KUT Ka­dı­na Ve­ril­di

'Doğ­ru­luk kuv­vet­tir'. Türk'ün baş­bu­ğu yüce Timur'un yü­zü­ğün­de bu ya­zı­yor­du. Türk­le­rin kök ezel­le­ri­ne bak­tı­ğı­mız­da dev­let­siz kal­ma­mış­lar. Ya­şa­dık­la­rı hayat, hür­ri­yet ve is­tik­la­le alış­tır­dı­ğı için, mut­la­ka dev­let kur­muş­lar, hür ya­şa­rım il­ke­si­ni ya­şat­mış­lar­dır.
Eski Türk­ler­de dev­le­ti hü­küm­dar idare eder. Türk tö­re­sin­de Hakan ha­ki­mi­ye­ti Ya­ra­dan'dan alır. Ya­ra­da'nın seç­ti­ği, yar­dım et­ti­ği kişi hü­küm­dar olur. Ya­ra­dan'dan gelen si­ya­si ha­ki­mi­ye­te 'KUT' denir.
Li­der­lik kültü ka­rak­te­ri­ni Kut'tan alır. Kut ile hü­küm­dar olan kişi sa­vaş­la­rı kay­bet­mez. Siz­le­re söz ver­dim üzere kök­le­ri­mi­zi an­lat­ma­ya, her daim devam ede­ce­ğim. Kök­süz ağaç ye­rin­de durur mu? Kök­le­ri­mi­zi bil­mek ve bu özü ya­şat­mak bizi biz yapar. Şim­di­ler­de ise ağa­cın göv­de­si ile kök­le­ri ara­sın­da­ki bağ­la­rı ke­sil­me­ye yok edil­me­ye ça­lı­şı­lı­yor. Bir ağaç kök­le­ri ol­ma­dan ya­şa­ya­bi­lir mi? Kök­ler top­rak­lan­ma­dır. Tu­tun­ma­dır. Ge­le­nek­tir, gö­re­nek­tir. Kül­tü­rel Sem­bo­li­zim­dir.
Yurt­tur.
Top­rak ol­ma­dan vatan olur mu? Kök­le­ri­mi­zi tö­re­mi­zi kay­bet­me­ye­lim. Tö­re­mi­zi kay­be­der­sek yok olu­ruz. Derin kök­le­ri­mi­zi hep ha­tır­la­ya­lım. Unut­ma­ya­lım ki, Ana­do­lu ezel­den beri Türk yur­du­dur. Ba­tı­nın saçma sapan tarih pa­lav­ra­la­rı­na inan­ma­ya­lım. Biz kök­le­ri­mi­zi bi­le­lim uya­na­lım is­temi­yor­lar. Onlar biz­le­ri bar­bar ve yobaz ola­rak gös­ter­me­ye ça­lı­şı­yor­lar. Ana­do­lu'nun ezel­den beri Türk yurdu ol­du­ğu­nu bil­me­mi­zi de is­te­mi­yor­lar.
On­la­rın eği­ti­mi­miz içine sin­dir­dik­le­ri ze­hir­le­ri ret et­me­li­yiz. On­la­rın an­sik­lo­pe­di­le­ri­ni yok et­me­li­yiz. Biz­ler kadim geç­mi­şi­mi­zi çok iyi öğ­ren­me­li­yiz. Ata kök­le­ri­mi­zi bil­me­li­yiz.
Mil­le­ti­miz her zaman zor­luk­lar­la sı­nan­mış bir mil­let­tir. Çin'in ken­di­si­ni mut­lak ola­rak ege­men bil­di­ği, Orta Asya'nın boz­kır­la­rın­da Türk­ler üze­rin­de baskı kur­ma­ya ça­lış­tı­ğı, zor za­man­lar ya­şan­dı. Orta Asya'da çok büyük olay­la­rın ya­şa­na­ca­ğı, bir dö­ne­me adım atı­lı­yor­du ki, Ya­ra­dan Türk­le­re bir ar­ma­ğan gön­der­miş on­la­rı onur­lan­dır­mış­tı.
Oğuz Kağan göz­le­ri­ni Türk top­rak­la­rın­da aç­tı­ğın­da, Mu­ci­ze­ler mün­ha­sır olmuş. Hun dev­le­ti­nin ışığı yük­sel­me­ye baş­la­mış­tı. M.Ö 234 yı­lın­da ger­çek­leş­miş olay­lar­dır. Bir cihan im­pa­ra­tor­lu­ğu ku­ra­cak olan Oğuz Kağan, Ya­ra­dan ta­ra­fın­dan se­çil­miş dev­let yö­ne­tim yet­kin­li­ği­ni or­ta­ya koy­muş, Türk ta­ri­hi­nin en yüce ka­ğa­nı ola­rak geç­miş­tir. As­ke­ri de­ha­sı ile 10'luk sis­tem­le­ri kur­muş, gü­nü­mü­ze kadar ya­şa­mış as­ker­lik sis­te­mi­nin te­me­li­ni oluş­tur­muş­tur.
Büyük Hun dev­le­ti Te­oman'dan sonra en par­lak za­ma­nı­nı, Oğuz Ka­ğan­la ya­şa­mış­tır.
Oğuz Kağan; Cihan im­pa­ra­tor­lu­ğu için akın­lar dü­zen­le­miş, bu­gün­kü İran, Su­ri­ye, Mo­go­lis­tan, Hin­dis­tan, Çin, Rusya top­rak­la­rın­da ege­men­lik kur­muş olup, ci­ha­nın en güçlü ulus­la­rı­na baş eğ­dir­miş­tir.
