“Kirasını ödedim burası benim” terörü...!

“Arena Bodrum Haber” gazetesinin haberi Bodrum'daki meslektaşlarımızdan Abdülkadir Sevindik paylaştı. Fatih Bozoğlu’nun haberinin kaynak gösterildiği habere de “Kirasını Ödedim Burası Benim terörü...” başlığı atılırken, spotunda şu ifadelere yer verilmiş: “Kıyı işgali gerçekleştiren işletme sahipleri ve personeli, kıyıları geri isteyen halka ‘Buranın kirasını ödüyorum’ çıkın mülkümden diyerek saldırdı.

Ülkenin geldiği nokta bu... Adam kıyıyı işgal etmiş, kendisini protesto eden çevreciler ile protestoyu haberleştiren gazetecilerin üstüne yürüyerek, “Buranın kirasını ödüyorum, çıkın mülkümden” diyerek saldırmış. Hatta hızını alamamış görevli polislere de müdahale etmiş.

Böylelerine “Hem suçlu, hem güçlü” derler...

xx xx xx

Peki bunlar güçlerini nereden alıyorlar? Yasalardan mı? Yasaların boşluğundan mı? Siyasetten mi?

Hani adam “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diye sorup çemkiriyor ya...

Bu olaydaki de “Buranın kirasını ödüyorum” diyor.

Bu yeni bir “kültür”...

Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” ile başlayıp, “Buranın kirasını ödüyorum” a kadar gelişmiş bir kültür! Oranın bir kirasının olması da oldukça manidar ya... Kardeşim senin oranın kirasını ödüyor olman, çevreciye, gazeteciye ve de polise saldırma hakkı verir mi?

Ayrıca “Sahil şeridinde yapılacak yapılar, kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşılabilir. Yapı yaklaşma mesafesi içinde kalan alanlar, uygulama imar planıyla gezinti alanları, dinlenme ve rekreaktif alanlarla yaya yolları olarak düzenlenebilir” diyen yasa kalktı da bizim haberimiz mi yok!

xx xx xx

Bodrum’da bu kıyı kenar çizgisi yasasını ihlal edip, kıyıyı işgal edebilmiş olan bu kişiyi çok merak ediyorum. Onun kim olduğunu bilmek isterim. Çok merak ediyorum... Çünkü biliyoruz ki Muğla’da kıyılar sadece MUÇEV tarafından işgal edilebilir ve sadece MUÇEV buraları ‘ticari alana’ dönüştürebilir.

Bu kişi MUÇEV’den daha mı güçlü acaba?

Bu kişi veya kişiler bu kıyıyı kim veya kimlerden kiralamış olabilir?

Muğla Büyükşehir Belediyesi veya Bodrum Belediyesinden kiralamış olabilir mi? Yoksa MUÇEV’den mi kiraladılar? Bunlar değilse geriye “ecrimisil” uygulamasıyla Hazine’den kiralamış olmaları kalıyor. Hangisi?

Bilmiyoruz... Bilmediğimiz için kızabilir (!) ama Onun kim olduğunu da bilmiyoruz...

Yıllar önce Muğla kıyılarında “mafya” cirit atarken bile bu kadar olmuyordu. Mafya kılık mı değiştirdi ne?!!

xx xx xx

Kendilerine “Özgür Kıyılar Bodrum İnisiyatifi” adını veren bir grup, hafta sonunda Torba Sahilinde kıyı işgallerine karşı eyleme kalkışmışlar. Kıyıda konuşlanmış bir tesis uzantısı içinden pankartlı sloganlı protesto ederek geçerlerken, işletmenin yetkilileri tarafından saldırıya uğramışlar. Bu saldırıdan orada bulunan gazeteciler ile görevli polisler de nasibini almış.

