"Baksabahın aydınlığında yepyeni bir güne duran şu şehre, kıpırdanmaya başlayaninsanlara. Her ne kadar hayat insanlara sırtını dönmüş gözükse de hiçbir şeygöründüğü gibi değil. Hatırla ve hatırlat nerede, ne kaybettiğini? İlk adımsenden olsun, tertemiz ve saf bir merhaba ile başla."
Çokuzaklara daldı gitti gözlerim. Bir şeyleri bulmaya çalışıyordum. Dalıpgitmiştim. Sonra bir ses duydum uzaklardan. "Baksabahın aydınlığında yepyeni bir güne duran şu şehre, kıpırdanmaya başlayaninsanlara. Her ne kadar hayat insanlara sırtını dönmüş gözükse de hiçbir şeygöründüğü gibi değil. Hatırla ve hatırlat nerede, ne kaybettiğini? İlk adımsenden olsun, tertemiz ve saf bir merhaba ile başla."
Kendikendime tekrar ediyordum içimden geçen sesleri. "Hatırla ve hatırlat nerede, ne kaybettiğini? İlk adım senden olsun,tertemiz ve saf bir merhaba ile başla." Bu dalıp gitmeleri uzun zamandıryaşıyordum. Sanki başımı kumlara gömmüş, ruhumu acıtan tüm sıkıntılardankurtulmaya çalışıyordum. Televizyon, telefon, sosyal ağlar ve dışarıdan gelentüm havadislere kapatmıştım kapılarımı.
Günügüne eklerken dertler, sıkıntılar bitmiyordu. İnsanın başrolündeki hayattamamen karanlığa gömülüyordu. Mesela sosyal ağlarda artık sayısını bilehatırlamadığım yüzleri geçen acı kayıplarımızın haberleri ve o paylaşımlarınaltına düştüğüm "Allah rahmet eylesin, sabırlar dilerim, mekanı cennet olsun."sözleri kopyala yapıştıra dönüşmeye başladı. Salgın günlerinde yaşadığımız buelim kayıplar ne kadar çoktu Ya Rabbi? Hüzün yağmurları fırtınalara,kasırgalara dönmüştü.
Bununyanında kavgalar, darplar, dolandırmalar, tacizler, cinayetler alıp başınıgidiyor. Sanki çorap söküğü gibi elimizin altından kayıp giden insanlık. Devamlıyitiyorduk, yitiriliyorduk. Kayıplarımızın haddi hududu yok. Ne zaman bir yeredokunsam ahlar gökyüzünü buluyordu. Ve huzurun simgesi şehrimden deyükseliyordu bu haberler. Muğla'dan Türkiye'ye ve dünyaya ne kadar masum vetertemiz bakıyormuşuz. Bir rüya aleminde korunmuş topraklarda gibiymiş bizehayat. Oysa şimdi kadın cinayetleri, tacizler, şehir eşkıyalarının yarattığıkaos çoktandır tohumlarını atmış yaşadığım şehre de sıçramış.
Bihabermişim,bihabermişiz. Uzaktan bakmakla yakından yanmak arasındaki fark buradaymış. Hepkaranlıkta kalan gözler nasıl ışık gördüğünde alacakaranlığı yaşarsa öylesinealacakaranlıkta kalmışız. Bunca kötülük, şer arasında masumiyeti, saflığıaramak gerekir oysa. En azından hatırlatmak. Hep kahır, hep kahır nereye kadar?
Hafızamakazınan insan suretleri. Gözlerinde devasa bir karanlık, benlik desen egonundireksiyonunda kaybolmuş, hırslar dizginlenemez boyutta, hele ağızdan çıkanmahlukatın kanalizasyon çukurunda kayboluyorum. Gürültü, patırtı sonu gelmeyenhep sonu kanla biten hikâyeler. Dünyayı kasıp kavuran acılar, gözyaşları.
İsrail'inbaşrolünde dünyayı sarmalayan gözyaşı medeniyeti. Buna dikkat çekici bir tabloAmerika'da bir polisin ayakları altında ezilen, soluğu kesilen ve suçu sadecederisinin rengi olan bir masumun son nefesini verişi emsal gösterilebilir.Burnumuzun dibinde kendini her daim medeniyetin beşiği gösteren Yunanistan'ınkendisine sığınan göç insanlarını denizde ölüme terk etmesi hem de cebren.
Gözyaşımedeniyetinde fotoğrafa hep sömürülen insanın gözüyle bakarken asıl kaybımızinsanı unutmakta. Oysa hikâyenin kirli sayfalarını yazan hatta uşaklarınayazdıranlar ne kadar tertemiz, saf ve pak kalmaya devam edebiliyor. Birkaçsözcükle işi nasıl da kotarabiliyorlar. "Barış, sevgi, adalet, insan hakları,özgürlük" Oysa o çığlığı atan sessiz çığlıkları duyabilmeli duyurabilmeliyiz.Kaçımız soydaşlarımızın yaşadığı zulmü biliyor, konuşuyor. Nesillerinuyanışında bizim hikâyemize ekleyebiliyor.
Enbüyük sessiz çığlık Doğu Türkistan'dan yükseliyor. Azerbaycan, Kırım, Karaçay,Gagavuz, Batı Trakya nerede bir Türk ismi geçerse hep zulüm, hep gözyaşı.Dillerine sakız ettikleri Ermeni Tehciri'nin altında gizlenen nice insanlıkdramı. Dram bile hafif kalıyor bu vasfa. Vahşet, katliam.
Bizmedeniyetin akyüzü Türkler bütün bunlar yaşanırken unutmamalıyız. Sırf buyüzden unutmamalıyız. Ötekileştirmeden, saflara ayrılmadan, içimizdeki insanıterk etmeden. Karanlığın aydınlıkta kayboluşuna, tükenişine hep inanarak.Umutla. Medeniyetin akyüzü Türklerin alnında o kara çizgiler yok. Alnımız tarihkarşısında her zaman hesap vermeye hazır. Bilge Kağan'dan Mustafa KemalAtatürk'e her daim milletine hesap veren bir asalet bu.
Konunereden nereye geldi. Milletlerin iyisi kötüsü yoktur diyelim dikkati özneyeyani insana çekelim. İnsanın iyisi kötüsü vardır hükmünce sarılalım ve inanalıminsana. Ne demiştik: "Hatırla ve hatırlatnerede, ne kaybettiğini? İlk adım senden olsun, tertemiz ve saf bir merhaba ilebaşla."
Ozaman gelecek yazılarımızda tertemiz ve saf bir merhaba eşliğinde insanadönelim. Aydınlığa yüzünü dönmüş insana. İçimizdeki güzellikleri derelim veortaya serelim. Onların yüzünde ve sözünde cümleler kurup bir merhaba diyelim.