Karaosmanoğlu; "Müteahhitlerden önce ifadesi alınması gerekenler var"

Abone Ol

"En son çalıştığım şirket yapı denetim şirketiydi. Bu şirketi kurmak için belli sayıda inşaat mühendisi, makina mühendisi, mimar filan birleşiyorlar şirket kuruyorlardı. Benim aslında Yeni Zelanda'ya bir şekilde kaçmak mı diyeyim, artık gelme sebeplerimden bir tanesi de her şeyden bıkmış olmamdı. Çünkü ben bu şirkette çalışırken, gerçekleri gördüm. Yani Türkiye'deki insanların, özellikle fark etmiyor okumuş olsun okumamış olsun bir kafa yapısı var. Her şey para. Ben çalışırken kontrole gidiyorduk inşaatlara... Bir örnek vereyim, kolonda, adam her kolanda 2 demiri koymamış..."

Demirler konulmayınca, onay vermemiş, tehdit edilmiş ve soluğu Yeni Zelenda 'da ağabeyinin yanında almış. Bu yazımı " İşleyişle ilgili bir yazımız daha olacak... "diye noktalamıştım. O yazım bu yazım...

xx xx xx

Müteahhitlikte " D sınıfı " sahibi olan Karaosmanoğlu İnş. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti sahibi Ahmet Tan Karaosmanoğlu 'na sordum bu meseleyi çözümlerken, " Trafikte olan bir araç için her yıl veya 2 yılda bir trafiğe çıkış için uygunluk belgesi olan 'vize'yi istiyoruz. Asansörler için her yıl kontrol zorunluluğu istiyoruz. " diyen Karaosmanoğlu şu can alıcı soruyu sordu:

"Yaşamımızda en güvenilir yer olarak gördüğümüz konutlarımız ve ömrümüzün neredeyse yarısını geçirdiğimiz iş yerlerimiz için neden 5 yılda bir teknik kontrolden geçirilme zorunluluğu getirmiyoruz?"

Ben de 30 yıllık bir müteahhit olan Karaosmanoğlu 'na " 11 ilde yaşananların, can ve mal kayıplarının, acıların müsebbibi müteahhitler mi? " diye sordum.

"Her şeyden önce Doğal Afetlere karşı bilimin önemini kabul etmemiz gerekir. Yıkılan binaların müsebbibi her zaman müteahhitler olarak gösterilmesi gerçekleri örtbas etmekten başkaca bir şey değildir. Şöyle ki; Bir bina da müteahhit faktörünün ortaya çıkması için öncelikle safahatı incelemek lazım." diye karşılık verdi..

xx xx xx

Karaosmanoğlu safahatı şöyle anlattı:

1. Nokta, İmar planları: Ülkemizde önceden de yaşanmış Sel felaketi nasıl bir doğal olaysa Deprem de doğal bir olaydır. Sel felaketlerinde İmar planlarının hatası nasıl ortaya çıkmışsa son yaşanan Deprem felaketinde de birincil derecede önemlidir. İmar planları yapılırken birçok kurumdan görüş alınarak yapılmaktadır. Ancak rant düşüncesi ağır bastığından dolayı şehircilik ilkeleri, kamu yararı, planlama esasları gibi temel ilkeler ortadan kaldırılarak, Fay hatlarının üzerine, dere yataklarının kenarına imar planlaması yapacak kadar gözler kör olmuş durumdadır.

Her şeyden önce İmar planlarının tüm teknik veriler değerlendirilerek yapılması gerekmektedir.

2. Nokta, bir arsa da yapılan zemin Etütleri ve Raporlarıdır. Şöyle ki, bir binayı yapmadan önce zemin etütlerinin çok sağlıklı bir şekilde yapılması gerekmektedir. Ve zeminin sınıfı yani özellikleri tam olarak tespit edilmelidir. Bu husus maalesef ülkemizde tam anlamıyla liyakatli ve yeterliliği olan jeoloji mühendislerince yapılmamaktadır. Zemin etütlerinde sondaj çalışmaları olması gereken sayıda yapılmamakta ancak raporlara yapılmış gibi yazılmaktadır! Bu nedenle zemin sınıfı belirleme işlemleri sondajlara cip bırakılacak şekilde İdareler kontrolünde yapılmalıdır.

