Küresel Haydutluk

Amerika Venezuela’yı neden bombaladı?

Bu sorunun güncel gerekçeli cevabı,

Şu anda çok tartışmalı.

Bu olay uzun süredir gerilmekte olan,

ABD-Venezuela ilişkilerinin,

Önemli bir tırmanışı olarak görülüyor.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı,

Donald Trump,

Venezuela Devlet Başkanı Nikolas Maduro’yu,

Uluslararası uyuşturucu trafiğini yönetmek,

Suç örgütleriyle ile bağlantı kurmak,

Suç örgütlerine destek olmak,

Bölgesel istikrarsızlık yaratmak gibi,

Suçlamalarla ilişkilendiriyor.

Bu bağlamda,

ABD saldırısını bu tehditlere karşı,

Bir güvenlik operasyonu olarak sunuyor.

Trump yönetimi Maduro’yu

‘Yasadışı lider’olarak tanımlayıp,

Yerine  kendilerince meşru bir,

Muhalefet liderini desteklediğini belirtiyor.

Maduro rejiminin devrilmesi gerektiğini söylüyor.

Washington,Venezuela’yı,

ABD’nin güvenliğini tehdit eden,

Kaynaksal rotalar üzerinden,

Uyuşturucu gönderimi yapan,

Bir ülke olarak nitelendiriyor.

Göç ve uyuşturucu meselesini,

Bu saldırının gerekçesine ekliyor.

Bir çok ülke,

Bu saldırıyı,

Ülke egemenliğine karşı,

Yasa dışı askeri saldırı olarak nitelendiriyor.

Uluslararası hukuka aykırılık,

ABD ‘yi Venezuela egemenliğine saldırmakla suçluyor,

BM sözleşmelerine aykırı olduğunu belirtiyorlar.

Bazı analistler ve Venezuela hükümeti de,

Saldırının ülkenin zengin petrol,

ve doğal kaynakları üzerindeki kontrolü,

Ele geçirmek amacıyla yapıldığını iddia ediyorlar.

Gerilim zaten yüksekti.

Süregelen ekonomik yaptırımlar,

Deniz operasyonları,

Hava sahasını kapatma tehditleri,

Ve diplomatik çatışmaların,

Bu sonucu  ortaya çıkardığı,

Söyleyenlerde var.

Elbette Amerika ile Venezuela arasındaki gerilimin,

Tarihi ve arka planı da var.

Venezuela;

20 yüzyılda,

Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip,

Ülkelerden biri oldu.

1920 lerden itibaren ABD‘li petrol şirketleri,

Venezuela’ya büyük yatırımlar yaptı,

ABD, Venezuela  petrolünü önemli bir tedarik kaynağı olarak gördü.

ABD petrol işinde hüküm kurmuştu.

1975 yılında Venezuela petrol sektöründe ulusal kontrol sağlayarak,

Yabancı şirketlerin işletme haklarını,

Büyük ölçüde devre dışı bıraktı.

Kaynaklarını millileştirip,

Kendi ulusal zenginliklerini,

Ülke ekonomisine katarak,

Ulusalcı politikalara geçmişti.

Ulusalcı politikaları yüzünden,

Batı ile ilişkilerinde kırılma yarattı.

Hugo Chavez dönemi de,

Anti-Emperyalist ve ABD çıkarlarına karşı bir figür olarak görüldü.

Nicolas Maduro’nun başkanlığı ile de kriz daha da derinleşti.

2017’den itibaren ABD,

Maduro yönetimine karşı,

Ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı.

Bu yaptırımlar Venezuela ekonomisini derinden zayıflatıp,

Halkın yaşam koşullarını kötüleştirdiği gibi,

Maduro hükümetini de uluslararası baskı altına aldı.

ABD bu operasyonu yaparken,

Amerikan yönetimi Maduro’yu şöyle suçluyor

Uyuşturucu kaçakçılığı ve uluslararası,

Organize suç destekçisi olmakla,

Demokratik süreçleri yok saymakla,

Bölgesel istikrarı tehdit etmek gibi

Gerekçeleri dile getirdi.

ABD’nin yaptırımlar

Ve askeri baskı politikasını,

Haklı çıkarmak için kullandığı söylemler.

Venezuela’nın ve eleştirmenlerin görüşü ise,

Amerika Birleşik Devletlerinin,

Sömürücü,

Emperyalist(yani egemen devletlere müdahaleci),

bir güç olarak görüyor.

ABD’nin asıl amacının ise,

Venezuela’nın petrol ve doğal kaynaklarına,

Müdahale olduğu iddia ediliyor.

Bu iki perspektif arasındaki fark,

Politik ve ideolojik bir uçurumu oluşturuyor.

Sonuç olarak;ABD ,

Venezuela’ya hava saldırısı başlatıp,

Maduro’yı hedef alarak,

O’nu yakalayarak,

Maduro’nun 70 yaşındaki eşini de,

Yüzü gözü mor,

Kaburgaları kırık halde,

ABD’ye getirdi.

Yaşananlar ve yaşatılanlar,

Küresel haydutluktu.

Maduro ve eşi için yargılama başladı.

Bu yaşananlardan dolayı

Büyük bir resim gerçekleşti.

Bu resme bakıp,

Güçlü olanın hukuk yazdığı bir dünya mı?

Yoksa;

Egemenlik hakları,

Uluslararası hukuk hala geçerli mi ?

Bekleyip göreceğiz diyeceğim ama,

Küresel haydutluk.