Saldırının ardından Pazartesi günü de gazeteciler olay yerine giderek bir açıklama yapıp saldırıyı kınamış. Eyleme, bölgede tatil yapan halk da alkışlarla destek vermiş. Tesis sahipleri bu yüzden biraz dellenmiş olabilir mi? Ki olay şöyle yaşanmış: Kıyı boyunca yürüyerek protestolarına devam eden eylemcilere, bir otelin ‘yetkilileri’ müdahalede bulunuyor... Yetkililer, kıyıdaki işletmenin kirasını kendilerinin ödediklerini ifade ederek eylemcileri bölgeden kovmaya çalışıyorlar. Eylemciler de işletmenin bulunduğu bölgenin kamuya açık bir alan olduğunu ve işletmenin kamuya ait alanı işgal ettiğini savunuyorlar... Böylece eylemciler ve işletmeciler arasında arbede yaşanıyor, otel yetkililerinden bazıları basın mensuplarının kameraları ve telefonlarına vuruyor, görevi başındaki polise ve kamerasına da fiziki müdahalede bulunuyor...

xx xx xx

Olayın ardından gazeteciler işletmenin bulunduğu alanın yakın bir bölgesinde basın açıklaması yapıyorlar. Basın açıklamasına Bodrum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Eren Ayhan, saldırıya maruz kalan gazetecilerden Hamdi Yörür, Yaşar Anter, Fatih Bozoğlu ile olaya tepki gösteren ve meslektaşlarına destek vermek için bölgeye gelen çok sayıda gazeteci katılıyor. Onlara kıyı işgallerine karşı eylem yapan çok sayıda kişi de destek oluyor.

Cemiyeti Başkanı Eren Ayhan, burada yaptığı konuşmada “Bizler kamuoyu yararına gece gündüz demeden işimizin başında olan insanlarız. Görevimizin bilincinde, yaptığımız işin kamuoyu vicdanı açısından hassasiyetini bilen ve sadece mesleğimiz olan gazeteciliği yapmaya çalışan emekçileriz.” diyerek, şu ifadelerde bulunuyor:

Torba sahilinde meydana gelen olay karşısında derin üzüntü yaşadık. Bölgede haber takibi ve kamuoyu adına işini yapan değerli meslektaşlarımızın çekim yapması engellenmiş, ekipmanlarına müdahale edilerek düşürülmüş, sözlü ve fiziksel müdahalede bulunarak meslektaşlarımıza zor anlar yaşatılmıştır. Bunun yanı sıra bölge güvenliği için alanda olan polis memurlarına engel olunmuş ve polis ekiplerine müdahale edilmiştir. Bu olay karşısında tepkimizi ve tavrımızı bir kez daha göstererek bu sözlü ve fiili saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyor, basına yapılan bu çirkin saldırıyı lanetliyorum. Hem basın emekçilerimize hem de güvenliğimizi sağlayan polise geçmiş olsun diyor, bu tarz olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum

xx xx xx

Ne dersiniz, şimdi bu açıklama ve protestodan sonra gazeteciler benzer olayları yaşarlar mı yaşamazlar mı?

Öyle bir yaşarlar ki, dün yaşadıkları gibi bu gün de yarın da yaşarlar, yaşarız...

Biz gazeteciler küçücük Muğla’da ne kadar çok parçalandık anlamakta hala güçlük çekiyorum. Bunu dışımızdan birileri yapmaya kalkışmış olsa kesinlikle başaramazdı... Kendimiz başardık!

Ağacın kurdu özünden olur” diye boşuna dememişler...

Bodrum’da bir cemiyet başkanı, il merkezinde iki cemiyet başkanı, bir cemiyet başkanı da Fethiye’de... Ayrıca “İnternet gazetecileri” diye örgütlenenler de var! Amipler gibiyiz... Geçmişte Marmaris’te de vardı cemiyet... Ben de üyeydim. Yaşatılamadı... “Gazeteci” de kalmadı, bir iki “inatçı, idealist” arkadaş mesleği yaşatma mücadelesi veriyor... Allah aşkına bu kadar “cemiyet” var da kaç “gazeteci” var?!

Merkezde iki cemiyetten ses çıkmayınca ben de 25 Haziran Salı günü “Bodrum'da mesleğini yapmaya çalışan gazetecilere saldırıyı kınıyorum.” diye paylaşımda bulundum. Altına çok sayıda destek geldi. Ama destekçilerin içinde gazeteci dostu Muğla Valilerimizden Ahmet Cemil Serhadlı bile vardı da “gazeteci” yoktu...! Sadece taa Amerika’dan Bodrumlu Hüseyin Karaöz ve Yatağan’dan Cavit Yıldırım vardı...