3.Nokta, Projelendirmedir. Binanın taşıyıcı sistemi herkesin de bildiği gibi statik projelerle belirlenmektedir. Bu statik projeler zemin etüt raporlarına entegre edilerek hazırlanmaktadır. Eğer zemin etüt raporları yanlışsa dünyanın en iyi statikçisinin bile yapacağı proje geçersiz ve güvenilir olmayan bir projedir. Zemin etüt raporu doğru ise Statik Projeyi hazırlayan inşaat mühendisi yeterli bir mühendis değilse yine ortaya çıkan proje geçersiz ve güvenilir olmayan projedir. Hal böyle iken ortaya çıkan en önemli husus zemin etüt raporlarının doğru yapılmış olması ve doğru olan zemin etüt raporlarına göre de doğru projenin hazırlanmış olması gerekmektedir.

xx xx xx

Ahmet Tan Karaosmanoğlu hazırlanan projelerin doğruluğunun tespitini ise şöyle sıraladı:

a) Projelere vize veren Meslek Odalarının kendi içinde proje kontrol mekanizması olmalıdır... b)Yapı Denetim Şirketlerinin öncelikle projelerin doğruluğunu tespit edebilecek tecrübeli kadrolarla donanması gerekmektedir... c) Ruhsat için belediyelere verilen projelerin kontrolleri yapılırken özellikle jeoloji mühendisi kadrolarının ve inşaat mühendisi kadrolarının çok iyi olması gerekir. Ki, Türkiye'de 31 Belediyede halen çalışan jeoloji mühendisi yok...

Tüm bu gerek ve yeter şartların sağlandığı durumlarda projelerin doğruluğu kabul edildiği noktada Müteahhit faktörü ve kontrol mekanizmaları devreye girmektedir. Yani iş uygulama safhasına gelmektedir. "...

xx xx xx

"Bir bina da müteahhit faktörünün ortaya çıkması için öncelikle safahati incelemek lazım." diyen Karaosmanoğlu, o safahatı anlatmaya "4. ve 5. Nokta"sı ile şöyle devam etti:

"4. Nokta 'Uygulama ve uygulama kontrolü' noktasıdır. İşte bu safhada 'Müteahhit faktörü' ortaya çıkar. Müteahhittin kusuru ve malzeme hırsızlığı hususları burada ortaya çıkar ki bu da kontrol mekanizmaları tarafından denetlenebilecek bir husustur. Böyle bir müteahhite izin veren Kontrol mekanizmaları da en az müteahhit kadar, hatta daha fazla suçludur. 5. Nokta ise binaları kullananların kusurudur. Son yaşanan trajedi de görüleceği üzere yıkılan binaların çoğunda kolon ve kiriş kesilmelerinden bahsedilmektedir. Bu da kullanıcıların yaptığı kusurdur."

Görüldüğü gibi müteahhide gelinceye kadar yerel yönetimler ve meslek odaları ile " Yapı Denetim Şirketleri " var. Sonra müteahhitler ve onlardan sonra da biz kullanıcılar...

Sonuç olarak doğru ve tecrübeli mühendisler, Mühendisi denetleyen Liyakatli mühendislerle donanmış İdareler, Liyakatli müteahhitler, Liyakatli Kontrol mekanizmaları ve Bilinçli kullanıcılar olunca deprem korkutucu değil...

xx xxx xx

Ahmet Tan Karaosmanoğlu " suç sürecini " anlaşılır şekilde açıklarken, önerilerini de şöyle sıraladı:

