Kışı Bu Kadar Sevmemiştim

Abone Ol

" Karda kışta kıyamette deriz ya hep. Kar, kış vekıyamet hep bir arada geçer. Kışın gelişinde bir temizlenme, toparlanma vardır.Belki de bir ikaz. Hem de ciddi bir ikaz."

Soğuğu tenimde, içimde hissetmek istiyorum. Üşümek,titrercesine üşümek istiyorum. Sonra sarınmak istiyorum örtülere, sarınayım,sarınayım. Kat kat olsun giydiklerim, öyle bir üşüyeyim ki titrerken bütünzerrelerimle hissedeyim soğuğu. Yok, hastalıktan olmasın bu üşümeler, titreme ler. Sadece ve sadece soğuktan.

Pencereden dışarıya baktığımda soğuğu içimde hissedeyim.Ayrılıklar da kavuşmalar da yarım kalınca olmuyor. Hiçbir mânâsı olmuyor.Değeri kıymeti bilinmiyor. Oysa kış gelsin topluca, efradıyla. Karını,yağmurunu, fırtınasını ve de soğuğunu getirsin. Kışı yaşasın insanlar,kışlamaya görsünler bir kere.

Ah bu insanlar! Sadece bu insanlar adına istiyorum kışı doyumtok yaşamayı. Kışın nazarından baksınlar bir kere. Kışın her zerresinde hayatındöngüsünü idrak etsinler. Yoksa insan dışındaki tüm canlılara bu kadar soğuğudilemem. Vicdanıma sığmaz. Onlar kışın çaresizliğinde yaşarken ben penceremdenbakamam. Hele hele çaresizler, garibanlar, evine ekmek götüremeyenler için deistemem böyle bir kışı.

Karda kışta kıyamette deriz ya hep. Kar, kış ve kıyamet hepbir arada geçer. Kışın gelişinde bir temizlenme, toparlanma vardır. Belki debir ikaz. Hem de ciddi bir ikaz. Doğa, canlılar her şey ama her şey bir köşeyeçekilir. Kış belki de sabırdır. Kış belki de arınıştır; bütün kirlerden. Kışınkapıları kapalıdır. Sükûnet hüküm sürer. Çünkü kışın sessizliği fırtına öncesisessizlik gibidir. Belki de ölüm sessizliği. Sözün bittiği yerdeyizdir.

Bu yüzden kışı ve soğuğu istiyorum. Kış vakti; küçükkıyametleri yaşayalım ki büyük kıyamete kadar kendimize bir çeki düzen verelim.Bir kere pencereden her baktığımızda kışı görelim, kışı ve hayatınbirlikteliğini görelim. Sözüm sadece kadir kıymet bilmeyenlere. İnsanın olmanınhakkını teslim etmeyenlere, insanlıktan uzaklaşanlara. Sözün bittiği yerdeyiz,kışı da dinlemez ya onlar. Ama belki bir kere kışın içinde kışı yaşasalar. Birihtimal kendilerine gelebilirler.

Hayata ve insana dair izlediklerim, okuduklarım veduyduklarımdan sonra iş yazmaya gelince kışa haksızlık ediyorum aslında. Araçile amaç arasındaki ince çizgi bazen birbirine karışıyor. Şaire dönelim, haddimiziaşmayalım. Ne diyordu Cahit Sıtkı? "Âlemdeister kış, isterse bahar, İster bir yaz, ister bir güz olsaydı! Yeter kiriyâsız bir yüz olsaydı! Gam yemezdim sular, ağaçlar, kuşlar."

Şairgönlünce bakalım o zaman kışa. Gönüllerinde kışı yaşayanların gönüllerinebaharı getirmek adına kışı, soğuğu istemiştim. Hakikatte buz kessinler,donsunlar ki kalplerindeki taşlaşan ya da mühürlenen yerler kendine gelsin.Yoksa kışın hükmü kışlığından değil ki. Rabbimin yaradışındaki ahenkten.Yepyeni uyanışlara, yepyeni dirilişlere müjde getirmesinden. Bahar nasıl yazımüjdeliyorsa kış da bir nevi bahara erişi muştular.

İnsanlarkıştaki bu muştuyu yakalasınlar istiyorum. Soğuğu hissetsinler, üşüsünler,titresinler. Her titreyişte kendilerine gelsinler.

Oysabir hafta önce bir kış masalı yaşamıştık. Kar yağmıştı. Acelesi vardı. Güzelyüzünü gösterdi gitti. Kendimize gelemedik. Çocuklar gibi şendik,aydınlanmıştık o gün. Beyazın rahmetinde, saflığında arınmıştık. Yumuşacıktıkar yakmıyordu. Oysa kışın kar kıyamet olduğu yerler hiç aklımıza gelmedi.Kışın soğuğunda, çaresizliğinde, aylarca hüküm süren beyazın yakıcılığındayaşamaya mecbur olanları hatırlamadık. Aklımızdan bile geçmedi. Hâllince, hâlehlince yaşamayı unutmuştuk.

Karıncaile Ağustos Böceği masalındaki gibi karıncayı unuttuk, Ağ ustos Böceği olmanın dramını da yaşayamadık. Çabuk unuttuk,unutuşun kayboluşuna terk ettik insanlığı.

Meramımkarın masa lından uzaklaşmak değil, karın verdiğimutluluğu da hiçe saymak değil. İnsanca kıymet bilmek, kışın kadrini kıymetini bilmek.

Şimdipenceremin önündeyim. Asar dağına bakıyorum. Başı dumanlı Asar dağını!Zirvesini bulutlar sarmış, sanki dağın başına taç olmuş. Bayrağımız başınıçıkarmış, dalgalanmaya devam ediyor. Ve şehir yağmur sonrasının ıslaklığındaparlamış, pırıl pırıl olmuş. Gri tonları hakim şehrin tasvirine. Muhteşem birtablo. Pencereyi açıyorum yavaşça; soğuk içeri giriyor, üşüyorum. İliklerimekadar üşüyorum. Şükrediyorum. Kışı bukadar sevmemiştim.