KAVAKLIDERE’Yİ DOZERLERİN AÇTIĞI TAMPON KURTARDI
Yetmiş küsur yerde aynı gün nasıl orman yangını çıkar anlamakta zorluk çekiyorum! Ama burası Türkiye, olmaz olur... Üç gündür bilmem kaç cephede orman yangınlarına karşı savaş veriyoruz.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı önceki gün öğle saatlerinde yangınlarla ve İzmir yangını ile ilgili bilgilendirmede bulunurken, “72 yangın vardı, şu an itibariyle bunlardan 69'u kontrol altına alınmış durumda. 6 aktif yangın var.” diyordu.
O aktif yangınlardan ikisinden biri Milas/Beçin orman yangını, biri de Aydın/Bozdoğan orman yangınıydı. Beçin’deki yangın önceki gün öğle saatlerinde kontrol altına alınırken, Bozdoğan ormanlarından Muğla sınırlarına geçtiğimiz Cuma günü dayanan yangın ise gerek o gün, gerekse Cumartesi günü Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ve Muğla Büyükşehir İtfaiyesi’nin hazırlıklarına rağmen... Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir’in mermer işletmelerinden Kavaklıdere sınırına iş makinalarını yığmasına rağmen.. o gün akşam saatlerinde Çavdır, Yeşilköy bölgesinde iş makinaları marifetiyle oluşturulan tamponu, ağaçtan ve bitkiden arındırılmış barikatı atlayıp geçti...
Ciğerimiz, canımız filan hikaye geleceğimiz yandı...
xx xx xx
Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir önceki gece geç saatlerde yaptığı paylaşımda şöyle diyordu:
“NE YAPTIK İSE OLMUYOR…. YANGIN MAALESEF DEVAM EDİYOR...”
Başkan Demir bu sözü sarf ederken sanki “insanın doğa karşısındaki çaresizliğini” ifade ediyordu...
Aslında gerçek tam da buydu...
Neyse ki Bozdoğan yangının Kavaklıdere’ye rüzgar eşliğinde saldırısı “tamponu” aşıp Çavdır, Yeşilköy bölgesinde etkili olmakla birlikte o büyük bölümü mermercilerin iş makinaları ile oluşturulan “tampon” işe yaradı... Yoksa yangın dün Çayboyu’nu da geçip, Kozağaç’a ve hatta Bayır’a inip, Deştin’e de ulaşabilirdi.
Yangın dün ben bu yazımı yazarken kontrol altına alınmıştı, bugün tamamen söndürülmüş olabilir...
Ben Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir’in şahsında o tamponu oluşturmayı akıl edenleri ve oluşturanları kutluyorum...
xx xx xx
BODRUM YANGINI VE İTFAİYECİNİN DRAMATİK ÖLÜMÜ
Bütün bunlar olup biterken Bodrum’da da bir orman yangını olmuş, ama kimsenin haberi olmamıştı.
Belki de çıktığı anda kontrol alınıp söndürülebildiği içindir.
Yangın savaşçılarını kutlamak lazım. Ben yürekten kutluyorum. Beçin’de, Kavaklıdere’de savaşanlara da; elbette önce Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ateş savaşçıları ile Muğla Büyükşehir Belediyesi ateş savaşçılarına minnetlerimi, saygılarımı sunuyorum...
Bodrum yangını haberi bütün bunlar olup biterken duyulmadı. Tek bir yerel gazetemizde şöyle yer aldı:
“Muğla’nın Bodrum ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın, ekiplerin hızlı müdahalesiyle büyümeden söndürüldü. Gölköy Mahallesi Bülent Ecevit Caddesi’nin arka kısmındaki ormanlık alanda bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevler, rüzgarın etkisiyle yayılmaya başladı. İhbarın ardından orman ve itfaiye ekipleri olay yerine sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle yangın büyümeden söndürüldü. Yangında yaklaşık 1 dönüm alanın zarar gördüğü öğrenildi.”
xx xx xx
Bodrum/İslamhaneleri de yaşanan orman yangınının şiddetli rüzgara rağmen kısa sürede kontrol altına alınıp söndürülmesinde Muğla İtfaiyesi’nden Hasan Demirtaş’da etkili olmuş.
Bunu ben dahil herkes öğrendiğinde, Hasan Demirtaş’ın artık itfaiyeci olmadığı; çünkü 87 arkadaşı ile birlikte itfaiyeden alınıp Büyükşehir Belediyesinin değişik birimlerine düz işçi olarak dağıtıldıkları ve buna dayanamayıp istifa etmiş olduğu anlaşıldı.
“İtfaiyeci aşkı” işte... Yangın çıkar çıkmaz “bir faydam olur” deyip, Turgutreis’teki evinden koşup gitmiş...
Buraya kadar her şey güzel bile sayılabilir... Buradan sonrası oldukça dramatik, kahredici...
Bana da gönderilen kendi videosunu izlerken göz yaşlarımı tutamadım. Videoda geçen Cuma günü meydana gelen orman yangınında “gönüllü” eski itfaiyeci olarak hortum çekerken Hasan Demirtaş şöyle diyordu:
“Başkanım yangın yerlerinde hortum kalmadı, farklı yerlerde hortum çekmeye geldim bilginiz olsun. Sizlerden tek ricam ne biliyor musunuz? Bizleri geri alın nolursunuz...”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras geride kalan “Osmanzede” veya “İtfaiye Daire Başkanızede” 87 eğitilmiş, deneyimli ateş savaşçısını Muğla İtfaiyesine geri alır mı bilmem, ama Hasan Demirtaş’ı istese de alamayacak.
