Küçük ve gerçek hikayeler

Abone Ol

1960’lı yılların başındayız.
27 Mayıs 1960 darbesi daha yeni olmuş,
İstanbul'da okuyorum.
Nevzat Çakır, Ahmet Tuncer Mutlu (Sarı Akmet) ve ben.
Bir pazar günü İstiklal Caddesinde vitrinlere bakarak geziyoruz, sinemalara girip, çıkıyoruz...
Sonra da yürüyerek Şişliye kadar gidiyoruz.
Nevzat Çakır'larin evi, Şişli'de Ermeni mezarlığına bakan bir apartmanda.
Nevzat'in annesi Gunnahar teyze pazarları bize adeta ziyafet veriyor.
Nevzat liseyi İstanbul - Kabataş lisesinde okuduğu için, Muğla'dan gelen bize bilgelik taslıyor..
Nevzat anlatıyor;
Bir Arap prens Londra'ya gitmiş.
Arsenal - Liverpol maçını izlemiş.
Maçtan sonra sahadaki yeşil çimleri çok beğenmiş.
Prens ilgili İngilize "Çimlerinizi çok beğendim. Bize bu çimlerin tohumlarını satarmısınız?" diye soruyor.
İngiliz yetkili de "Tabi satarız" diyor.
Sonra da İngiliz yetkili, çimleri nasıl dikeceklerini ve nasıl bakacaklarını anlatıyor.
Arap prens "Tamam anladım... Peki ne kadar zaman sonra bizim çimler sizin cimler gibi olur?" diye sormuş.
İngiliz de "Dediğim gibi diker, bakar ve çimleri biçer iseniz 500 yıl sonra sizin çimler, bizim çimler gibi olur" diye cevap vermiş.
Hem ben hem de Ahmet şaşkınlıkla "Adam, Prense siz hiç bu işe girişmeyin demek istiyor" diye fikrimizi söylüyoruz.
O tarihlerde bizim stajlar çamur deryası içinde.
Nevzat de keyifle "Tabi oğlum, bu işler o kadar basit değil" diye bizimle alay ediyor ve bizim moralimizi bozuyor.
Nevzat, bir gün tekrar İstanbul sokaklarında gezerken başka bir hikaye anlatıyor.
Yine bir Arap kralı Londra'yı ziyaret ediyormuş.
Kral, Roys Roys bir araba almak istiyormuş.
Galeriye gitmiş.
Galeri sahibi en güzel arabasını krala göstermiş.
Kral arabayı iyice incelemiş..
Sonra içine girmiş ön konsule bakmış, deri koltukları incelemiş.
Kral, galeri sahibine dönüp "Arabanızı çok beğendim. Bir de çalıştırsanız da arabayı çalışır iken görsem" diyor.
Galeri sahibi "Efendim araba yarım saattir çalışıyor" demiş.
Ahmet ile ben şaşkınlıkla birbirimize bakıyoruz.
Bu hikayeyi dinledikten sonra " Yani biz araba yapamayacak.mıyız ?" diye Nevzat'a soruyoruz.

Nevzat "Oğlum, İngilizler, Almanlar ve Amerikalılar böyle mükemmel arabalar üretir iken, kim senin arabanı satın alır ki ?" diye bizimle alay ediyor...
Aradan yıllar geçti.
Geldik 2025 yılına.
Kendi kendime "Acaba, bu milletin moralini bozacağımıza, millete moral verseydik, nerelerde olurduk?" diye düşünmeden edemiyorum.
Sonra okullarımız bitti hayata atıldık.
12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 25 Temmuz 2016 ABD destekli askeri darbeleri ile hayatimiz alt üst edildi.
Adeta kuyunun dibine düşmüş gibi hissettik kendimizi.
Ama, sahalarımız yeşil çimlere kavuştu.
Araba yapmaya da başladık.
Enseyi karartmanın bir anlamı yok.
Önümüze bakacağız...