“Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez.”!!!

10 OCAK…

Bugün 9 Ocak Cuma… Yarın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…

Muğla Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Cem Kaytan’ın Başkanı olduğu Ege Gazeteciler Federasyonu Ege Bölgesi’nde 8 ilin 2025 yılı EN Başarılılarını ve 40 yılın üstünde ‘hala çalışan’ gazetecileri Muğla’da bir araya getirerek ödüllendirdi.

Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde yapılan ödül töreni 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinliği olarak gerçekleştirildi! Tabii bu bana biraz tuhaf geldi…

“Onur Ödülü” ile ödüllendirilen gazetecilerden biri de bendim. Tabii ödülümü de aldım bu konuda gereken eleştirimi de yaptım.

Nasıl olsa kimse yazmayacaktır, (!) sonra paylaşırız…

*

BAYRAM DEĞİL, ANMA GÜNÜ

Evet gazetecilerin birkaç “günü” vardır.

O yüzden gazeteciler her daim günlerini görürler!

Çalışan gazeteciler günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1962'den beri 10 Ocak günü düzenlenen Türkiye’ye özgü bir kutlama günüdür.

Çünkü meşhur 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu 10 Ocak 1961 de yürürlüğe girmiştir.

1961'de 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 10 Ocak günü, 1962-1971 arasında "Çalışan gazeteciler bayramı" adıyla kutlanmış; 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı “Çalışan gazeteciler günü” olarak değiştirilmiştir…

*

GAZETECİLER GAZETESİ

Bu arada 212 sayılı yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 ‘yaygın’ gazetenin patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazeteleri) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak ‘gazetelerini 3 gün kapadıklarını’ duyurdular.

Basın ve Çalışma Yaşamı Tarihine “Dokuz patron olayı” olarak geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, çeşitli protesto eylemleri gerçekleştirdiler ve halkı gazetesiz bırakmamak adına boykot boyunca “BASIN” adlı bir gazete yayımladılar.

Basın gazetesi 11 Ocak günü “Daima Halkın Hizmetindeyiz” manşetiyle yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Gazetenin ilk sayısının başyazısında şu ifadeler yer aldı:

Temel hak ve hürriyetlerimizin gerçekten kısıtlandığı, yalnız basının değil bütün memleketin gerçekten eşi görülmemiş bir tehlikenin içine sokulduğu günlerde bile gazetelerini kapatmayan ve protesto yoluna gitmeyen gazete sahiplerinin, şimdi bir ilan kurumu için yaptıkları bu hareket, basın tarihimizde herhalde şerefli bir yer kaplamayacaktır. Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez. Basın bir kamu hizmetidir.

*

1961 HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİN YERİNDE YELLER ESİYOR

Sonuç olarak ülkemizde Basın Çalışanları, 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu ile “Yazılı iş sözleşmesi zorunluluğu, Sendikalaşma ve toplu sözleşme imkânı, İş güvencesinin güçlendirilmesi, Kıdem tazminatı hakkı, İhbar süreleri, Fazla mesai ve hafta tatili, Gazetecinin işten keyfî çıkarılmasının zorlaştırılması” gibi çok ciddi kazanımlar getirdi. 

Bu kazanımlar nedeniyle İstanbul Gazeteciler Sendikası, bir de medya patronlarının boykotu karşısında basın çalışanlarının elde ettikleri başarıya sahip çıkmak ve üyelerine moral vermek için 10 Ocak 1962'yi Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlama kararı aldı ve İstanbul Park Otel'de bir tören düzenledi. İlk bayram yapıldı…

Ancak patronlar da boş durmadı… Çalışan gazetecilerin sorunlarının ağırlaşmasına paralel olarak zamanla kutlamaların ilk yıllardaki canlılığı azaldı. 1971’deki askeri müdahalede 212 iyice işlevsiz hale getirildi… Bunun üzerine kutlama gününün adı, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” olarak değiştirildi.

Yarın 10 Ocak…

Ben bir “fikir işçisi” olarak “Çalışan Gazetecilere Bayramı’nı kutlamayı çok isterdim. Ne yazık ki kutlanacak bir şey yok, “anma” var…

*

İLK KUTLAMALAR ÖDÜL TÖRENİNDE

Ege Gazeteciler Federasyonu’nun ödül töreninde de ödül alan herkes, etkinlik “10 Oca Çalışan Gazeteciler Günü” çerçevesinde yapıldığından ve o günün tam olarak ne olduğu bilinmediğinden olmalı “Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyorum” dedi.

Oysa ortada kutlanacak gerçekten bir şey yok…

Tabii açılışta Federasyon Başkanı Cem Kaytan arkadaşımız, açış konuşmasını yaparken bu konuda kısa bir bilgilendirme yapabilirdi. Neyse seneye artık…

*

İLK “KUTLAMA” VALİ DR. AKBIYIK’TAN…

O gün Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık da “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” vesilesiyle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci Sarayı Vip Salonu’nda düzenlediği kahvaltıda Muğla Basını ile bir araya geldi. Kahvaltı samimi bir havada geçmiş. Ben çok istediğim halde katılamadım. Aynı gün iki etkinliği kaldırabilecek durumda değildim.