Çünkü Demirtaş, ben videosunu izlerken yaşamımızdan çoktan ayrılmıştı...
xx xx xx
Hasan Demirtaş o videoyu paylaştığı halde yaşamına neden son vermişti, ne olmuştu bilmiyoruz...
En azından ben bilmiyorum, bildiğim tek şey ise yaşamına son vermeden önce yakın çevresinde “Ben kendimi feda edeceğim, bu işler o zaman düzelecek” dediği... Bir de Bodrum Belediyesi’nden “Bodrum Muhabiri” diyebiline eski gazeteci Mehmet Canmeral “Ağebey bu gece en sağlam haberi yapcaksın” demiş olması...
Dramatik genç ölümün ardından çiçeği burnunda Genel İş Sendikası 2 Nolu Şube Başkanı Heybet Özman Hasan Demirtaş’ın Muğla İtfaiyesi’nde çekilmiş fotoğraflarıyla şu paylaşımı yaptı:
“Mekanın cennet olsun kardeşim. Erken oldu ama söylenecek söz yok tabii ki... Değerli büyüğümüz Baskanım Sayın Ahmet Aras lütfen MUBEP personeli olup görev yerlerinden hak edilmeyen sonla baş başa bırakılan itfaiyeci kardeşlerimizi eski görev yeri olan İtfaiyeye, eski görev yerlerine geri getirmenizi önemle rica ediyorum??? Bu kardeşimizin de tek isteği tekrar itfaiyede çalışmaktı.
Bürokratların değil sizin sözünüzün ortamı olması dileğimle???”
xx xx xx
Bu işler sosyal medya mesajları ile olacak işler değil tabii... Umarım Genel İş Başkanı Heybet Özman bugün Başkan Aras’a çıkar “derdi”, “dertlerini” anlatır.
Ki Başkan Aras bu olumsuzluğun, dramatik olayın sorumlusu da değil...
Aklım almıyor. Giden belediye başkanı 31 Mart Yerel Seçimlerinden önce 88 ‘sülaleyi’ niye karşısına alır?
Normal olan “Ben aday değilim, gelen alsın. Fatura bana niye çıksın” olmaz mı? Sanki bu bilinçli bir tasarruf gibi görünüyor, ama neden?
Her birisi 5 ila 10 yıl arası tecrübeli “yeniçeriler”.. neden severek çalıştıkları itfaiyeden seçimden önce görevlerinden alınıp, düz işçi olarak başka iş yerlerine dağıtılırlar? İtfaiye Daire Başkanı dönemin belediye başkanı ile birlikte nasıl bu “toplu görevden almanın” altına imza atma gereği duyar?
Anlamakta zorluk çekiyorum...
xx xx xx
Bu arada ben Genel İş Sendikasının genel kurulu öncesinde o günün şube yöneticilerinin icraatlarını anlatan bir açıklamalarında “Bu 88 itfaiyeci ile ilgili gerekli girişimlerde bulunduklarını, ancak itfaiye teşkilatının ‘memurlaştırılmak’ istendiğinden, işçi kadrosunda olanların başka birimlerde görevlendirildiklerini öğrendiklerini” ifade ettiklerini görmüştüm. Bir bilene sordum.
Bir bilen “Kadrolu memur sayısının yeterli olmadığı hallerde, işçiler gerekli eğitim verilerek çalıştırılabiliyor. Büyükşehir meclisimizden geçen itfaiye yönetmeliğinde var. Kadro yeterli değil kaldı ki eldeki kadrolar dağıtılacaksa öncelikle bu çocuklara verilmeliydi. 140 kadar kadro istemi vardı, daha maliyeden onay gelmemişti.. Muğla hassas bölge, zaafiyet yaratmadan kadro isteminde bulunursun, gelecek kadrolarda bu kalifiye elemanları değerlendirirsin. Bunlar yetişmiş çocuklar. Çözüm, kalifiye elamanı dağıtmak değil ki. Kadrolar gelirse kime dağıtılacak?” dedi.
xx xx xx
Bu arada Heybet Özman “Değerli büyüğümüz, Başkanım Sayın Ahmet Aras lütfen bu sese kula veriniz.
Başka Hasanlarımıza sahip çıkalım. Hasanlarımızın ocağı ateş düşmesine izin vermeyelim???” diye beni ağlatan videoyu da paylaştı...
Tam bir trajedi. Rahmetlinin babası da Bodrum Belediyesi çalışanı iken iş kazasından rahmetli olmuş. Rahmetlinin durumu tam bir iş kazası da değil ama insanın içinden ‘Allah’ın hikmeti’ demek geliyor.
Önceki gün, yani Hasan Demirtaş’ın yaşamına son verdiği gün, Muğla İtfaiye Daire Başkanı Mehmet Karyağdı kahreden Kavaklıdere yangınında trafik kazası geçirmiş... Allah’tan O’na bir şey olmamış. Allah’ın hikmeti...
Hasan Demirtaş’tan geride iki çocuklu bir anne kaldı. Bir de anıları...
xx xx xx
Dün ben bu yazımı noktalarken, Menteşe Yeniköy sırtlarındave Yatağan’ın Yava Mahallesinde saat 13.25 de eş zamanlı olarak yangın çıktı. Anında müdahale edildi. Umarım kontrol altına alınmıştır.
Aynı anda iki ayrı yerde yangın... Aklıma olmadık şeyler getirmek istemiyorum, ama geliyor işte...
-----------------
GÜNÜN SÖZÜ; Kurtların içinde ceylan masumiyetiyle ömür sürülmez.--Hüseyin Rahmi Gürpınar