İnanılmaz Şeyler Oluyor

Abone Ol

Turizm sezonunu tartışmalarla açtık. Yaşanan bazı gelişmeler insanların canını sıkıyor. Haberleri okudukça karamsarlığa düşüyoruz. Her şeye rağmen resmi veriler yüz güldürüyor. Örneğin yılın ilk çeyreğinde turizm gelirleri %5,6 turist sayısı da %1,2 artmış.

Biz yine de meseleye odaklanalım. Ortada büyük sorunlar var. Bu sorunlar çözülmezse veya önlenmezse ilerleyen süreçte ciddi manada başımız ağrıyabilir. Bundan daha kötüsü de bu ülkenin turizm açısından telafisi zor durumlarla karşı karşıya kalır.

Birkaç haberle durumu somutlaştıralım isterim. “ Marmaris’te tuhaf danslarıyla gündeme gelen 14 mekan mühürlendi.” “ Fethiye’de kırk villa kaçak olduğu için 5. 7 milyon tl ceza kesildi.” “Bodrum’da lahmacun 2200TL.” Yukarıdaki haberleri gördüğümüzde aslında kendi vasatlıklarımızın veya hırslarımızın nelere yol açabileceğini rahatlıkla görürüz. Bugün barda çalan müzik yöreyi ve kültürü temsil ediyor mu? Hadi diyelim hareketli müzik talebi var bunun sınırları nelerdir? Kırk kez düşünmek gerekir. Bayağılıkların zihinlerde bıraktığı kötü iz silinmez. Ayrıca diğer iki haberdeki para için yapılan kötülüğün sonu Adalar Denizi’ne kaçan turist oluyor. 2200 Tl lahmacun satan mekan kendine göre benim tarzım bu, lüks bir mekanım diyebilir. Lakin şurası da var. Ona özenen diğer mekanlar da aynı şekilde fahiş fiyatla misafirin karşısına çıkıyor. Bodrum’a sadece maddi imkanı çok iyi insanlar gelmiyor. Toplumun tüm kesimlerinden insanlar ziyaret ediyor. Orta ve alt gelir grubundaki insanlar da kendine göre bir şeyler bulmak istiyor. Karşılaştıkları manzara onları şaşırtıyor ve kızdırıyor. Özellikle iki, üç yıldır Adalar Denizi’ne talep arttı. Sebebi budur.

Bir başka haber de iki üç gün önce medyaya düştü. “Birgi’de İtalyan esintisi.” Haberin içeriğinde İtalyan şefin pizza dükkanı açtığı ziyaretçilere hizmet vereceği belirtiliyor. Şaşırmamak elde değil! Yukarıdaki absürtlüklere yenisi eklenmiş diye dert yandım. Birgi Unesco tarafından dünyanın en iyi 32 köyünden biri olarak üç yıl önce tescillenmiş bir yer. O günlerden bugünlere Birgi kan kaybediyor. İstilacı ekip oraya da göz dikti. Kültür ögelerini hiçe sayan mimari seyir izliyor. Ayrıca tarihe damga vurmuş köyde kültüre aykırı işlere imza atılıyor. Pizzacı vakası da böyle bir durum. Bu mantıkla devam edilirse maalesef sıradanlaşacaktır. Çünkü öz değer yitirildiğinde geriye enkaz kalır.

Peki neler yapmak lazım?

Öncelikle şunu belirtelim. Birkaç gün önce İçişleri bakan yardımcısı Münir Karaoğlu başkanlığında Muğla, Aydın, Antalya, Balıkesir valileri ayrıca kaymakamlar, emniyet müdür yardımcıları, jandarma komutanları geniş katılımlı bir toplantı yaptı. Ortaya çıkan kararlar uygulanacaktır. Yine Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy verdiği röportajda “Türk örf, adetleriyle uyumlu bir turizm yaklaşımımız olmalı.” diye belirtti.

Gelelim neler yapılabileceğine…

Tuhaf dansların ne kültüre ne de turizme katkısı var. Bu anlayış bertaraf edilmelidir. İşletmecilikte absürt fiyatlar dikkat çekiyorsa mekanlara çeki düzen verilmelidir. Sahil turizminin sürekli yeme içmeden ibaret olmadığı o yörenin diğer güzelliklerinin var olduğu ele alınarak turistin ilgisi çeşitlendirilmelidir. Örneğin Fethiye, Marmaris, Bodrum için doğa turizmi, sinema geceleri, geniş organizasyonlu kitap fuarları, tarih turizmi ve deniz feribotu seferleri ve gastronomi şölenleri yapılıyor. Bu tarz etkinlikler daha büyük organizasyonla yapılıp daha görünür hale getirilebilir.

Sahil turizminde bazı şeylerin düzelmesi daha kolay olabilir. Benim asıl canımı sıkan kültür turizmindeki sıkıntılar. Kadim kültür kentine pizzacı açılması garipliği nasıl sorgulanmaz şaşırıyorum. Belki ne olacak pizzacı da oluversin onu da yiyen var denilebilir. Lakin İtalya’da en güzel yerlerde Ödemiş köfte satıyorlar mı ya da buna izin verirler mi? Bunu sorgulamak lazım…

Türkiye kültür haritası bir an önce çıkarılmalıdır. Bazı belde ve ilçeler koruma altına alınmalıdır. Buradaki öz değerlerin korunması içi ne gerekiyorsa yapılmalıdır.

  • Özel alanlarda o kültürü temsil edecek ürünler dışında satış olmamalıdır.

  • O yörenin mimarisi dışında bir mimari anlayışa kesinlikle izin verilmemelidir.

  • Bu bölgelerde yapılacak gayri milli tüm etkinlikler iptal edilmeli, ayrıca başvurular kabul edilmemelidir.

  • O bölgenin değerini yansıtacak dini, milli, kültürel ve sosyal etkinliklere ağırlık verilmelidir

  • O bölgede yaşayan insanların dış göçe maruz kalması engellenmelidir. Ayrıca dışarıya göçmelerine de zorunluluk hariç izin verilmemelidir. Gerekirse devlet tarafından desteklenmelidir. Çünkü o yörede yaşayan aileler en az birkaç kuşaktır orada yaşar ve yerlidir. Kültür ögesinin taşıyıcısıdır.

  • Dışarıdan göç etmek isteyen kişilere ortamı bozacak davranışlardan kaçınmaları aksi takdir de kalmalarına izin verilmeyeceğine dair belge imzalanmalıdır.

  • Örneğin kişi metropolden köye geliyor. Horoz ötüyor diye şikayet ediyor. Bu durum kadar kötü bir şey olamaz.

Kültür taşıyıcısı ilçe ve beldelere birçok örnek verilebilir. Bozüyük, Gelemiç, Tirilye, Birgi, Taraklı, Sandıklı, Cumalıkızık, Safranbolu, Kemaliye, Halfeti, Beypazarı, Göynük, Buldan, Kula… Yarın çok geç olmadan bu kötü tablolardan uzaklaşmak dileğiyle. Yoksa daha çok ağıt yakarız.