Kelimelerin kalbi var mıdır?

Abone Ol

İkihaftadır filmleri yazıyorum. Kişisel ve mesleki gelişim için film izlemekelbette önemli ancak kitaplar bizim için vazgeçilmez. Onun için kaliteli filmlergibi kaliteli kitapları da okuyucularımla paylaşmayı bir borç biliyorum.

Bugünsizlere "Kelimelerimize Dokunmayın!" başlıklı yazımda işaret ettiğim kitabıtanıtacağım: Ahmet Turgut'un, "Kelimelerin Kalbi" (Kapı Yayınları) isimlikitabını...

AhmetTurgut bu kitabında, kelimelerin kök anlamları ile zamanla kazandığı anlamlarüzerine tahliller ve farklı dillerdeki karşılıkları arasında kıyaslamalaryaparak dil ve kalp arasındaki münasebeti ele alıyor.

Yazar,daha kitabın ön sözünde, "Şuur dilde başlar, kalbe iner. Keza dil temizlenmedenkalp de arınmaz, aklediş de..." diyerek bizleri kelimelerin dünyasında gizemlibir keşfe çıkarıyor.

KelimelerinKalbi; Peygamberimizin (sav), " Dikkat edin! Vücudunuzda öyle bir et parçasıvardır ki o, iyi (salih) olursa bütün vücut iyi olur; o bozulursa bütün vücutbozulur. İyi bilin ki o, kalptir ." ve " Kalp, beden ülkesinin sultanıdır.... Dil, ise kalp sultanının tercümanıdır. " hadislerinden hareketle iyiliğin,güzelliğin, hayrın ve hakikatin dile bakan yönüne ışık tutuyor.

Kitabınisminden de anlaşılacağı üzere, kalpten dile ilerleyen ve dilden kalbe yönelençift yönlü bir ilişkiyi derinlemesine inceleyen Ahmet Turgut; dilimizdendökülenlerin beşerî ilişkilerimiz kadar manevi hayatımızı da etkilediğini, buitibarla dilde şuurlanmanın (ihyanın) ve dil ahlakının önemini ortaya koymayaçalışıyor. Yazara göre dilde şuurlanmanın ve dil ahlakının en kâmil örneği iseCevamiu'l Kelim olan Peygamberimiz (sav)'dir.

Kullandığımızdile dair türlü toplumsal defolarımızın olduğunu söyleyen yazar; şuursuzluk veedepsizliğin zirve buluşması olan "trol dil"in, inandığımız tüm değerlerle alayedercesine toplumsal müştereklerimizden biri olma yolunda olduğu söylediktensonra, "Sonuç itibarıyla topluma hâkim olan trol-cazgır-edepsiz dil; hipnotik-sloganiksöylemlere indirgediği iyi-doğru-güzel-hak davaları,kötülüğün-yanlışlığın-çirkinliğin-batılın parçası haline getiriyor." uyarısındabulunuyor.

İşte bunoktada karşımıza "dil ahlâkı" gibi önemli bir husus çıkıyor. Gıybet, dedikodu,koğuculuk, iftira, zan, yalan, mahremiyet ihlali, alay etme (istihza),yalakalık, dalkavukluk, riya, tekfircilik, etiketleme, lanet okuma, beddua etmeile malayani sözler gibi dil afetlerini detaylıca elen alan Ahmet Turgut; "Dilâdabı ve ahlâkı tedavülden kalktıkça toplumsal sevgi-güven ilişkilerimizonarılmaz yaralar alıyor." hatırlatması yapıyor.

Menfaategöre ağız değiştirme, yalancı şahitlik, hakikati gizleme, ayıpları-günahlarıafişe etme, aile sırlarını açıklama, birilerinin namusunu tartışmaya açma,ticarî-idarî-dinî sahalarda insanları aldatma gibi hususları ise afetinötesinde dilin fitnesi olarak görüyor.

Dilâdabı/nezaketi, doğru sözlülük, yerli yerinde konuşma gibi erdemlerin dilahlâkı haline gelebilmesi ise dilde şuurlanma (dilin ihyası) ile mümkündür.Böylesi bir uyanışın/dirilişin yollarını okuyucuya gösteren Kelimelerin Kalbi;dil-düşünce-hissiyat etkileşimini detaylarıyla ortaya koyuyor.

Kitaptayeri geldikçe kelimelerin kökü, değişik anlamları ve kullanımı ile ilgiliilginç örneklere de rastlamak mümkün. Örneğin, "meslek öğrenmek" kavramı... Almanlar "meslek yapmak" tabirini kullanıyormuş. Bizde ise eskiden "meslek icraetmek" şeklinde ifade edilirmiş. Acaba "icra etmek" fiilinin, bir işikıstaslarına uygun şekilde layık-ı veçhiyle yapmak anlamı içerdiğini bilseydik;bugün sadece mesleği öğrenmekle yetinenlerin, bize ve topluma verdiği zararıkonuşuyor olur muyduk?

Daha azkelime ile yetinme düşüncesinin/pratiğinin, kendisine yabancılaşan ve yaşamakarşı idrakini yitiren zihinlerin eseri olduğunu söyleyen Ahmet Turgut;"kıskanlık" kelimesini örnek göstererek "gıpta", "hasetlik", "buhl" ve "şuh"misali dört anlamın/duygunun "kıskançlık" ile yok edildiğini söylüyor.

"Neyçalınmaz üflenir, yağmur yağmaz indirilir." hatırlatmasını yapan Yazar, bunun gibibirçok kelimenin kullanımındaki hatalara ve dildeki özensizliğe dikkat çekiyor.Çünkü kelimelerle düşünen insanın şuurlanması da dilde başlayacaktır. Kalbetercümanlık yapan dil ise inancın ve vicdanın pusulası, aynı zamanda dadüşüncenin tohumu ve meyvesidir.

Kullanılankelimelerin/dilin tezahürlerine ve insanın zihin-gönül dünyasına etkilerinedair bolca örneğin yer aldığı "Kelimelerin Kalbi"; dile dair kadim sorularacevaplar verdikten sonra şuur inşa edici kelimelerin uyandırılması gerektiğinisöylüyor. Uyandırılan kelimeler; bilinçaltından bilince, bilinçten fiile doğrubir yol buldukça insanın zihin-gönül dünyası güzelleşecektir.

"Zirakelimelerin de kalbi vardır. Onunla can bulurlar, onunla hakikatinhissini/kokusunu bizde uyandırırlar."

Konuyu İsmailZorba üstadımın, "Düşünmeyen toplumun en büyük savaşı mana üzerinden olacak.Kelimeyi ve manayı kazanamazsak savaşı kaybederiz." uyarısıyla bağlayalım.

KelimelerinKalbi'ne dokunmaya ve kelimeleri-manayı kazanmak için mücadeleye hazırmısınız?

27.07.2022