Gidesim Var - 2

6

Yürümek, yürek ister.

Ne alaka?

Yürümek; devam etmek, hareket etmek demek. Bunun içindir ki insanın hâli yürüyüşünden, yürürken bedenin aldığı pozisyondan belli olur. Kişi güçlü, kendinden emin, korkusuz, dinç ise başı, omzu, vücudu diktir. Kişi yürekliyse, özgüveni yüksekse yürüyüşü de pektir. Onun içindir ki “yürümek” ve “yürek” hem kök hem de anlam olarak birbirine bağlıdır.

Yürümek ve hayata tutunmak yürek ister. Yola çıkmak cesaret ister. Harekete geçmek, azim ve kararlılık ister. Ancak yürekli olanlar hayata tutunabilir. Diğerleri ise savrulur gider zamanla.

Yürümeli insan, cesaretle… Yürümeli, fiyakasını bozmadan/bozdurmadan…

Yürüyüp gitmeli, yürekli olduğunu göstermek için…

7

İnsan bekler; belirsizliklerin ortadan kalkmasını, kaygılarından kurtulmayı, anlaşılmayı, isteğine ulaşmayı, sevdiğine kavuşmayı. Bekler sorunların çözülmesini, zihninin berraklaşmasını, gönlünün inşirah bulmasını.

Bekleyişler uzayınca yorulur, sıkılır, daralır. Beklemekten vazgeçer. İstemez, çabalamaz olur zamanla. Alacak defterini yırtar, yapılacaklar listesini yakar. Umutlarını savurur pencereden sokağa.

Ya kendi de boşluğa doğru savrulacak ya da yeni bir alan açacaktır kendine. Nefessiz kaldığı odaya bir pencere, bir acil çıkış kapısı, bir havalandırma bacası lazımdır.

Kendine bir oda, salona bir misafir, sohbete bir dost, okumaya bir kitap, seyre bir manzara, yeni bir uğraş lazımdır. Bütün bunları bulabilmek için de bir yolculuk lazımdır kâh kendine kâh yaban ellere.

İnsana kendini ve aradığını bulduran bu yolculuk nerede biter, bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki insan sefere yazgılıdır.

İnsan, gerektiğinde beklemeyi bırakıp, yola düşebilmeli bulabilmek için…

8

Kaç yıl ömrümüz kaldı geride?

Ortalama insan ömrünü ölçü alırsak 25-30 yıl. O da her şey yolunda giderse…

Yine her şey yolunda giderse 5-10 yıllık bir iş hayatı… Gerisi emeklilik, ihtiyarlık, hastalık… Yani hayata dışarıdan bakacağımız yıllar.

Konfor için kendinden, meslekî ideallerinden, ilkelerinden, şahsiyetinden ödün vermeye değer mi?

Değmez… Rahatın için, üç günlük iktidarın için boyun eğmeye, sineye çekmeye, takla atmaya değmez.

İçine sinmeyen, kendini ait hissetmediğin yerde kalmaya gerek var mı?

Gerek yok... Başı dik, zihni dingin, yüreği sıcak ve huzurlu olabilmek için kimseden bir şey beklemeye, kimseye eyvallah etmeye gerek yok.

Vakti geldiğinde gitmek lazım; gerisini kurtarabilmek için… 

9

Tutacak bir el, tutunacak bir dal, sarılacak bir umut kalmadığı zaman insanın zihni ve gönlü çatışmaya başlar. Belli ki tek yol gitmektir. Zihin bunu fısıldarken gönül kalmaya odaklıdır.

Gelgelelim, gitmenin de kalmanın da bir bedeli vardır. Kalsa daha fazla yorulacak, gitse gönül evi tarumar olacaktır. Kalsa yıpranacak, gitse üzülecektir. Kalsa “keşke”leri, “acaba”ları artacak; gitse “belki” bir başka üzüntünün içine düşüp pişmanlık duyacaktır.

Oysa üzüntü, aynı acılar-kayıplar gibidir. İnsanı hem yaralar hem de iyileştirir. İnsan, üzüldüğü zaman harekete geçer. Üzüntü, oluşturduğu enerji ile insana güç ve cesaret verir.

Ve’l hâsıl-ı kelam, kalmak da gitmek de zordur. Kalırsan tükenme, gidersen iyileşme ihtimali çok daha yüksektir.

Umutlar tükendiğinde gitmek lazım, “keşke”lere esir olmamak için…

Ne var ki, istemek yetmez bazen…

16.07. 2025