"1- İmar planları rant uğruna değil, sağlıklı ve sağlam şehirleşme ön planda olacak şekilde yapılmalıdır. 2- Zemin Etüd Raporları, Merkezi İdare tarafından denetlenecek pozisyonda kontrollü bir şekilde gerçekleştirilmelidir. 3- Proje müellifi olan mühendisler sınıflandırılmalıdır. Yeni mezun bir inşaat mühendisi veya hangi branş olursa olsun, 'yapı kat sayısı' ve 'metrekare' üretimi, imalatı olarak sınıflandırılmalı ve edinilen tecrübe ile sınıf atlatılmalıdır. Tıpkı müteahhitlerin sınıflandırılması gibi... 4- Merkezi İdare tarafından 'SİSMİK İZALATÖR'lü bina yapılması teşvik edilmeli ve en azından 5 kattan yüksek yapılarda bu uygulama yaygınlaştırılmalı. Dolayısı ile birim 'daire maliyeti' de düşer... Bu konuda Devlet desteği verilmeli, ama bu alanda tekelleşmenin de önüne geçilmeli."

xx xx xx

Karaosmanoğlu gelinen noktada mevcut durumumuz ile ilgili olarak da şu önerilerde bulundu:

"a) Merkezi hükümetten mevcut deprem bölgesinde yıkılan binaların tüm projelerinin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca irdelenmesi istenilmelidir. Zemin Etüt Raporlarının kontrolü tekrar sağlanmalıdır. Statik projelerin doğruluğu tespit edilmelidir. Böyle bir uygulama ülkemizde piyasa da iş yapan mühendislerin daha da hassas olmaları yönünde teşvik edici olacaktır..."

Karaosmanoğlu , Merkezi Hükümetin " İmar Barışı çıkararak para karşılığında insanların can güvenliğini ortadan kaldırdığını " savunurken de " Hal böyle iken Ana Muhalefet partisinden de 11 Büyükşehir Yerel Yönetimlerine talimat verilerek İmar Barışından yararlanmış tüm binalarda performans analizi yaptırmalı ve yıkım kararı olabilecek tüm binaların maliklerine 'bina raporlarını teslim ederek bu binalarda can ve mal güvenliklerinin olmadığı hususu bildirilip oluşabilecek herhangi bir olumsuzlukta tamamen kendilerinin hür iradesiyle tercih yaptıkları ve kiraya vermeleri halinde de oluşacak herhangi bir olumsuzluk karşısında taammüden cinayet ... vb. hususlarla yargılanabilecekleri' taahhüt altına alınmalıdır. Bu uygulama Merkezi Hükümetten de istenmelidir. " ifadelerinde bulundu...

Böyle bir durumda ' uygun olmayan binaların ' sahiplerinin sorumluluğun kendilerinde olduğunu anlayınca daha duyarlı davranacaklarına işaret eden Ahmet Tan Karaosmanoğlu böylelikle " Kentsel Dönüşümlerin önünün de daha da hızlı açılacağını " savunarak noktayı şöyle koydu:

"Ana muhalefet partisi kendi kontrolünde olan ve Milyarlarca Bütçeleri bulunan 10 Büyükşehir Belediyesine acil olarak Çadır Kent Kurulması yönünde talimat vermelidir. Her büyük şehir 4 bin aileyi barındıracak Çadır Kent kursa 40 bin aile eder. Her aile 4 kişi olarak değerlendirilse 160.000kişinin çok kısa sürede ve çok az bir maliyetle çok daha sağlıklı bir şekilde barınma ihtiyaçları karşılanır ve şehirlerde koordinasyonlar daha çabuk olur. Tedarik zincirleri daha doğru çalışır. Asıl önemlisi Yurtlara ihtiyaç kalmaz."

Tabii biz noktayı koymadık... Yarın; Deştin/Bayır'da kurulmakta olan Çimento Entegre Tesisi depreme dayanıklı mı?

----------------------------

GÜNÜN SÖZÜ : Sistemden beslenen insanlarla sistemi tartışamazsınız. Çünkü onların algıları sistem tarafından kiralanmıştır. O insanlara ne anlatsanız boşunadır. --Mina Ungan