Bolu - Kartalkaya otelinde başımıza gelen felakette 78 canımızı yitirdik.
78 canımızın çoğu, Şubat tatilini geçirmek için otele gelen çocuk ve genç anne-babalardan oluşuyordu.
Buna can dayanmaz.
Kartalkaya faciasından ders çıkarmalıyız.
Kartalkaya faciası, kaçak yapılaşma konusunda da daha hassas davranmak durumunda olduğumuzu bize hatırlattı.
Adı üstünde, kaçak yapı.
Kaçak yapı, ruhsatsız ve idareden izin alınmadan yapılan yapı demektir.
Bazı kişiler, kaçak yapıların neden yıkıldığını soracak kadar ileri gidiyorlar.
Kartalkaya'da yaşanan yangın faciası, Muğla ilindeki kaçak yapılarda ve otellerde de başımıza gelebilir.
İnşaat müteahhitleri mutlaka mühendis veya mimar kökenli insanlar olmalıdır.
Bunu da ancak TMMOB'nin ısrarı ile sağlayabiliriz.
Böyle felaketlerden uzak durabilmek için, inşaat ruhsatı almadaki bürokrasi sadeleştirilmeli ve bina projesinin idarece daha bilimsel kontrol edilmesi sağlanmalıdır.
Ayrıca, "İnsanlar neden kaçak yapı yapıyorlar?" sorusunun üstüne ciddi ciddi gitmeliyiz.
Kaçak yapı yapmanın nedenlerine gelirsek;
Biz, imar planı yapma ve bu planı uygulama konusunda becerikli değiliz.
Zamanı dikkate alarak imar planı yapma konusunda Avrupa standartlarına ulaşmalıyız.
Belediye hudutları içinde her yıl yeteri kadar imar parseli üretebilmeliyiz.
Ama bu altın kuralı uygulayamıyoruz.
Türkiye'de imar ile ilgili işlerde rüşvet ve kayırma olayları sıkça yaşanıyor.
Bu da sağlıklı ve planlı yapı yapımını engelliyor.
Yalnız "Yasak, mevzuata uygun değil." diyerek vatandaşı baştan savmak ile kaçak yapılaşma önlenemez.
Kaçak yapılardan ve eksiği olan binalardan belediye başkanları ile imar müdürlükleri birinci dereceden sorumlu tutulmalıdır.
Batıda bu işler böyle oluyor.
Suçu yalnız kaçak yapıyı yapan ve binayı eksik yapana yüklemek ile kaçak yapı ve defolu bina yapımının önüne geçemeyiz.
Yapılacak yeni binaların projeleri ciddi ciddi incelenmeli ve uygun olmayan kısımları, kontrol ile yapımcı mühendisler arasında samimi ve bilimsel ilişkilerle düzeltilmelidir.
Yapılar tüm kurallar yerine getirilerek yapılsa bile, turistik yapılar başta olmak üzere tüm yapılar her iki senede bir ilgililerce kontrol edilmelidir.
Nasıl arabalarımızı iki yılda bir "Trafiğe uygun mu?" diye kontrol ettiriyorsak, yapılarımızı da iki yılda bir kontrol ettirmeliyiz.
Mühendislik ve mimarlık meslekleri çözüm bulma meslekleridir.
Bu meslekler, "Yasak, mevzuata uygun değil." diyerek jandarmalık yapma mesleği değildir.
Olan olmuş.
"Olan ile ölene çare yok." denir.
Kartalkaya faciasından sonra kaçak yapılaşma konusunda daha dikkatli olmamız gerekiyor.
Yeni kaçak yapılara asla izin verilmemelidir.
Bu konu, belediye ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüklerini ilgilendiriyor.
Ayrıca bizdeki kurum milliyetçiliğine bir son vermek gerekiyor.
Kamu kurumlarımız eşgüdüm ile çalışmayı başarabilmeli.
Kartalkaya gibi turizm bölgelerinde yangın ve doğal afetlere karşı birimler de oluşturulmalıdır.
Kartalkaya yangınında hayatını kaybedenlerin yakınlarına tekrar sabırlar diliyorum.
Kartalkaya yangını ile içimiz yandı.
Deprem tehlikesini de ihmal etmeyelim.
Bugün İstanbul'da 600 bin yapı kentsel dönüşüm bekliyor.
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
İnşallah bir daha böyle bir afet ile karşılaşmayız...