Amaşimdi sırası mıydı?
Kılıçdaroğluçok tepki aldı ve tepkiler devam ediyor. Oysa ülkemizde"başörtüsü" artık anketlerde "sorun"olarak öne çıkmamakla birlikte "Kürt sorunu" ve "Alevisorunu" hala en yakıcı sorunlar olarak öne çıkıyor.Kılıçdaroğlu keşke TBMM "Sansür Yasası"denilen "Dezenformasyon" yasa tasarısı teklifi ile"gündem değişikliğine" neden olmasaydı.
xx xx xx
Yinede iktidar kanadı tarafından kısaca "DezenformasyonlaMücadele Yasası" adıyla ifade edilen, yasaya itirazedenler tarafından "sansür yasası" ve "sosyalmedya yasası" olarak anılan Basın Kanunu ile BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi gündemdekiyerini koruyor.
Kimsesosyal medya paylaşımından şikâyetçi olmadığını veülkemizde "Dezenformasyon" olmadığınısöyleyemez. Ancak pek çok sorunun sosyal medyada canlı tutularakçözüldüğü ve sorun ve olumsuzluğun üstünün sosyal medyasayesinde örtülemediği ve "Yurttaş Gazeteciliği"kavramının ortaya çıktığı da bir gerçek...
Buanlamda hangi gazeteciye sorsanız "sosyal medyanın başıboşbırakılmaması" gerektiğini söyleyecektir. Siyasiler de"yalan habercilikten" şikayet edecektir. Ancak bugün buhaklı şikayet ve gereklerden yola çıkılarak başta basınımızolmak üzere, iletişim alanları, mecraları "SansürYasası" ve en çirkini "kendi kendini sansür"ile karşı karşıya bırakılmamalıydı.
KeşkeKemal Kılıçdaroğlu da "Başörtüsü"veya "Kadınların giyim kuşam özgürlüğü meselesini"bu çok can yakıcı 'Sansür Yasası'nın önüne bilerekveya bilmeyerek geçirmeseydi... Cumhurbaşkanı Erdoğan'a"asisi" yapmamış ve golü kalesinde görmemişolsaydı...
xx xx xx
Evet,iyi ki "sansür yasası" daha çıkmadı... 10Ekim tarihli Odatv.com'un "İyi ki 'sansüryasası' daha çıkmadı... Bir günde üç dezenformasyon" başlıklı'odatv4.com/siyaset/iyi-ki-sansur-yasasi-daha-cikmadi-bir-gunde-uc-dezenformasyon-253488'habere göre; Yasa teklifi, sosyal medyada veyahut yayınyoluyla halkı galeyana getirecek "yanlış" bilgileri alenenpaylaşma ve yayma faaliyetleri için 3 yıla kadar hapisöngörüyor...
Özellikleson iki-üç günde yaşananlar ise yasanın "eğer adil birşekilde uygulanırsa" sadece muhalif medya ve kişilerideğil iktidara yakın medyayı ve kişileri de etkileyeceğinigözler önüne serdi.
Birinciörnek: Hafta sonunda İstanbul'da bir binada öncepatlama ve sonrasında yaşanan yangında İstanbul Valisi AliYerlikaya'nın açıklamaları çok tartışıldı. ValiYerlikaya patlamanın doğalgaz kaynaklı olduğunu dilegetirerek bir tweet attı. Bu tweeti İBB, İBB BaşkanıEkrem İmamoğlu ve İGDAŞ yalanladı. Yasa çıkmışolsaydı Yerlikaya'nın açıklamasını paylaşanlar 3 yılhapis cezası talebiyle yargılanacaktı.
İkinciörnek: Adana'da İstanbul BüyükşehirBelediyesi'ne ait şehirlerarası cenaze nakil aracındauyuşturucu bulunduğu iddia edilmiş, Yeni Şafak baştaolmak üzere AK Parti'ye yakın gazete ve haber siteleri,belediyeyi hedef göstermişti. Ancak söz konusu aracın ait olduğuşirket İBB'yi hedef gösteren gazetelerden Yeni Şafak'ıda bünyesinde bulunduran Albayrak grubuna ait olduğu ortayaçıktı!
