İmar Planı, Mavi Yolculuk ve Yat Kulüpleri

İzmir - Çeşme'den Antalya - Kemer'e kadar olan sahil şeridimiz yat tutkunlar için, ideal bir coğrafyadır.

Bu sahil şeridinin tam orta yerinde Muğla ili bulunuyor.

Mavi yolculuk yapan ve yat sahibi zengin turistler, en çok para bırakan turistlerdir.

Mavi yolculuğun vaz geçilmezi, doğal koylar ve yat limanlarıdır.

Batıda yat limanlarına "Keyif limanları" denilmektedir.

Muğla sahillerinde mavi yolculuk yapanların uğradığı çok sayıda sahil köyümüz bulunuyor.

Sahil köylerden birisi de, Datça- Mesudiye köyüdür.

Mesudiye köyü, Kızılbük, Hayıtbükü ve Ovabükü gibi üç muhteşem koya sahiptir.

Çift limanlı antik Knidos kentini ziyaret etmek isteyen tekne sahibi zengin turistler

Mesudiye büklerini sik sık ziyaret ediyorlar.

Mayıs ayı başından, Ekim ayı sonuna kadar Datça sahilleri, yerli ve yabancı teknelerin uğrak yeridir.

Bölgede yeterli yat limanı olsa, yat sezonu 12 aya çıkabilir.

Doğal olarak tekne sahibi zengin turistler, uğradıkları koylarda kaliteli hizmet bekliyorlar.

Mavi yolculuğun vaz geçilmezi olan Mesudiye köyünün, bugüne kadar hiç imar planı yapılmamış...

Çoğalan nüfus ve yat turizminin ihtiyaçlarını karşılamak için, gerekli olan tekne yanaşma yerleri ve yapılar doğal olarak kaçak olarak yapılıyor.

Bu sefer de, insanlar, mahkemelere düşüp mahkum oluyorlar.

Mesela, Mesudiye köyü Muhtarı Cüneyt Aydeniz ve üç köylüsü kaçak yapı yaptıkları gerekçesi ile hapse mahkum olmuşlar ve şu anda Denizli’de cezaevinde yatmaktadırlar…

Hapiste olan kişilerin aileleri çok üzüntülü olup, "Biz inşaat ruhsatı alalım dedik. İdare köyün imar planı olmadığı için bize inşaat ruhsatı veremedi. Biz de ihtiyacımız olan binayı yaptık. Sanki devlet üstüne düşen görevi yapmış da, biz bu karara uymamışız" diye dert yanıyorlar.

Bu hal insan hakları ihlaline giriyor.

Bu iş, "Tavşana kaç, tazıya tut" anlamına geliyor.

Mavi yolculuk yapılan sahil köylerinin en kısa zamanda uygulanabilir (3194 sayılı imar yasanın 18. maddesinin uygulanabilir hali) imar planları yapılmalı ki, gerekli yatırılar sağlıklı yapılabilsin.

Bugüne kadar sahillerde koruma imar planı yapılamamasının nedeni, onama yetkisindeki çifte başlıktır...

Çok başlığına bir an önce son verilmelidir.

Sorumlu ve yetkili adres tek olmalıdır.

Aksi halde sahillerimiz ve mavi yolculuk sektörü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya demektir.

Sahil köylerinin imar planları yapılırken yeteri kadar yat limanları da planlanmalıdır.

Mevcut yat limanları, ihtiyaca cevap veremiyor.

Bunu fırsat bilen mevcut yat liman sahipleri de, yüksek ücretler talep ediyorlar.

Dünya'da yat turizmi yapılabilen iki sahil şeridi öne çıkıyor.

Bunlardan biri Adriyatik Denizindeki Hırvatistan sahilleri, ikincisi de Türkiye'de Muğla sahilleridir.

Önemli, değerli ve hikayesi olan sahillere sahibiz.

Ama, kıymetini bilmiyoruz…

Hala denize tam anlamı ile "Merhaba" diyemedik ve sırtımızı denize dönük yaşıyoruz.

Sahillerimizi, sahil köylerimizi kötü niyetli insanlara ve bürokrasiye kurban etmemeliyiz.

Güzelim sahillerimizi plansız bırakarak, sahillerimizi, kaçak yapılar ve kaçak mutfak konteynerleri ile yok ediyoruz.

İmar planı olmayınca kanalizasyon ve arıtma tesisleri de yapılamıyor.

Lokal fosseptiklerde biriken evsel atıklar, maalesef denizlere akıyor.

Yazık değil mi sahil köylerimizde oturan ve hayata tutunmak için uğraş veren insanlarımız ile muhteşem sahillerimize?

Aslında Muğla sahillerinin planlanması ve planın uygulanması yeni teknolojiler ile beş altı aylık bir meseledir.

Bunu bile yapamıyoruz.

Yasaklar ile sahillerimizi koruyacağımızı hesap ediyoruz.

Yasaklar ile büyükşehirlerimizi bile koruyamadık.

Yasaklar ile hiç bir şeyi koruyamazsınız.

Bu mümkün değil.

İnsanlar, yasaklar ile çocuklarını bile yönetemiyorlar.

Akıllı çözümler bulmalıyız ve insanlara yol göstermeliyiz

Mühendislik ve mimarlık mesleği çözüm bulma meslekleridir.

Bizde bu kural ters çalışıyor.

Bu durum, sahillerimiz için de geçerlidir…