George Orwell’in,
‘Hayvan Çiftliği’ okunması gereken bir yapıt.
Bu muhteşem eserde,
Geçmişin aslında,
Ne kadar da gelecekten,
İzler taşıdığını ortaya koyuyor.
1948 yılında kaleme alınan bu eser ile,
Kitabın derinliklerinde,
Bugünden izler bulabilmemiz mümkün.
George Orwell’in aydın düşünce yapısının yarattığı,
Dönemin siyaset yapısına,
Eleştiri niteliğinde olsa da,
Günümüz siyasetinin baskısı,
Toplumdaki adaletsizliği,
İnsanların tek tipleştirilmek istenmesi,
Bireyselliğin ve özgürlüğün,
Kısıtlanması gibi kavramların işlenmesi,
Bizi bugüne taşıyor.
Ütopik olduğu kadar,
Gerçekçi yönlere de yer veren yapıt,
Bizi yaşadığımız toplum düzeni içinde,
Düşünmeye davet ediyor.
Önlem alınmadığı zaman,
Toplumların nerelere sürüklenebileceğini gösteriyor.
Kitabın örgüsü,
Bay Jones adlı bir adamın,
Sahip olduğu Beylik Çiftliğin’de geçiyor.
Bay Jones tarafından,
Kötü davranılan hayvanlar,
Ve zaman içinde,
Bu durumdan son derece,
Rahatsız olmaları ile başlıyor serüven.
Bir gün çiftliğin bilge domuzu Koca Reis,
Bu çitlikte yaşadıklarının kendilerine,
Yakışmadığını idrak ederek,
Bununla ilgili mücadele,
Başlatılması gerektiğini düşünür.
Koca Reis bir gün tüm hayvanları örgütlüyor
Ve onlara hak, adalet, özgürlükten bahsedip,
Çiftlikte devrim yapılması gerektiğini belirtiyor.
Çok geçmeden Koca Reis öldürülür.
Ama geride diğer hayvanlarda,
Hak, adalet, özgürlük fikirleri,
Benliklerinde ve ruhlarında kalır.
Sürekli bu fikirler içinde bocalarlar,
Ve kendilerini sorgularlar.
Bir gün hayvanlar,
Yemlerinin verilmediği gerekçesiyle,
Kendilerinin de beklemediği,
Bir şekilde isyan başlatırlar.
Hayvanların bu ayaklanmasından,
Bay Jones ve diğer insanlar,
Çiftliği terk etmek zorunda kalırlar.
Böylelikle ideallerindeki,
Fikirlerindeki devrimi gerçekleştirmiş olurlar.
Hayvanlar Devrimi gerçekleşmiştir.
İşe ilk olarak çiftliğin ismini değiştirerek başlıyorlar.
Adı artık ‘Hayvan Çiftliği’ olmuştur.
Yönetimini ise domuzlar üstlenir.
Napolyon ve Snowball adlı,
İki domuzun önderliğinde idare edilen çiftlikte,
Başta her şey yolunda ilerliyor.
Hayvanlar bu iki domuz önderliğinde,
Yeni kanunlar oluşturup,
Buna göre yaşamaya başlıyorlar.
Ancak zaman geçtikçe,
İşlerin rengi değişiyor.
Devrim gerçekleştirildiğinde,
Bir slogan belirlenmişlerdi.
‘Hepimiz eşitiz’,
Birlikte çalışacağız,
Birlikte üreteceğiz,
Birlikte eşit üleşeceğiz,
Kimse kimsede üstün olmayacaktır,
Güçlülerin değil,
Adaletin sesi ve hükmü sürecektir.
Diye kararlar almışlardı.
Peki öyle mi olur?
Gerçekleştirilen devrimden sonra,
7 ilkeyi ortaya koymuşlar,
Bu ilkelerden asla sapmayacaklarını belirtmişlerdi.
İşler öyle olmadı.
Gücü eline geçiren,
Verdiği sözleri unuttu.
Güç benim,
Söz benim ilkesini,
Yani padişah benim,
Ferman benim ilkesi başlar.
Gücü elinde tutan despotlaşır,
Gücü elinde tutan bencilleşir,
Gücü elide tutan menfaatkeşleşir.
Gücü elinde tutan egoistleşir.
İktidarının karşı konulmaz hazzını yaşadıkça,
Sonrasında artık ondan vazgeçemez hale gelir.
Hak,
Hukuk,
Adalet,
Özgürlük,
Eşitlik,
Mazlumun sesi,
Eşit paylaşım,
Bunların hepsi hikaye olmuştur.
Tek kişi vardır,
Ve dünya onun etrafında dönmektedir.
Ali gitmiş,
Veli gelmiştir.
Bay Jones gitmiş,
Domuz Napolyon gelmiştir.
Hep birlikte yiyeceğiz derken,
Tek başına oturmuş tıkınmaktadır.
Yiyin efendiler yiyin.
Aksırıncaya kadar,
Tıksırıncaya kadar.