Gerçekanlaşılınca Yeni Şafak video ve haberini sildi. Twitter'dapaylaşılan haber "spam" ve şikayetler nedeniyle Twitteralgoritması tarafından kısıtlandı. Yasa çıkmış olsaydıhaberi yapan gazeteci ile birlikte sosyal medyada paylaşanlarkendilerini hakimin karşısında bulacaktı!
Üçüncüörnek: Dezenformasyon yasasının hapis cezası öngördüğühaberlere en açık örnek ise yine Yeni Şafak'ın CHPLideri Kılıçdaroğlu hakkında yaptığı haberi oldu. Haberegöre ABD'ye giden Kılıçdaroğlu'nu, hakkındayakalama kararı olan firari FETÖ sanığı Aykan Erdemirkarşıladı. Fakat söz konusu ismin CHP AmerikaTemsilciliğinden Mert Arıkan olduğu anlaşıldı...
xx xx xx
Tabii"dezenformasyona" giren bu üç olayda "sansüryasası" olarak nitelendirilen yasa teklifine karşıtepkileri artırırken ben de Muğla'da başta MuğlaGazeteciler Cemiyeti ile Muğla Büyükşehir GazetecilerCemiyeti olmak üzere meslek örgütlerimizin ne zaman tepkigöstereceklerini hatta "birlikte ortak tepki gösteripgöstereceklerini" merakla bekliyorum.
Kimbilir belki onlar için "Dezenformasyonla Mücadele Yasası"bir "Sansür Yasası" değildir...!
Meslekörgütlerimizin başındaki arkadaşlarımız sessiz kalırken, 8-9Ekim'de yapılan 5 adaylı ve sonunda Av. LeventAkgün'ün Baro Başkanı seçildiği genel kurulda bukonunun üzerinde duruldu, bir açıklama yapıldı mı bilmiyorum.Çıkan haberlerde göremedim, ama Muğla Barosuavukatlarından Erdem Yeter "Dezenformasyon YasaTasarısı" ile ilgili sosyal medya hesabından şuifadelerde bulundu:
"Demokratikülkelerde önemli birer denetim mekanizması da medya ve Barolardır.Özellikle Medya, 4. Kuvvet olarak değerlendirilir. Ülkemizdemedyanın geldiği hal ortada. Neredeyse karşılıksız kredilerleel değiştiren ve bir araya toplanan medya organları, muhalif medyaorganları üzerinde uygulanan ekonomik ve subjektif yorumlaradayanan yasal baskılar. Buna son nokta da çıkarılmaya çalışılansosyal medya yasası ile konacak ve medya kuvvetine elveda diyeceğiz.Dezenformasyon elbette önlenmesi gereken bir husus, teknolojiningeldiği aşamada sorgulamadan, teyit etmeden yalan yanlış bir sürüpaylaşımı her siyasi görüşten grup, şahıs yapabiliyor ancakbu bahane edilerek eleştiri, haber, medya özgürlüğüne büyükbir engel getirilmeye çalışılıyor."
xx xx xx
Gelelimhukuka... Bu konuda da "Yüksek mahkemeye üye seçmek içinusulen 2-3 aylığına seçim yapılacak yargı makamlarına yapılanatamalar, denetim eksikliği, hukuki güvenliğin neredeyse en altseviyeye düşmesi. Bunların her zaman karşısında olan Barolarise gittikçe etkisini kaybediyor." diyen Av. ErdemYeter şu ifadelerde bulunduİ
"Elbettefazlaca politize olmuş, sadece kavga siyaseti güden barolarakatılmak mümkün değil ancak en kavga siyaseti güden, en politizeolmuş Baroların dahi bu ülkede hukuk adına ne kadar çok şeyyaptığını kabul etmemiz lazım. Bu yüzdendir ki, baroların bugücünü kırmak için hem çoklu baro düzenlemesi hem de temsildeadaleti hiçe sayan düzenlemeler yapıldı. Ülkenin geldiğisiyasal, sosyal konjonktürde Baroların etkisi azaldı, azaltıldı.Bu durumun en büyük göstergesi de avukatların kendi barolarınınseçimlerine bile katılmaması. Bugün yapılan seçime katılımoranı %55 civarında. Neredeyse Baromuzun yarısı seçimleilgilenmiyor. Bunda baroların ülkedeki hukuk dışı uygulamalarakarşı etkisinin olmadığının kabullenilmesi yanında coğrafiolarak uzaklık, aidiyet duygusunun oluşmaması, oluşturulamamasınında etkisi var. En azından katılımı artırmak için yasaldüzenleme ile her ilçeye sandık kurulması sağlanabilir. Bu dahikatılımı % 80'lerin üzerine çıkarır."
