8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu üyesi kadın avukatlar, Muğla’nın 13 ilçesinde adliyeler önünde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi.
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu adına Muğla Adliyesi önündeki açıklamayı Avukat Perihan Ceviz okudu.
Ceviz açıklamasında şunları söyledi:
“8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı mücadelesinin tarihsel en önemli simgelerindendir. Kadınların bugün sahip olduğu hak ve kazanımlar kimsenin bahşetmesi ya da lütfu ile var olmadı. Yüzyılı aşkın süredir devam eden örgütlü mücadelelerin, dayanışmanın ve direnişin sonucunda elde edildi. Bugün daha güçlü mücadele ve dayanışma içinde olmayı zorunlu kılan ise erkek egemen sistemin hız kesmeden kendini yeniden üretmesi ve kadınlara yönelik sistematik eşitsizlik uygulamaları ile saldırıların dünyanın birçok ülkesinde sürdürülmesidir. Bu nedenle 8 Mart yalnızca bir anma günü değil; kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam talebini yüksek sesle dile getirdiği, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesinin büyütüldüğü, kadın hakları konusundaki kazanımların vazgeçilmez ve daraltılamaz olduğunun bir kez daha hatırlatıldığı ve kadınların hak mücadelesinin kutlanıldığı gündür.”
“Kadınların yaşam hakkı ciddi tehdit altında”
Türkiye’de kadınların yaşam hakkının korunamadığına dikkat çeken Ceviz, ““Türkiye’de devlet mekanizmalarının korumadığı, yargının cezalandırmadığı bu düzende kadınlara reva görülen yaşam; güvencesizlik, şiddet ve sessizliğe mahkûm edilmekten ibaret. Kadınlar açısından en temel insan hakkı olan yaşam hakkı hâlâ ciddi bir tehdit altındadır. Kadına yönelik erkek şiddeti, bireysel ve münferit olaylar olarak değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslenen sistematik bir tahakküm biçimi olarak ele alınması gereken bir sorundur” dedi.
“Savaşların bedelini kadınlar ödüyor”
Avukat Ceviz açıklamasında dünya genelindeki çatışma ve savaş ortamlarına da değinerek, “Dünya çapında başlatılan savaşlar dikkate alındığında net bir şekilde söyleyebiliriz ki; kadınlar çatışmaların ortasında yalnızca yaşamlarını yitirmemekte; zorla yerinden edilme, cinsel şiddet, insan ticareti ve ağır yoksulluk gibi çok katmanlı hak ihlallerine maruz bırakılmaktadır. Uluslararası hukuk sivillerin korunmasını açık biçimde düzenlese de savaş politikaları kadınların yaşamını hiçe saymakta ve hatta kadın bedeninin sömürülmesi ve köleleştirilmesi bir savaş ganimeti olarak görülmektedir. Savaşı başlatan erkek iktidar, bedelini ödeyen ise kadınlardır. Bu nedenle kadınların yaşam hakkını savunmak aynı zamanda militarizme, savaşa ve çatışma politikalarına karşı barışı savunmayı da gerektirir” diye konuştu.
“Şüpheli ölüm yoktur, cinayet şüphesi vardır”
Kadın ölümlerine ilişkin çarpıcı bir tespiti de kamuoyuyla paylaşan Ceviz, “Önemle vurguluyoruz; şüpheli ölüm yoktur. Cinayet şüphesi vardır. Kadınların yaşam hakkının ihlal edildiği ve faillerin cezasızlık politikalarıyla adeta ödüllendirildiği bu sistemde bir diğer vurgulamamız gereken husus ise şüpheli kadın ölümleridir. Ülkemizde 2025 yılına ilişkin verilere göre; tarihimizde ilk kez bir yıl içerisinde kaydedilen şüpheli kadın ölümleri sayısının kadın cinayetleri sayısını aştığı bir tabloyla karşılaştık. Bu tablo bizlere kadınların yaşam hakkının korunamadığını ve birçok kadın ölümünün etkin şekilde soruşturulmadığını göstermektedir” şeklinde konuştu.
Perihan Ceviz, Kadın ölümlerinde delillerin toplanmaması, soruşturmaların yetersiz yürütülmesi ve dosyaların kısa sürede kapatılmasının cezasızlığı güçlendirdiği belirterek bunun adaletin sağlanmasını engellediği ifade etti.
Açıklamada Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinin kadınlara yönelik şiddetle mücadelede önemli bir kırılma yarattığı belirtilerek bunun politik bir tercih olduğu savunuldu. Uluslararası insan hakları standartlarından uzaklaşılmasının kadınları koruyan mekanizmaları zayıflattığı kaydedildi.
Talepler sıralandı
Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, kadınların yaşam hakkının korunmasının devletin birincil görevi olduğunu vurgulayarak şu talepleri sıraladı:
Kadın ölümlerinin etkin, bağımsız ve tarafsız şekilde soruşturulması, koruma ve önleme mekanizmalarının eksiksiz işletilmesi, şiddet faillerine yönelik cezasızlığa yol açabilecek uygulamalardan kaçınılması.
Açıklamanın sonunda komisyon, kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir toplum için mücadeleye devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu.