Hisarönü’nde yaşananlar neyin habercisi?

Değişik zamanlarda değişik vesilelerle Muğla genelinde yazılarını takip ettiğim az sayıda “gazeteci” olduğundan söz etmişimdir. Fethiye’de takip ettiğim üç gazeteciden biri de Orhan Okutan’dır.

Orhan Okutan önceki gün “Hisarönü’nde Yaşanan Kavga Kötü Günlerin Habercisi Gibi” başlıklı bir yazı paylaştı.

Tabii bu paylaşımın dışında sosyal medyada o kadar çok paylaşım yapıldı ki Muğla Valiliği ve Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de açıklama yapmak zorunda kaldı.

Muğla Valiliği’nden yapılan açıklamada, “7 Eylül 2024 tarihinde Fethiye Ölüdeniz’de bir işletmenin çalışanı A. N. ve M.A. ile taksici V.K. arasında park yeri anlaşmazlığından çıkan tartışmanın büyümesi ve iki tarafa mensup yaklaşık 50 kişinin de katılımıyla sokakta meydana gelen arbedeye Jandarma ekiplerimiz anında müdahale ederek olaya karışan 24 şahsı gözaltına almıştır. Olayda 7 şahıs hafif şekilde yaralanmış, tedavilerini müteakiben taburcu edilmiştir.” denilerek şöyle devam edildi:

Olayın, sosyal medyada iddia edildiği gibi siyasi, etnik ve ideolojik bir bağlantısının bulunmadığı, park yeri anlaşmazlığı sonucunda yaşanan bir tartışmadan kaynaklandığı tespit edilmiş olup, olayla ilgili adli soruşturma devam etmektedir. Ayrıca sosyal medya üzerinden olayı provoke ettiği tespit edilen şahıslar hakkında işlem başlatılmıştır. Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

xx xx xx

Fethiye'de iki grup arasındaki kavga ile ilgili sosyal medyada ortaya atılan iddiaların kamuoyunu manipüle etme amaçlı” olduğunu savunan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklaması ise şu şekilde:

7 Eylül 2024 tarihinde Muğla ili Fethiye ilçesi Ölüdeniz'de iki grup arasında park yeri anlaşmazlığından dolayı çıkan tartışma büyümüş ve iki tarafa mensup yaklaşık 50 kişinin de müdahil olmasıyla kavgaya dönüşmüştür. Jandarma ekiplerinin anında müdahalesi sonucu olaya karışan 24 şahıs gözaltına alınmış olup, olayla ilgili adli soruşturma devam etmektedir. Bahse konu olayın iddiaların aksine etnik, siyasi veya ideolojik bir bağlantısının bulunmadığı tespit edilmiştir.Konuyla ilgili sosyal medya üzerinden provokasyon yaptığı tespit edilen şahıslar hakkında işlem başlatılmıştır. Kamuoyunu provoke etmeye yönelik dezenformasyonlara itibar etmeyiniz.

xx xx xx

Sosyal medya paylaşımları ile ilgili bir bilgi sahibi değilim. Gazeteci Orhan Okutan’ın paylaşımı dışında bir paylaşıma rastlamadım. Belki de dikkat etmemiş olabilirim.

Çıkan haberlere bakılırsa, iddialara göre geçen hafta sonunda Fethiye’nin Hisarönü mevkiinde bir taksi durağı yakınında faaliyet gösteren bar işletmesinden 2 kişi taksi durağına gelip taksicileri tabanca ile tehdit ediyor. Bu kişiler çevredeki diğer esnaf ve taksiciler tarafından duraktan uzaklaştırılıyor.

Ancak tabanca gösterme olayının çevrede duyulması üzerine, sanıyorum sosyal medya paylaşımlarının da bunda etkisi var, bir araya gelen Fethiye esnafı ve vatandaşlar söz konusu bara doğru yürüyüşe geçiyorlar. Olay yerinde yeniden yaşanan kısa bir tartışmanın ardından çıkan arbede de 13 kişi çeşitli yerlerinden yaralanıyor ve bu arada bölgeye çok sayıda sağlık, jandarma ve polis ekibi sevk ediliyor.

Kavganın ardından bölgeye toplanan çok sayıda vatandaş Jandarma ve İlçe Emniyet Müdürü Kayhan Dadaşoğlu tarafından sakinleştirilirken, Ölüdeniz Jandarma Karakol Komutanlığı ve Fethiye Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatıyor. 24 kişi gözaltına alınıyor...

xx xx xx

Öte yandan olayla ilgili soruşturma sürerken, Fethiye Belediyesi zabıta ekipleri kavgaya neden olduğu söylenen bar işletmecilerinin mekanını mühürlüyor.

Gazeteci Orhan Okutan’ın bu konuda kaleme aldığı yazıya bakılırsa, bu “kavganın” temelinde Ovacık, Ölüdeniz Bölgesinin hala “Polis Bölgesine” alınmamış olmasının olabileceği gibi, Fethiye Zabıtası ihmallerinin olabileceği de düşünülebilir. Uzaktan ahkam kesecek değiliz, ama o mühürleme acaba geç kalmış bir mühürleme olabilir mi?

Çünkü Orhan Okutan’ın “Ortalığın hanutçuluktan geçilmediği, gürültü kirliliğiyle mücadele konusunda bir şey yapılmadığı, işletmecilerin kendi çıkarını korumak için diğer işletmelerle karşı karşıya bırakıldığı iddia ediliyor.” ifadesi dikkat çekici...

Umarız bunların dışında bir neden yoktur...

xx xx xx

Fethiyeli Gazeteci Orhan Okutan önceki gün “Hisarönü’nde Yaşanan Kavga Kötü Günlerin Habercisi Gibi” başlığı ile kaleme aldığı yazıda şöyle diyor:

Hisarönü’nde yüzlerce kişiyi sokağa döken olaylar, basit bir park yeri kavgası gibi görünse de, geri planında bölgede otorite boşluğundan kaynaklanan bölgeye baskı kurma, güç gösterisi gibi nedenlerin olduğu aşikardır. Hisarönü’nde yaşanan olayların ardından, tatilcileri eğlendirip, güzel vakit geçirtip, içecek satarak gelir elde eden bir eğlence merkezinin, silahlanmasını gerektiren şartlar nedir diye düşünmeden edemiyor insan. Hisarönü’nde yaşananlar, Kanunların uygulanmaması nedeniyle otorite boşluğunda ortaya çıkan ranttan pay kapma, bölgeye hakim olma savaşının sonucudur diye düşünüyorum.

Yerelde yaşanan olayla ilgili bir yerel gazetecinin böyle bir tespiti varsa bu tespiti değerlendirmekte yarar var. Ki bu konuda Gazeteci Okutan’ın önerisi de var. Okutan “Ölüdeniz polis bölgesine geçmelidir” önerisinde bulunuyor ve şöyle diyor:

Ölüdeniz bölgesinin polis bölgesine geçme zamanı çoktan geçmiştir. Olayların daha kötü bir konuma gitmemesi için bir an önce gerekli adımlar atılmalıdır. Ölüdeniz, Hisarönü ve Ovacık bölgeleri mevcut jandarma ekipleriyle kontrol altına alınamayacak kadar büyük. Ölüdeniz bölgesinin ‘polis bölgesine’ geçmesi hem bölgenin güvenliği, hem de yaşanacak olaylarda, konusunda uzman ekiplerce müdahale edileceğinden sağlıklı sonuç alınması açısından gereklidir. Bu sayede Hisarönü ve Ovacık bölgeleri eski güvenli konumuna kavuşur.

xx xx xx

Orhan Okutan’ın Ölüdeniz bölgesi ile ilgili önerisi bana bizim Menteşe’de Kötekli’nin ilk zamanlarını anımsattı.

Kötekli asayiş bakımından henüz şehir merkezine alınmamıştı. Şehir merkezinde Muğlalıların açtığı kafe, bar, meyhane ve benzeri mekanlarda hiçbir olay yaşanmazken, bir başka ilçemizden gelen bir ailenin açtığı mekan ile Kötekli merkezli “asayiş sorunları” baş göstermişti. Çok dikkat çekicidir, doğru anımsıyorsam Kötekli “Polis bölgesi”ne alınınca o aile geldiği gibi gitmişti...

Peki Kötekli’de bir daha olumsuzluk yaşanmadı mı?

Elbette yaşandı, yaşanıyor... Cinayetler bile işlendi. “Asayişi” polise, jandarmaya bağlamak da doğru değil. Bağlarsanız yanlış sonuç alırsınız... Yerel yönetimlerin ve Zabıta’nın rolünün büyüklüğünü de gözden kaçırmamak lazım. Kötekli’de ne yaşandıysa ve hala yaşananlar varsa sorumlusu polis ve jandarmadan önce yerel yönetimdir.