ErdemYeter'e katılmayan var mı?
Benkatılıyorum ve bakalım Muğla Ticaret ve Sanayi Odası(MUTSO) 19 Ekim'de yapılacak genel kurullarında her ilçedesandık koysa Türkiye'ye örnek olabilir...
Bumeseleyi yarın ayrıntılı konuşabiliriz...
xx xx xx
TİPGenel Başkanı Erkan Baştan'da Halk TV'de, SezginTanrıkulu, Gamze Pamuk Ateşli, Barış Pehlivan,Fikret Bila ve Gençosman Killik'in katıldığı açıkoturumda CHP'yi uyarmış. AK Parti'nin Anayasateklifine karşı CHP ile ilgili kuşkusunu "Ekmeleddinİhsanoğlu'nun CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilmesiyanlıştı. CHP'nin dokunulmazlıkların kaldırılmasına evetdemesi yanlıştı. Bedelini hepimiz ödüyoruz. Bundan dolayı CHPmilletvekili de tutuklandı. Şu anda dokunulmazlıklarıkaldırılması istenenler arasında Kılıçdaroğlu da var. ŞimdiAKP, CHP'nin başörtüsü yasa teklifine karşı; Anayasa'da 5maddenin değiştirilmesi için teklif hazırlıyor. Kuşkumuz,endişemiz AKP'nin bu teklifine CHP'nin evet demesi. CHP bu konuda busefer hata yapmamalıdır. Özgürlükçü bir Anayasaya ihtiyaç varama bunu yeni meclis yapmalı." diye açıklamış.
Bukonuda şimdi CHP'li konuşmacıların ne dediği değil,Kılıçdaroğlu'nun ne diyeceği ne yapacağı önemli...
Tabiiben Erkan Baştan kadar endişeli değilim... Kılıçdaroğlu(verdikleri hangi kanun teklifleri ele alındı ki..) reddedileceğinibile bile o "yasa teklifininin" kanun halinegelmeyeceğini kendi de biliyormuştur... Peki CumhurbaşkanıErdoğan karşı önerisinin (Anayasa değişikliği) TBMM'dekabul edilmeyeceğini bilmiyor mu da Anayasa değişikliğiteklifinden hazırlık yapıyor...
Bilmiyorlarsa"İktidarın ve ana muhalefetin" hala başörtüsünü"kadınların giyim kuşamını" siyasi malzeme yapmayadevam ettiğini söyleyebiliriz. "Sansür Yasası"nınbu "Başörtüsü gürültüsü" içinde meclisten geçmesihalinde "İktidarın ve ana muhalefetin hala başörtüsünü,kadınların giyim kuşamını" siyasi malzeme yapmaya devamettiği" görüşümü tekrarlarsam, acaba "sansüre"takılır mıyım...?
Görüneno ki bu "sakıncalı yasa" Cumhur İttifakı oylarıile geçer, ama "Anayasa Değişikliği Tasarısı"geçmez... Cumhur İttifakı oyu Anayasa değişikliği içinyetmiyor. Ama günlerce bu konu tartışılır... BakalımKılıçdaroğlu "asis" yaparak kalesine aldığı golü nasılçıkarır...
-------------------- --------------------
GÜNÜNSÖZÜ: Bir işi; bilen yapar, az bilen akıl verir,bilmeyen eleştirir, yapamayan çamur atar.
BUNLARI
-15 Ekim'de yapılacak MUTSO'da organ seçimleri için geri sayımınbaşladığını; ilçelerdeki üyelerin ulaşım ve beslenme içinoda yönetiminin ne yapacağını merak ettiğini, DUYDUNUZMU?
ÇİVİ
Arkadaşım"Tuğçe Kazaz ile Mehmet Ali Çelebi'yi çok benzetiyordum. Biridin bulamıyordu, diğeri parti. En sonunda ikisi de layığınıbuldu.." dedi
BeniBi Gülmek Aldı:)))