Tabii bu bir ölçü, kıstas değil ama düşündürücü...

İşin gerçeği “Biz bizi sevmiyoruz”... Biz bu kafa ve bazılarının “egosu” ile daha çok dayak yeriz...

xx xx xx

Ki bu çirkin olaydan bir iki gün sonra Yaşar Anter saldırıya uğradı!

Bodrumlu meslektaşlarımızın saldırıya uğramalarının ardından düzenledikleri protesto ve basın açıklaması sırasında Hamdi Yörür, “Bizler kamu görevi yapıyoruz. Halkın haber alma hakkı için çalışıyoruz. Zaman zaman bu tür olaylarla karşılaşıyoruz. Dilerim bu son olsun ve umarım bir daha bu tür olaylarla karşılaşmayız” derken, Yaşar Anter, “Gazeteci olay yerine gittiği yerde, görevini yaparken objektif olmak zorunda. Biz de objektif olarak dün kıyı işgalleriyle ilgili eylem haberini yapıyorduk. Otel yöneticileri sert tepki gösterdiler, kameraları almaya çalıştılar. Amacımız burada taraf tutmak değil, tarafsız gazeteci olarak önemli olan olayların doğru biçimde kamuoyuna aktarılması. Bu nedenle basına yapılan saldırıyı kınıyoruz” diyor...

Sonra? Sonra Yaşar Anter bir kere daha saldırıya uğruyor!

xx xx xx

Bizim Fatih Bozoğlu 26 Haziran Çarşamba günü “Yine Gazeteciye Saldırı” diye yazdı. Haberinde “Mavi Bayraklı cennet koyda deniz kirliliği alarmı haberini yapan Gazeteci Yaşar Anter, Kefi beach işletmecileri tarafından tehdit edilerek görevini yapması engellendi. Halkın haber alma özgürlüğünü hiçe sayan şahısların ve işletmelerin gün geçtikçe arttığı görülüyor. Bu tür tepkilerin işletmelerin kanun dışı sıkıntılarının olduğu şüphesini uyandırıyor.” ifadelerini kullandı.

Bodrum’un Mavi Bayraklı Ortakent Koyunda deniz kirliliği alarmı verilmiş.. Sahil Güvenlik ve Bodrum Belediyesi ekipleri inceleme başlatmış. Konu ile ilgili haber çekimi yapan Yaşar Anter, işletme sahiplerince engellenmek istenmiş. Demek ki kirletici onlar...

Adının Mesut olduğu öğrenilen beach çalışanı Yaşar Anter’e “Burası özel arazi, buradan çekim yapamazsın, yaptığın çekimleri sil!” diye tehdit ederken, yanındaki kadınlarda “Ahlaksız, burası özel mülkümüz burada çekim yapamazsın, çektiklerini sileceksin!” diyerek tepki göstermişler. Aynı kafa, aynı anlayış... Siz onların kim olduğunu biliyor musunuz?

Sözcü Haber Ajansı Temsilcisi Yaşar Anter de Fatih Bozoğlu’nun haberinde tepkisini şöyle dile getiriyor:

Yaşanan deniz kirliliği ve çevre felaketini görüntülüyoruz. Kıyılar sahiller kimsenin babasının malı değil, halk sağlığı için çekim yaparken, engellemeler ve hakaretlerle karşılaştık. Kimsenin özel mülkünü ve şahsiyetini bireysel olarak çekmedik, kaldı ki burası kamuya ait olan bir yer. İşletme denizin içine kadar şezlong şemsiye ve masalarını yerleştirmiş, kamunun yerini işgal etmiş. Gazeteciye böyle tepki gösterenler normal vatandaşa ne yapmaz. Bodrumlular aylardır bu konuda eylem yapıyor...

Sevgili Yaşar’a geçmiş olsun demekten başka ne diyebilir, ne yapabilirim... Sanıyorum önce gazeteciler gazeteciler için eylem yapmalı ve ilk talepleri de gazetecilerin birlik ve dayanışması olmalı...

Yoksa bu gidişle Yaşar’a, Yaşar’lara değil, Muğla’ya kocaman bir geçmiş olsun diyeceğiz...

------------------

GÜNÜN SÖZÜ; İnsanlar haksızken daha çok bağırır. --Yusuf Atılgan