Gene Gülhatmi

Hatırlayanvardır. Geçen yıl da gülhatmi (hatm-i gül, hatmana, fatmana) ile ilgili biryazı yazmıştım.

Genegülhatmi mevsimi geldi. Her taraf gülhatmi. Yol kenarları, yamaçlar, bağ-bahçesınırları kendiliğinden oluşan güzelliklerle doldu taştı.

Beyaz,pembe, kırmızının her tonu, bordo gülhatmiler.. Tek yapraklı, katmerli, ortakatmerli, kenarları tek yapraklı gülhatmiler. Bugünlerde coşmuş vaziyetteler.

İnsanaihtiyaç hissetmeden kendiliğinden gelişen bir çiçek. Bakıma ihtiyacı yok, suya ihtiyacı yok, ilacaihtiyacı yok. Nisan sonunda açmaya bi başladı mı, taa ilk soğuklara kadar,Aralık başındaki kırağılı günlere kadar açan çiçeklerle tabiatın en uzun açançiçekleri. En uzun süren süsler. En uzun süren güzellikler.

İnsanaihtiyaç hissetmeden coşması ve uzun süren güzellikleri ile beni çocukluğumdanberi heyecanlandırır gülhatmi. Çocukluğumda, güller, hele yabani güller, yıllarsonra "nesrin" veya "nesteren" dendiğini öğrendiğim yabani güller, katırtırnakları ile beraber her gördüğümde heyecanlandıran çiçeklerdi gülhatmiler.Tabii biz ona "hatmana/fatmana" derdik. Çiçek yapraklarının dibini ikiye ayırır burnumuza yapıştırır oynardık.

Çocukluğumuzdaçok görülmezdi gülhatmiler. Kocamaan (O zaman kocaman görünürdü köy ve çevresi)köyde 25-30 kök ancak görürdük. Onları da daha çok köyün arazilere hem-hudutolan yerlerinde, bir de bağ-tarla yollarında görürdük. Geçen hafta sonuçocukluğumun geçtiği yerlerde dolaştım biraz. Rahmetli Halil dedemin çeşme hayratınıyaptırdığı Kesten dere'ye de gittim. İki yamacın dereye yakın tarafları olduğugibi pembe gülhatmi olmuş. Anladığım kadarıyla artık pen hayvan otlatılmayan oyerlerde tabiat kendi "tabiat"ini ortaya çıkarmış ve sağlı-sollu yamaç eteklerigülhatmi ile dolmuş ve pespembe bir dünya oluşmuş.

Bizailecek bahçe düşkünü olduğumuz için, yayladaki arazilerimizin uygun yerlerindede bol miktarda ve her renkten gülhatmi yetiştiririz. Mevsimi geçtiğinde, ortasaplarda kalan tohumları uygun terlere çırpar, sapları da toprağa bırakırız.Çünkü gülhatmi, potasyum miktarı çok fazla olan bir çiçektir ve potasyum datoprağı zenginleştirir.

Bereketlikiraz, erik, armut, şeftali bahçelerini rengârenk zenginleştiren gülhatmilerigördükçe, belediyelerin bu güzelliklerden şehirleri mahrum etmelerininsebeplerini anlayamam. Su, ilaç, bakım istemeyen bu Hudayî nâbit güzelliklerşehirlere Nisan sonundan Aralık başına kadar, mevsimine göre 7 aya kadargüzellik katarken, şehirlerin sahipleri bu uzun süren güzelliği niyegörmezler? İki insan boyuna kadaryükselen gülhatmiler sokaklara, meydanlara, park ve bahçelere zadece zemingüzelliği değil, ufkî güzellik de katar. Bu güzelliği iliklerimize kadar niyeyaşamayalım? Beyazı, pembesi, kırmızının her tonu ve özellikle bordo rengi ileniye bir renk cümbüşü yaşamayalım sokaklarda, meydanlarda, parklarda,bahçelerde?

Karayollarınınkenarlarında ekseri pembesi var gülhatminin. Çoğu yerde koloniler hâlindebulunuyor. Muhtemelen tohumların dağılma yoğunluğu olan yerler. KarayollarıGenel Müdürlüğü'nün yerine ben olsam, gülhatmiler tohuma durduğunda saplarıkeser gülhatmilerin olmadığı yol kenarlarına tohum çırptırırım ki insanlarşehirlerarası yolculuklarını gülhatmi koridorları içinde yapsınlar.

BiliyorumSüheylâ. "Bunca derdin içinde bi gülhatmi meselesi mi kaldı?" diyenler mutlakaolacak. Zaten lafımız onlara değil. Lafımız yüreklerinde gülhatmilerin renkcümbüşünü yaşayanlara.

Nedersin Süheylâ?...

Dediklerimiziduyan olur mu?