Oğuz Kağan'dan önce ken­di­si­ni ye­nil­mez güç ola­rak gören Çin, Oğuz Kağan'ın ha­ki­mi­ye­ti al­tı­na gir­miş­tir. Hun akın­la­rın­dan kor­kan Çin­li­le­rin, Çin seddi­ni kur­du­ğu­nu bi­li­yo­ruz.
Oğuz Kağan Türk tö­re­si ya­şa­sın, bu bi­linç yer­leş­sin diye uğ­raş­mış­tır. Ey vak­tiy­le ci­ha­nı tit­re­ten yüce Türk, ey mu­kad­des Ötü­ken or­ma­nı­nın, Tanrı Dağ­la­rı­nın asil mil­le­ti, akın­la­rı ile nam salıp hoş­gö­rü­süy­le kalp­le­re giren Türk kanı! Ey Oğuz boy­la­rı! Ey Oğuz ev­lat­lar! Titre ve ken­di­ne gel! Uyan! Kök­le­ri­ne dön! Tö­ren­den kül­tü­rün­de yoz­laş­ma.
Ana­do­lu'ya be­den­len­dik. Bo­şu­na bu­ra­da de­ği­liz. Türk'e ve­ri­len bir nizam gö­re­vi var. Ni­za­mi alem yani. Dev­le­tin için, mil­le­tin için Türk­lü­ğü­nü fark et. Türk'ün si­ya­se­ti Türk­lük­tür. Türk'ü Türk'ten öğ­re­nin. Doğu ve ba­tı­nın si­ya­se­ti­nin ve söy­le­mi­nin doğru ol­du­ğu­nu kim söy­le­di? Batı man­ta­li­te­si sö­mür­me­ye da­ya­lı bir sis­tem, do­ğu­nun da doğru ol­du­ğu­nu kim söy­le­di? Batı ve Doğu'da değil, ge­le­ce­ği­miz Türk­lü­ğü­müz de. Ge­le­ce­ği­miz Ana­do­lu'da. Ge­le­ce­ği­miz kadim mi­ra­sı­mı­zın için­de. Ge­le­ce­ği­miz Türk DNA'sın da. DNA'ımı­zın için­de­ki şif­re­ler­de.
Ey Türk titre ve ken­di­ne gel.
Ge­lecek Ata­türk'ün de de­di­ği gibi 'Da­mar­la­rın­da­ki asil kanda mev­cut­tur'.
Biz­ler Türk ka­dı­nı ola­rak da­mar­la­rı­mız­da­ki asil kanın far­kın­da­yız.
Yeni bir çağ baş­lı­yor. Bu çağa altın çağ di­yo­ruz. Bu çağda ka­dın­lar gö­rev­li. Gök­ler­den gö­rev­li­yiz.
Kut ka­dı­na ve­ril­di.
Uyan­dık. Yol­da­yız. Ge­li­yo­ruz.
Ka­dın­la­ra karşı has­sas ve adil dav­ra­nıl­ma­dı­ğı için, insan­lık ta­ri­hin­de ka­dı­na karşı karma ya­ra­tıl­dı. Ka­dı­na karşı ya­pı­lan hak­sız­lık­la­ra, ilahi sis­tem ta­ra­fın­dan kar­şı­lı­ğı ve­ril­me­ye baş­lan­dı. Bu çağ o çağ­dır. Bu yüz­den ka­pı­nın ara­lan­dı­ğı içine gir­me­ye ça­lış­tı­ğı­mız çağa altın çağ di­yo­ruz.
Kadın ener­ji­si, kadın kalbi, kadın mer­ha­me­ti, kadın ana­lı­ğı, kadın ya­ra­tı­mı, kadın bil­ge­li­ği top yekün dün­ya­yı şi­fa­la­ya­cak.
Ana­do­lu'da ka­dı­nın ayak ses­le­ri ge­li­yor.
Yol­da­ki ka­dın­lar teker teker ana­lı­ğı­nın ver­di­ği bil­ge­lik­le kol­tuk­la­ra otur­mak­ta.
144 sırlı bir sa­yı­dır. 144 yıl sonra İstan­bul Ba­ro­su baş­ka­nı bir kadın oldu. Sayın Filiz Saraç. Türk'ün Baş­bu­ğu Ata­türk'ün kur­du­ğu Cum­hu­ri­yet ilk 100 yı­lı­nı dol­du­ru­yor, ikinci bir yüz yıla ge­çi­yo­ruz. Ana­do­lu'da bu çağ için 'KUT' ka­dı­na ve­ril­di. Ne mutlu biz ka­dın­la­ra. Türk baş­bu­ğu yüce Timur'un yü­zü­ğün­de 'Doğ­ru­luk kuv­vet­tir' ya­zı­yor­du. 'Doğ­ru­luk Ada­let­tir' di­ye­ce­ğiz. Söz ve­ri­yo­ruz! Mil­le­ti­nin pa­ra­sı­nı çalan, ye­ti­min hak­kı­nı yi­ye­ne göz aç­tır­ma­ya­ca­ğız.
Çok ça­lı­şa­ca­ğız. Em­per­ya­list­le­re Türk tö­re­si­ni yok et­me­si­ne izin ver­me­ye­ce­ğiz.
Mil­le­ti­miz yü­cel­te­ce­ğiz.
DNA'mız da bu­lu­nan fakat iş­le­til­me­yen kod­la­rı tek­rar ak­ti­ve ede­ce­ğiz.
Dü­rüst­lü­ğü şiar ede­ce­ğiz.
Cum­hu­ri­ye­ti­mi­zin ikin­ci yüz yılı ha­yır­lı olsun.
Biz varız.
Yol­da­yız.
Ge­li­yo­ruz.