"GünümüzdeKurban'ı bir vahşet hatta bir cinayet olarak görenler ya da gösterenlerindayanak noktası kurbanın kesiminin bir ibadet ritüelinden çıkarılması sadecealalade bir kasap kesimi haline dönüştürülmesidir. Her yıl ekranlardagördüğümüz ya da birebir şahit olduğumuz kesimler kurban karşıtlığını besleyenbu manzaraların ve cehaletin karşılığıdır."
BirKurban bayramına daha eriştik. İçimden geçirdiğim duyguları tarif edemiyorum,daha doğrusu tanımlayamıyorum. Ağzımda biraz ekşimsi, biraz buruk bir tat var.Çocukluğumun, gençliğimin vakitlerine eremiyorum, erişemiyorum. Sadece Kurbanbayramının şimdiki zamanından çıkıp geçmiş günlerin heyecanında ağzımda şekertadını hissediyorum. Şimdiki zamanla o günler birbirini bir limonata tadındatamamlıyor. Kurban bayramını idrak ederken biraz hüzün, biraz mutluluk çoğundada gurbeti içimde taşıyorum.
Salgıngünlerinde akın akın insanlar tatil beldelerine taşınırken Kurban bayramınıtatil formatında yaşamak istemiyorum. Bayramı bayramın yaşattığı idrakiçerisinde yaşamak istiyorum. Bayramın bir et şöleninden de çıkarak o kendineözgü hissiyatında yaşanmasını istiyorum.
Çocukluğumunbayramlarında evde kesilen kurbanlar o hanenin dirliğinin, düzeninin birsadakası gibiydi. Her kesilen kurbanda çocuk gönlüm sırat köprülerinde ahretyolculuğunu hayal ederdi.
Bayramsabahları erkenden kalkardık, hele telaşı çok olan Kurban bayramı sabahı dahatez kalkılırdı. Sadece bayram sabahları değil genelde sabah vakitleri erkendenkalkma alışkanlığına hatta sevgisine babaannemle alışmışımdır. Rahmetlininsabah namaz ını karşılama telaşı vecoşkusu ve sabahın hayrını yaşama coşkusu beni çok etkilemiştir. O yüzden elliliyaşlara geldiğim halde güneşin üzerimde olduğu vakitlerde uyandığımıhatırlamam.
Bayramsabahının telaşı ve heyecanı bir ritüele bağlanırdı. Babaannem bizim onaseslendiğimiz isimle Gadınım'ın ilk işi abdest almak olurdu. Sonra sabahnamazını kılmadan şişelere sabahın serinliğinde su doldururdu. Bayram sabahıdoldurulan bu suların zemzem hükmünde olduğunu söylerdi. Sabah namazını kıldıktansonra kurbanlık hayvanın yanında alırdı soluğu.
VeGadınım'ın kurbanlık hayvana ilgisi kurbanlığın eve geldiği andan kurbanedildiği ana kadar bir emanete dört elle sarılır, bir misafiri en güzel şekildeağırlar gibi hassasiyetle devam ederdi. Kurbanlığın her türlü bakımı ona aitti.Kurban bayramı sabahına kadar kurbanlığın önünde arkasında dört dönerdi. Onunlakonuştuğunu çocuk gibi okşadığını da hatırlıyorum. Gadınım'a bayram sabahı birhüzün çökerdi. Gözünde yaşlarla kurbanlığın suyunu verdikten sonra helalleşmeyebaşlardı. Keşke o konuşmaları kaydetseydim. Ama o koçun kesildiği sabah beniyanından hiç ayırmamıştı.
Gadınım,koça suyunu verdikten sonra onunla helalleşmeye başladı: "Sen evimizin bereketi, çocuklarımın sadakası, canlarımızın emanetisin.Yoluna kurban olduğum Rabbim senin safiyetinde ibadetimizi kabul eylesin. Yolunyolumuz pir ü pak olsun. Bize can oldun, canın üzere hakkını helal et, helalet." Sonra tekbir getirip içli içli ağladığını hatırlıyorum. ZannederimKurban bayramının manasını gerçek anlamda o an hissettiğimi hatırlıyorum. Ve Hzİbrahim'in oğlu Hz. İsmail'i Hak yolunda kurban verme hikayesini ilk kezGadınım'dan dinlemiştim. İnsana insan olma yolunda rehberlik eden bu kıssadaİbrahim olma ile İsmail olmayı ilk kez o zaman idrak etmiştim.
KurbanınHakk'a teslim olma ile insan olarak yaratılmanın hakkını teslim etmenintamamlanması; bayramın manasını da hükmünce yaşamamıza vesile oluyordu. Kurbanbayramı bir et ziyafeti ya da şöleni ya da tatil seferberliğine vesile olan birvakti temsil etmiyordu. İnsan olarak gaflet uykumuzdan uyanıp kendimizegelmemizi, insan olmanın hakikatinde sahip olduğumuz canın gerçek manasınıidrak etmemize vesile oluyordu.