Kötekli’nin İmar Planı, orayı adeta “aile yerleşmesine kapatan” ve salt “öğrenci yerleşmesi” olarak 1+1 ve 2+1 konut planlaması daha baştan şehirden, gözden çıkarılmış olmasıdır. Bu da “Mahalle baskısından” soyutlanmasına neden olmuştur. İkinci önemli sorun da yine yerel yönetim tarafından şehir merkezinin sistemli olarak “eğlence yerlerinden arındırılarak” Kötekli’nin dışarıdan gelen işletmeciler elinde adeta “mekan yığınağına” dönüştürmüştür.  Bu da beraberinde pek çok sorunu getirmiştir...

xx xx xx

Biz yine “Tüm bölge halkının sokağa dökülmesine neden olan olaylar silsilesini, baskıyı, sindirme girişimlerini incelemek lazım. Kavgaya neden olan birkaç kişiyi gözaltına almakla sorun çözülmez. Gerekli çalışma yapılmaz ise bu olay, sadece çok daha kötü kavga ve olayların habercisi olabilir.” diyen Gazeteci Orhan Okutan’ın yazısına dönelim. Okutan son olarak “Hisarönü’nde kanunlar uygulanmış olsaydı bunlar yaşanmazdı” diyerek noktayı şöyle koymuş:

Ortalığın hanutçuluktan geçilmediği, gürültü kirliliğiyle mücadele konusunda bir şey yapılmadığı, işletmecilerin kendi çıkarını korumak için diğer işletmelerle karşı karşıya bırakıldığı iddia ediliyor.

Bir diğer iddiada ise, geçmişte yaşanan bir olaylardan örnek verilerek, zabıtanın görevini yapamadığı belirtilerek, “Hukuka uygun davranmayan işletmeye tutanak tutan zabıta memuruna, ‘Bu adam bizdendir’ diye tutanağı yırttırıp işletmeciden özür diletirseniz zabıta memurundan kuralları uygulamasını bekleyemezsiniz. Belediye başkanı değil de ‘mahallede belediye başkanı’ gibi gezenleri araştırmak lazım’ diyorlar.

İddialara inanmak istemiyoruz. Eminim ki belediyemiz sezon başladığından beri şikayetlere konu olan  gerek hanutçuluk gerek gürültü kirliliği gibi toplumsal düzeni bozan konularda tutulan ve işleme konan tutanak sayısını açıklar da, bu iddiaların gerçek dışı olduğu ortaya çıkar.

xx xx xx

Yaz geldi mi İstanbul başta metropollerin ikinci konut sahipleriyle birlikte “sosyetesi” ve eğlence dünyası ve de “suça bulaşık olanları” yine başta Bodrum olmak üzere Marmaris’e, Fethiye’ye, Göcek ve Ölüdeniz’e taşınıyorlar. Bu coğrafyada yerel yönetimlerde “politik savsaklama” yapıyorsa, huzuru, asayişi, güvenliği sağlamak kolay değil...

Önceki gün Muğla Valiliği aracılığı ile Muğla İl Emniyet Müdürlüğü’nden gelen bültende, 02.09.2024 – 08.09.2024 tarihleri arasında yapılan ‘aranan şahıslara yönelik’ 6 günlük çalışmada 22’si kesinleşmiş hapis cezası ve 55’i çeşitli suçlardan ifadeye yönelik yakalama emri bulunan toplam 77 şahsın yakalandığı bildirilmiş. Bunların içinde “kasten adam öldürme” suçundan 15 yıl hapis cezası ile aranan da var.

Belirtildiği gibi bu 6 günlük çalışmanın sonucu ve benzer bültenleri sık sık alıyoruz... Sanki Muğla “arananların cenneti” de olmuş, ama yakalanıyorlar da...

Yakalanmasalar Muğla’nın ne hale gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?

Ben kiralar ve pahalılık nedeniyle “memurlar için sürgün yeri” haline gelmiş Muğla’da Emniyet Müdürlüğü’nü, personelini ve “Asayiş”i başarılı buluyorum. Teşekkür ediyor kutluyorum...

Bugün de Vali Dr. İdris Akbıyık başkanlığında “Muğla’nın Huzuru Güvenlik Bilgilendirme” basın toplantısı var. Bu Fethiye meselesi de masaya yatırılacaktır diye umuyorum...

-------------------                      ------------------

GÜNÜN SÖZÜ;Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman; hayatı önemsememeye başlıyorsun.--Tolstoy