Meslektaşlarımızdan “Basının Önemini Vurgulayan Anlamlı Buluşma” diye başlık atanlar oldu.

Valilikten yapılan açıklamada da “Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, ‘Yeryüzü Cenneti’ olarak nitelendirdiği Muğla'da görev yapan tüm basın mensuplarının bu anlamlı gününü kutladı.” denildi. Kutlama yapmasa iyiymiş, ama olmuş artık… Ki “engelliler günü” bile kutlanıyor ülkemizde!

Olacak o kadar diyelim…

*

Muğla Valiliği’nden paylaşılan haberde şu ifadelere yer verildi:

Program, gazetecilik mesleğinin zorluklarına ve toplum için taşıdığı hayati öneme dikkat çekmek amacıyla düzenlendi. Vali Akbıyık, bu buluşmada yaptığı konuşmada, basın çalışanlarının yerel ve ulusal haber akışındaki kilit rolünün altını çizdi. Gazetecilerin demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, onların emeklerine teşekkür etti.

Yerel Basının Gücü

Muğla gibi doğal ve kültürel zenginliklere sahip bir ilde, yerel basının haber üretimi büyük önem taşıyor. Vali Akbıyık, yerel medyanın bölgenin sorunlarını, başarılarını ve gelişim hikayelerini kamuoyuna duyurmadaki başarılı çalışmalarını takdirle karşıladığını ifade etti. Bu buluşma, yerel basın ile kamu yönetimi arasındaki iş birliğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Etkinlik, basın mensupları ile samimi bir ortamda gerçekleşen sohbetlerle sona erdi…

Kahvaltıda Vali Dr. İdris Akbıyık, 2026 Yılını “Muğla’da Gençlik Yılı” ilan ettiklerini belirtirken, 2025’in hesabını da vermiş. Onu da bir başka yazıda ele alırız…

*

İKİNCİ KUTLAMA GONCA KÖKSAL ARAS BAŞKAN’DAN

Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras ta geçen yıl olduğu gibi bu yılda “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” vesilesiyle Menteşe’deki gazetecilerle bir araya geldi. Gonca Köksal Aras Başkan Konakaltı Kültür Merkezi’nde düzenlenen kahvaltıda “Yerel basın mahallenin sesidir, kentin vicdanıdır, gündelik hayatın en yakın gözlemcisidir.” dedi.

Hava muhalefeti nedeniyle dünkü basın kahvaltısında da yoktum.

Menteşe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler’den servis edilen habere göre, Başkan Köksal Aras, Menteşe’de gerçekleştirilen çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirmede de bulunmuş. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla düzenlenen kahvaltıda, Menteşe olarak çok şanslı bir ilçede yaşadıklarını belirten Başkan Köksal Aras, “Bunu her fırsatta söylüyorum. Çünkü bu kentte güçlü, saygın ve mesleğine sahip çıkan bir basın geleneği var.” demiş.

Biraz abartmış, ama olsun… “Gelenek” sözcüğüne katılmamak mümkün değil… Ancak “ideolojik ayrım” olmadığı halde iki meslek örgütüne sahip olmamız biraz düşündürücüdür…

*

Menteşe Belediyesi Basın Halkla İlişkiler’den servis edilen haber özetle şöyle:

Başkan Köksal Aras konuşmasında ‘Bugün bir araya gelmemizin iki önemli nedeni var. Birincisi; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü birlikte kutlamak, ikincisi ise 2025 yılında yaptıklarımızı ve 2026’ya dair projelerimizi şeffaf bir şekilde sizlerle paylaşmak, sorularınızı cevaplamak ve karşılıklı sohbet etmek.’ diyerek şunları söyledi:

‘Karanlık bir dönemden geçiyoruz. Sadece ekonomik olarak değil; siyasal, toplumsal ve özellikle ifade özgürlüğü açısından da zor bir süreç yaşıyoruz. Şu an tutuklu olan birçok gazeteci büyüğümüz var. Bu koşullarda en ağır yüklerden biri de sizlerin omuzlarında. Artan ekonomik baskılar, yerel basının ayakta kalma mücadelesi, haber üretirken karşılaşılan engeller ve özgürce yazabilmenin her geçen gün daha da zorlaşması. Tüm bunlar, gazeteciliği aynı zamanda cesaret gerektiren bir sorumluluk hâline getirdi. Atamızın çok net bir sözü var: ‘Basın, milletin müşterek sesidir’... Bu söz, sizlerin ne kadar hayati bir görev üstlendiğini açıkça anlatıyor. Demokratik ülkelerde yanlışın görünür kılınması, doğrunun savunulması ancak özgür ve bağımsız bir basınla mümkündür. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Basın sustuğunda toplum susar. Basın özgür olmadığında demokrasi eksik kalır.

*

Menteşe kahvaltısına Menteşe’deki gazetecilerin neredeyse tamamı katılmış. Valilik kahvaltısında da il genelinde katılım fena değilmiş. Ancak bu katılımın Ege Gazeteciler Federasyonu töreninde olmaması da düşündürücüdür. Küçücük Muğla’da bile bu böyle olunca 212’yi arıyoruz…

---------------                           --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Hayatını kimse izlemiyormuş gibi yaşa, herkes seni dinliyormuş gibi konuş. --Baltasar Gracian