlanması, çeşitli kriterlerle sınırlandırılması ve fiilen erişilemez hale getirilmesi yönünde düzenlemeler yapılacağı uzun süredir konuşulmaktadır” dedi.

Söz konusu pakette kadınlar, çocuklar ve LGBTİ+’lara ilişkin düzenlemelerin de yer alacağının ifade edildiğini belirten Bulut, temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren düzenlemelerin torba kanun sistemiyle gündeme getirilmesine tepki gösterdi.

Bulut, “Milyonların hayatını, haklarını ve varlığını etkileyen düzenlemelerin ‘yargı reformu’ başlığı altında torba kanun sistematiğiyle geçirilmeye çalışılması, demokratik katılımın ne ölçüde engellendiğini bir kez daha ortaya koyuyor” diye konuştu.

“Kazanılmış haklarımızdan vazgeçmiyoruz”

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını beklediklerini belirten Bulut, kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

Bulut, “Kadınların ekonomik güvencesini zayıflatacak hiçbir düzenleme toplumsal adalet üretmez. Kadın yoksulluğunu artıracak hiçbir değişiklik eşitlikle bağdaşmaz. Bu düzenlemeler toplumda kadına yönelik şiddetin hızını artırır. Kadınların kazanılmış haklarının pazarlık konusu yapılmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

Açıklamasını sürdüren Bulut, “Kadınların görünmez emeği yok sayılamaz. Anayasa Mahkemesi’nin nafaka iptal kararı hukuka, eşitliğe ve kazanılmış haklara yönelik bir saldırıdır” ifadelerini kullandı.

Medeni Kanun’a yönelik değişiklik girişimlerine karşı mücadele edeceklerini belirten Bulut, sözlerini şöyle tamamladı:

“Medeni Kanun’u parça parça yok etme girişimlerine karşı çıkmaya, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını savunmaya, eşit yurttaşlık mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Mücadele ile kazandığımız yasal haklarımızdan, hayallerimizden ve onurlu bir yaşam hakkından vazgeçmiyoruz. Yaşasın kadın dayanışmamız, yaşasın örgütlü mücadelemiz.”