Kurbanbayramında Gadınım'ın kurbanla vedalaşması, onu kurban edecek kişiye ki çoğu zamanbu işi babam üstlenirdi ayrı bir ritüeldi. Emanet canlar gözümün önünden geçerdi her kurbankesiminde.
GünümüzdeKurban'ı bir vahşet hatta bir cinayet olarak görenler ya da gösterenlerindayanak noktası kurbanın kesiminin biribadet ritüelinden çıkarılması sadece alalade bir kasap kesimi halinedönüştürülmesidir. Her yıl ekranlarda gördüğümüz ya da birebir şahit olduğumuzkesimler kurban karşıtlığını besleyen bu manzaraların ve cehaletinkarşılığıdır. Çoğu kesimde tekbir getirilmediği gibi kurbanlığa gösterilmesigereken hassasiyetten uzak görüntüler olayı çığrından çıkarmaktadır..
Oysarahmetli babam kurbanlık hayvanı Gadınım'dan teslim aldıktan sonra okşar,helalleşir tekbirler eşliğinde gözlerini kapatır ve kıbleye doğru yatırdıktansonra kesime başlardı. Hayvanın kesiminde gösterdiği titizlik ve temizliğeriayeti unutamam. Cana teslim olunan emanete hıyanet olur mu, olmamalı.Kurbanlık da bir emanet değil miydi? Canlar yoluna teslim olan bir can emaneti.Çocuklarımıza bu idraki vermezsek kurban sadece bir kesim olmaktan öteyegitmez. O zaman İbrahimlere, İsmaillere ve de canlara kimlik veremeyiz.
Kurbankesimi bittikten sonra devreye annem girer. Usulünce ve hakkınca parçalaraayrıldıktan sonra ihtiyaç sahipleri, komşular ve akrabalar arasında pay edilirdi.Dağıtma işi evin çocuklarınındı. Kapıları çalışımızla etleri ihtiyaç sahibinedağıtmamızın, dualarını almamızın dışında özellikle durumu olmayan insanlarınyüzünde gördüğümüz minnet ve şükürün ruhumda yaşattığı duyguları anlatamam.İnsan sıcaklığında, insan şefkatinde, insan merhametinde duygular. Özelliklerşefkat ve merhamet diye yazmıyorum. İnsanla tamamlanan bu duygularıyaşamadığımız yaşatmadığımız sürece manası yok.
Vekurban eti dağıtımının evin çocuklarına verilmesi de manidar değil mi? Çocuklarmahallesinde yaşayan insanların durumunu gözleriyle görecek, yardımlaşmanın,birlik ve beraberliğin hazzını bizzat yaşayacaktı. Günümüz çocuklarının enbüyük sıkıntısı sadece adlarını bildikleri merhamet, şefkat, edep, hoşgörü vbduyguları birebir yaşayamamalarıdır. Kurban eti dağıtımında mahallenin çocuğuolma misyonunu da üstlenirdik. Akrabalarımız dışında mahallemizin insanlarıamcalar, teyzeler, nineler, dayılar, dedeler sıfatlarıyla büyük ailenin birparçasıydılar. O yüzden mahallenin çocuğu olmak "Biz"den bir parça olmanınayrıcalığını da yaşatırdı. Geçmiş bayramlarımız bu yüzden "Biz"imbayramlarımızdı.
Buduygularla eve döndüğümüzde bayramı gerçek manasında idrak edeceğimizbayramlaşma anlarına gelirdi sıra. Evin büyüğü Gadınım'ın elini önce babam,annem ve yaş sırasına göre evin çocukları öperdik. Sonra babamızın, annemizin.Ben ablamın elini öpmeyi özellikle isterdim. Biraz muziplik olsun diye evinküçüğü olduğumu özellikle ona hatırlatmak adına. Sonra sıra bayramın bendeki en mutlu hatıralarındanbirine gelirdi. Bayram sofrasında kavurma şenliği. Her Kurban bayramında aileüyelerinin eksildiği ya da yenilerin eklendiği bu sofralar birliğin de,dirliğin de sembolüydü aslında.
Salgıngünlerinde yine boynu bükük bir o kadar hüzünle karşıladık ve idrak ettikKurban bayramını. Hüznümüze gizli gizli hıçkırıklarımız da eşlik etti. Bayramnamazı, kurbanlığa eşlik edişimiz, kurban etlerini dağıtışımız ve kurbansofrasında yaşanılan güzellikler, mutluluklar hazan yaprakları bir o tarafa birbu tarafa savruldu gitti. Ama umutsuz değiliz. O güzellikleri, mutluluğu tekraryaşayacağız. Umarım bayramlarımız o eski manasına, safiyetine kavuşur. Bir etşöleni ya da tatil seyri olmaktan çıkar. Hakk'a teslim olmanın, insan olmaşuuruna varmanın zamanları olur.