Hamle'nin Yaş Günü

1977yılı 21 Şubat günü, Kocamustafendi Caddesinde bir hareket vardı, bir heyecanvardı, bir canlılık vardı. İşte o gün, büyük bir kitlenin kulağı ve diliolacağını inandığımız Hamle doğuyordu. Aramızda mülkiyeliler, hukukçular,doktorlar, teknik adamlar, iş adamları, işçiler, köylüler, esnaflar, Akıncılarve Ülkücüler bir arada aynı heyecanı yaşıyorduk. Amatör bir ruhla başladık.Parolamız HER YÖNÜ İLE ATATÜRK'ÜN hedeflerini, milletimize bakış açısını, onunkabul ettiği, hurafesiz dini yaşamı, Türk dilinin korunmasını ve aslımızı inkaretmeden kalkınmayı, dünyada saygın olabilecek reformlara hep açık olmak idi.

Gazetemizinyayın hayatına girdiği günlerden 17 yıl gerilere doğru hatırladığımızda,Atatürk'ün ideallerinin rafa kaldırıldığını görürüz. Atatürk'ün, şiddetle redettiği, askerlerin resmi olarak görevli iken, siyasete alet edilmesi idi.Atatürk'ün özü olan 24 Anayasası'nın yerine, yeniden bir anayasanın yürürlüğegirmesiyle her şey tersine dönmüştür. Milli Egemenlik askıya alınmış, yerinegelen tam tarif edilecekse ulusal dedikleri egemenlik getirilmiştir.

1961'dekitertiplerle yapılan seçimin, sol kesimi iktidar etmeyeceği anlaşılınca, 1965seçimine yakın bir tarihte, Anayasa Mahkemesine seçim kanununun iptali içindava açmışlardır.

Seçimeaz kaldığı için, mahkeme tavsiye kararı açıklamıştır. İşte o tavsiye kararınınadı Milli Bakiye Sistemi idi. Dünyada yalnız bize mahsus olduğunu o günün cesurolan milliyetçi gazeteleri yazmıştı. Buna rağmen milliyetçiler tek başınaiktidar olmuştu. Sağ cenahta lider olan Demirel, günün muhalefeti olan CHP ilehiç dalaşmadan, cumhurbaşkanlarını uzun yıllar askerlerden seçerek, CHP'deEcevit dönemine gelinmiştir. Genel başkanlık yarışında Ecevit'e yenilen İsmetPaşa'nın, son sözü şöyle olmuştur. " O bir Komünist'tir"

Bunlarıgördükçe, duydukça sessiz kalan çoğunluğa, olabildiği kadar doğruları yazmakgerektiğini inanıyorduk.

Hamle'ninsol köşesinde Boğaz Köprüsü'nün amblemi vardı. Bu amblem, uzun yıllar oradakalmıştır. Bize göre Boğaz Köprüsü, Adalet Partisi'nin adeta bir simgesiolmuştu. Daha temelde iken Hürriyet Gazetesi, köprüye tepki göstererek, 101mühendisin raporu olduğunu, bu köprünün temeli için çürük raporu bulunduğunuaçıklıyordu. Aynı günlerde Ecevit, zengine yapılan bu köprüye hayır diyorum.Fakirlere azap köprüsünü çok gördünüz diyen afişlerle, meydanlarda nutuklarçekiyordu.

Ünlüulusal basınımızın, sermayesi yalan üzerine idi. Mesela; 27 Mayıs ihtilaliöncesi, et makinelerinde binlerce talebenin kıyıldığını, Celal Bayar'ın İşBankası'nda 103 milyonu olduğunu, Kars, Ardahan ve Erzurum'un Ruslaraverildiğini yazdılar. Ama, mahkemede bu yalanlardan söz edilmedi. Ancak, uçkurpeşkir gibi çok ayıp ve acayiplikler gördük. Daha evvelki gün, koskoca ulusalgazetenin manşetinde cumhurbaşkanına küçük düşürücü yazıları okuyanlar, bu nebitmez kin demekten kendilerini alamadılar. Aynı gün, milliyetçi bir gazeteninmanşetinde, bir rektörün oğlu 180 puanla İstanbul Teknik Üniversitesine nasılgirdiği yazılıydı. Bunlardan birisi için itiraz hakkı vardır. Ötekinde makamasaldırı var. Bunu şayet geçen dönemde tersi olsaydı hemen mahkemeye gidilirdive yazanlar ceza da alırdı.

İştebuna benzer yıllardan beri sürdürülen istemezük kafası ne ülkeye ve ne de bağlıolduğu siyasi partiye ve ne de kendi geleceklerine bir fayda sağlamamış, aksinemillet çoğunluğunun tepkisi devam etmiştir.

İşteböyle mutlu bir günümüz de (Neden var olduğumuzu) anlatmak için bile, hedefideğiştiremiyorsunuz.

Şunusamimiyetle isterim ki, yanlışları erken düzelten kazanacaktır diyorum ve bugörüşlerle Hamle'ye uzun ömürler diliyorum...